Astronot mu, Şovalye mi, Doktor mu?

Tıp ve Felsefe Comments Off on Astronot mu, Şovalye mi, Doktor mu?

675922LechevalierimÜlkemde doktor olmasaydım, bu mesleği seçen elit insanların çektiği acıları anlamakta zorlanıp, katlandıkları zorlukları göremeyecektim. Doktor bir ülkenin kamu hazinesinin parçasıdır, millidir . Tıpkı bir astronot ya da ucak mühendisi gibi. O ülkenin gelişim döngüsünde motor gorevini üstlenmekle yükümlüdür. Toplum sağlığını birey üzerinden koruyarak. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında her köye bir Doktor demekle, her köye bir astronot demek arasında bir fark yoktu. Populist siyaset sağlık sorunlarını nesnel göstergelerle çözmeye kalkması vekilliğe giden otobana çıkması için yeterlidir. “Hayaldi gerçek oldu” kavramı da bu alışkanlığın bir parçasıdır aslında..Nesnel bir örnek yaratırsınız, bir futbol takımı satın alıp avrupa şampiyonu yaparsınız ve Türk sporunu geliştirmiş olma onuruyla meydanlara çıkarsınız, biz yaptık dersiniz..Oysa raşitizm hala bir toplumsal sorundur, obezite almış başını gitmektedir, sporun toplumsal alışkanlık olmasını bırakın, özendiren bir eğitimi sistemi de yaratamamışsınızdır…Mimaride başarı elde etmek için orman vasfında arazileri kullanıp, park ve deprem için ayrılan alanları yabancı sermayeye tahsis edip gökdelenler dikersiniz..alın size “hayaldi gerçek oldu” ama gökdelenin arkasında doğalgaz sobasından insanlar zehirlenirken hiç üstünüze alınmazsınız.. Ülkemde siyaset budur, son derece kolay…

Gelelim astronot doktorumuza; atandığı köyde uzaylı muamelesi görmesi nedeniyle konuşacak adam bulamamaktan alkolik olmasını bir kenara koyalım.. bir astronotun yetiştirilip uzay merkezinde çalışması icin harcanan kamu yatırımından az olmayan bir harcama sonucu fakülteden çıkmıştır. Bitmeyen eğitim sürecine ihtiyaç duyan uzun bir yoldan geçmiştir, ama ekipman olmayan bir yere yollanmıştır. Düşünün ki astronot üreten bir ülke olarak uzay merkezi yerine işlevsiz mekanlarda calıştırılıyorsunuz, astronotlar  kamu yararı olmadan yok ediliyor. Bu yüzden doktoru uzaylı zannedip öldüren halkımızı bu durumdan sorumlu tutamayız. Koruma tutsak doktora verdiğin maaşın iki katını vermek lazım..o da mantıksız olur.

Hekim olarak yetişen değerlerimiz, çocuklarımız, görev yerlerine geldiklerinde ilk karşılaştıkları manzara hizmetin sunulmasını imkansızlaştıran fiziksel mekan sıkıntısıdır dedik resmi dille, bu durum bir astronotun ay üssü alfa yerine milli parkta kuş saymasından farklı değildir.  İkinci sorun dirayetsiz ve kifayetsiz yönetim sisteminin motivasyonu yok edici baskısıdır.. bu da çok resmi tanımlama oldu, daha açık ifade ile astronotu muslukçunun emrinde tuvalette çalıştırmak diyelim. Sağlık hizmetini devam ettirmek icin mekan ve ekipman kaygısını, yönetsel baskıların demotivasyonunu bir kenara bıraktığında hekim, bireysel ve toplumsal sağlığı korumak için sınırlı tedavilerle yetinmek zorundadır. Kariyer planlama umudunu kaybetmeyenler sistemin sunduğu uzmanlaşma kanallarını selektif hale gelmesiyle bir ölçüde üretken olabilmiştir. Sözgelimi Tus sınavı parlak beyinleri bir adım öteye taşımıştır, uzmanlaşma..yani biraz daha astronot durumuna geliyorsunuz. Toplumdan dışlanmak için biraz daha okumak yeterli.

Şovalye durumu biraz daha karmaşık olabilir. Bizim kültürümüzde olmadığından,çizgi filmlerden anladığımız kadarıyla, soylu şovalyeler, koruyucu, hak bilen adaletli insanlardır.  Herkese verilmeyen bu ünvan için önce kahraman ve fedakar olmalsınız. Bu aslında Doktorlara biçilmiş kaftan gibi duruyor. Verici olmak hekimliğin değil hastayla ilişkili her insanın içinde taşıması gereken bir değerdir. Mutlaka manevi ya da maddi bir karşılığı vardır ki olmadığı durumlar tanrısal nitelik taşımayı gerektirir. Sanırım beşeri bir meslekten bu kadarını beklemek yerine şovalyelikle ilgili sözlük bilgilerine girmek daha uygun olur. Bu adamlar bizim bildiğimizin aksine tüm servetlerini geri almamak üzere kiliselerine bağışlayan insanlardır. Maalesef hekimler böyle bir şeyi yapamadıklarından pek sevilmezler. Bizim kefen benzeri bir elbiseyi her an ölecek gibi giyerler, beyazdır..tıpkı bir doktor gibi üzerinde beyaz bir giysi vardır, üzerinde kırımızı bir haç, bizde ise kırmızı bir hilal vardır..Toplumun bilinçaltı beklentisi aslında budur, şovalyelik, kurtarıcı kavramıdır doktordan istenen ve aslında hekimlerimiz bunu fazlasıyla vermişlerdir.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sayıca az hekimler, sıtma, tüberküloz ve çocuk felci ile savaşırken bir şovalye gibi toplumun gözünde yüceldiler. Astronot olmak için hitler imdadımıza yetişti. Almanyadan kaçan üniversite hocaları, hazır taze pişmiş üniversite değerleri tıbbiyelerde eğitime başladı ve altın nesil 30-40 yıl sonra 1970’lerde ülkemizde yetişmiş, dünyada varlığını kanıtlamıştı. Yani bir nesil yetişmesi için ortalam 30-40 yıl zaman harcaması gerekir toplumun…

Beni bu altın nesil yetiştirdi. Çok şey borçluyum onlara..önümüzü açmadılar, rakip gördüler bunları unutalım.. Belki bizde altın nesilin devamı gibi çalıştık. Ama ben bilgilerimi aktarma şansı bulamadım alt nesillere..hoş onlarda istemediler…Hep anlatılırdı, Leriche sendromu..bizim hocamızdı..işte o da bu sırada oturdu vs..Göğsümüzü gererek bitirdik okullarımızı, astronot edasıyla şovalye gibi daldık yetersiz sağlık merkezlerine..kimi yerde bir muhtar çıktı önümze, kimi yerde kaymakam, vali bazen savcı hatta jandarma bize işimizi öğretmeye kalktı. Ben direndim, varsa aksini söyleyen yorumu açık yayınlayacağım. Olması gereken doktorun özgür iradesi ile karar alacağı, evine huzurla dönüp ertesi gün istekle döneceği mekanlar hazırlamaktı ama olmadı. Kamudan ilk ayrıldığımda hastane müdürü okuma yazma kurslarına giden bir ülkücü idi sonra bir imam atamışlar…uzmanlık aldığım üniversitenin müdürü de bu yıl asistan dövmeye başlamıştı. İstifa ettiğiim hastanede dün bir hekimi doğrayarak katlettiler, meslektaşlarımla yas tutmak hiçbir şeyi değiştirmedi. Çalıştığım özel hastanelerde verdiğim hizmetin karşılığı hiçbir zaman bilinmedi, bahşişle çalışmaya zorlandık adeta hırsız gibi girdik çıktık muhasebelere..sanki hakkımız yoktu. Kısaca tam bir astronot şovalye durumu…yani astronot gibi bilgili, şovalye gibi verici olmalısınız..tüm meslektaşlarımın durumu budur.

Astronot olma durumu okumakla mümkündü ama okuyamıyorduk, şovalye olmak için güçlü olmalıydınız ama paranızı alamadığınız için mümkün olmuyordu. Geçim derdine düşmemek için, tekrar muayenehane açalım  diye tereddüt ederken bir anda imkansıza yakın engeller karşılaştık..Şimdi kendi ofisimde bir astronot gibi hem hastamı bilerek hem de hastamın beni bildiğini bilerek 2015’e kadar çalışabilirmişim..Bu bir ayrıcalık, bir şovalye gibi mesleki bağımsızlığımızı almadan ölmeyeceğim diye şöyle haykırabiliyorum..

“Ey dirayetsiz siyasileşmiş, kifayetsiz ve sermayenin güdümünde bize bayrak açan kamuoyunu yanıltan mühteris kadrolar, bir gün bir hekimin şefkatli kollarında günah çıkartırken af dilediğinizde hakkımızı helal etsek dahi, tüyü bitmemiş evlatlarımız ve yetimlerimizn günahı boynunuzdan eksik olmayacaktır.

Tanrı sizinle olsun biz geliyoruz…aman koltuklarınıza yapışın..