Çanak Çömlek Patladı!

Tıp ve Felsefe Comments Off on Çanak Çömlek Patladı!

Yalnızlaşma; deyince aklıma hep Nazım usta gelir “bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçe”..böyle düşününce yüreğine su serpilir insanın, bir serinlik, ohhh aydınım düşünüyorum, o halde varım ama bir orman içindeyim aslında hiç de yalnız sayılmam. Bugün Sayın  Emre Kongar’ın yazısını okuduğumda bir sosyoloğun saptamalarıyla bu ormanın hiç de kardeşçe olmaması ihtimali biraz korkuttu..

Ormana neden gider insan? gizlenmek, sığınmak, korunmak barınmak…tamamına yakını ormanı yücelten, kalkanlaştıran ifadelerdir. Ama ağaç kesmeyi kafanıza koyduysanız, orman zihninizde nesnel  ifadelerle eşleşir: odun, para, arazi vs..

Ya ormanı oluşturan ağaç gerçekten yalnız ise?  Düş hekimi Yalçın Ergin’in yalnız ağaç kavramını açıklayan blogunu öneririm. Kimi çölün ortasında, kimi bozkırda, öylesine heybetli ve yalnız ama bir o kadar güzel ve çekici.. Sanırım orman içinde bir ağaç olmanın ötesinde eğitimin homojen olmadığı toplumda okumuş olmak böyle bir şey olmalı, her ne kadar Nazım ile kendisini avutsa da Emre hocanın gerçekleri ile yüzleşmek zorundadır okumayı tercih edenler..

Ama yine de olsun masmavi gökyüzü ve alabildiğine sonsuz ufukta tek başına dikilmek öylesine bir tatmin ki..

Bir süre bu tatmin zaman zaman gelen ziyaretçilerle güçlense de yalnızlık kavramı her şekilde rahatsız eder ademoğlunu..zira genlerinde yoktur yalnızlık,  topraktan gelen elmanın tadını aldığı gün “tek” olmaktan vazgeçmiştir çünkü ADEM..

Kimse yalnız olmak istemez. Doğduğunuzda annenin parçası gibi yalnızlıktan kaçan ego, yaşıtlarıyla geçen süreçte bireyselleşirken bir o kadar toplum içinde kabul edilme, var olma savaşı verecektir. Annesinin kendi eliyle soktuğu oyun grubunda “birden birlik olma” sürecini yaşayarak..

Gel gelelim bu iş hiç kolay değil; ilk kez oyun grubuna sokulduğumda benden yaşça büyük mahalle çocukları “kukalı saklanbaç” oyununda sizi ebe yaptılarsa ilk sınavınızı vermeye başlarsınız..bir anda elinizde sorumluluğu çok yüksek “kuka” diye bir obje ve onu koruma görevi verilmiştir. Oyun kuralı basit, kukanın yanında gözlerini kapatıp  içinden sayacaksın, herkes saklanacak ve onları bulmaya çalışacaksın…ama arama yaparken biri gelip kukaya dokunursa oyun dışı kalırsın, oldu da birini yakalarsan oyun yeniden başlar, kukanın yanında çok kalır da kimseyi bulamazsan yanarsın ve oyun dışı kalırsın…birileri bağırmaya başlar “Çanaaak çömlek patladııııı!”

Bu utanç verici bir durumdur, toplumsallaşmya çalıştığınız bir ortamda oyun dışı kalmak kötüdür. Benim başıma gelen ise çok daha ötesi oldu ki unutamadığım bir tecrübedir..öylesine önemli bir kukanın etrafında dolanırken terkedilmek, saatlerce kimseyi bulamamak ve pes etmek..hava karadığında korkuyla etrafa çanak-çömlek diye bağırırken kimseyi etrafında bulamamak..işte bu yalnızlaşma belki de en kötüsüdür…birilerinin senden kaçmak için kukayı sana bırakıp kaçması, belki başka bir yerde salıncakta sallanması ya da evine gitmesi…

İşte az gelişmiş bir ülkede Doktor olmak yalnızlaşan aydının ağaç gibi onurlu ve mağrur olmasından öte kukalı saklanbaçta terkedilen 4 yaşında çocuk gibi olmaktır…elinde kuka ile pes etmiş, çanak-çömlek diye etrafa bağıran kimsenin kulak asmadığı bir yalnızlık…

Sağlık sistemi adeta bir kuka gibi elinize vermişlerdir bir kere, herkes saklanmış, tüm sorumluluk sizde, etrafınızda onu elde etmeye çalışan sermaye, medikal firmalar, ilaç fabrikaları…sizden onları yakalamanızı aydınlığa çıkartıp düzenlemenizi isterler ama etrafta kimse yoktur…elinizde kuka giderek ağırlaşır, hava kararır bir yere gidemezsiniz..bağırmanız nafiledir..üstelik kuka kaybolursa mahallede barındırmazlar sizi..böyledir ülkemde Doktorun yalnızlığı..hep bağırıp kurtulmak uyanmak ister bu rüyadan…tüm gücüyle bağırır akşamın karanlığında kendini terkeden arkadaşlarına güvensiz ve umutsuzca…

“ÇANAK ÇÖMLEK PATLADI!!!!!!!!