Tutsak Hekimlik Kamu Yararına Olamaz

Tıp ve Felsefe Comments Off on Tutsak Hekimlik Kamu Yararına Olamaz

Mesleki bağımsızlığın sınırlanması kamu yarar bir durum değildir. Hekimlik mesleğinin iradesine dışardan müdahale imkanı veren  her türlü uygulama ve yasa kaldırılmalıdır. Darbelerle hesaplaşan bir toplumda, şiddetin giderek yükselmesinin ardında yatan sebep,; darbelerle zaptedilen özgürlüklerin devredilmesi, bağımsız iradenin alı konmuş olmasından kaynaklanan bireysel düzeye inmiş çatışmadır. Bu çatışma kültür düzeyi ve ahlaki yapıya bağlı olarak mobing’ten adam öldürmeye varan yelpazede sürmeye devam edecektir.

Hekimlik 12 eylül darbesi ile  gelen “sicil amiri kavramı”  ile özgür iradesini kaybetmiştir.  Mahalli idare amirinin son derece hassas ve ehliyet gerektiren sağlık konularında hekime müdahale hakkını elde etmesi ile kamu ihale kanunundaki açıklar ziyadesiyle kullanılmıştır. Bu durum hekimliğin siyasete açık olmasına ve organizasyon şemasında liyakatten uzak yapılanmanın gerçekleşmesine yol açmıştır. Siyasi ve bürokratik irade bununla da kalmamış hastane yapılanmalarında şeflik kavramını ayrımcı siyasetin enstrumanı olarak kullanıp, özgür iradeli hekimlerin yetişip, mesleki gelişimlerini tamamlamalarını engelleyen on yıllarca süren feodal bir yapı oluşturmuşlardır. Günümüz iktidarının en büyük başarısı bu ihale yolsuzluklarını azaltacak ciddi önlemler almasıdır ki ilaç ve malzeme fiatlarının eski dönemlerle karşılaştırılması durumunda ihale yolsuzluklarının boyutları anlaşılabilir.

Darbeler ile tahkim alınan “hekimlik” kamu yarar çalışmaktan alıkonulurken, suni akademik ünvanlar sınavla verilmeye üniversite iradesi de yok edilmeye başlandı. Bu şekilde elde edilen akademik ünvanlar üniversite içinden ya da dışından pazarlanarak, kamuoyu yanıltıldı. Siyasi ve bürokrasinin yarattığı ehliyetsiz şeflikler ya da yandaş hekimlik, bir şekilde akademik ünvanlarla süslenerek pazarlandı. Sözde akademisyenlerin gerçekte bilime ve mesleğe hiçbir katkıları olmadığı için uluslararası alanda hiç tanınmadılar. Çoğunun yabancı dil seviyesi düzmece sınavlarla yüksek gösterildiği için bulundukları pozisyonlarda gereken iletişimleri kuramadılar. Bu düzeyde ülkemiz büyük kayıplar vermiştir.

Sözde akademisyenlerin zaman içinde ortaya çıkan özel sağlık sistemi içinde pazarlanması ile hekimlik üzerinden kazanılan rant giderek büyüdü, bu kez maddi yönden güçlenmiş, statükocu ve piyasaya hakim akademisyen bir sınıf ortaya çıktı. Bu sınıf hekim örgütlerinde aynı yolu takip eden genç hekimlerin biad etmesi ile daha da güçlenmiştir. Meslek örgütleri “demokratik” seçimlerle bu insanların hakimiyetinde yıllarca bu kişilerin borçlu olduğu siyasi partilerin güdümünde çalışması bu sebebledir.

Darbeler bakanlık teşkilatlanmasını da etkilemiştir. Sağlık bakanlığı teşkilat yapısı, hekimi “vasıfsız personel” şeklinde tanımlayıp, hizmet alanında yardımcı personel olmaksızın, sistemin bütün ağırlığını hekim üzerine vermiş kamu nezdinde hekimin yetersiz kalmasına seyirci kalmıştır. Bu yükselen şiddetin bir başka kaynağı olabilir. Öte yandan Tıp fakültesi diplomasını “bakan onayı” altına alarak adeta rehin karşılığında tutsaklığın boyutu daha da ağırlaştırılmıştır. Bir gün hekim olmayan bir sağlık bakanı kamu adına hekimlik diplomasına imza koyduğunda uluslararası geçerliliği olan hekimlik sanatının icrası yetkisi veren belgenin üzerinde bir lekeden farksız  algılanacaktır. Oysa diploma aynı ehliyete sahip olmayan bir kişi ya da kurum tarafında onaylanamaz, üstüne yazı yazılamaz…

Diplomanın sağlık bakanlığı tarafından rehin alınması masum görünen bir populist politika sonucudur. Sözde hekimlerin gitmek istemediği az gelişmiş bölgelere zorla hekim göndermek için planlanmış, siyasi iradenin yapamadığı hizmetleri tek başına hekim göndererek halkın gözünde çözmeye çalışır gibi göründüğü bir aldatmacadır MECBURİ HİZMET…Gittiğinizde oturacağınız bir masa, bir muayene nasası bile yoktur, ısıtmak için soba yoktur ve hatta sağlık ocağı binası yıkılmış dahi olabilir. Ancak göreviniz bu şartlarda hekimlik yapmaktır. Kamu pek çok parlak beyini ve hekimi bu dağ yollarda heder etmiştir. Bu durum yetmezmiş gibi basında  duayen kabul edilen kimi muhabirler yorgun hekimlerin nöbet odalarının kapılarını kameramanlar eşliğinde yumruklayıp, sağlık alanındaki aksamaları hekimlerin üstüne yıkacak kadar alçalmışlardır. Zaman içinde hekimlerin şeytan taşlama ayinlerinde merkeze alınmaları, bu görüntülerle büyüyen çocuklarımızın zihninde hekime yönelen şiddetin kaynağı olabilir.

Darbelerin yarattığı özgür iradesi kısıtlanan, özgürlüğü elinden alınan hekimlik bugün TUTSAK durumdadır.

Tutsak hekim kamuda siyasi iradenin belirlediği yönetim kadrolarının altında kamuyarar karar veremez. Kamu adına yapılan ihalelerden, hasta muayenesine, heyet kararlarına kadar siyasi iradenin baskısı altında çalışır.

Özel sektörde durum daha vahimdir. Hastanın kendi parasıyla ücretini ödeyerek alacağı hizmetin kalitesini hastane sahibi etkileyebilmektedir. Oysa hastane içinde yatırımcı sermayenin muhasebe dışında hastane ile ilişkisi olamaz. Ülkemizde hastane sahibine, hekim olsun olmasın hasta mahremiyetini ihlal edecek şekilde hekim kararlarına müdahale hakkı verilmiş gibidir. Bu konu ile ilgili herhangi bir yaptırım da yoktur. Öyle ki bazı hastaneler iktidar sahiplerinin bireysel ortakları spekülasyonları ile ciddi baskı ve mobbing uygulamaktadır.

Bütün bu sistemlerde uzak kalmak isteyen hekim muayenehane açmak istediğinde, geçmiş dönemin olumsuzlukları içinde kamusal kaynakların pazarlandığı mekanlar olarak kullanılmasın diye alınan önlemlerle karşılaşmaktadır. Bu önlemlerin tamamını desteklemekle beraber kısıtlamaların bireysel özgür hekim teşebbüsünü etkileyecek seviyede olması büyük şüphe uyandırmaktadır. Zira hastane sahiplerinin şehir hekim kadrolarının kısıtlanması ve muayenehanelerin belli bölgelere ve hastanelere yakın yerelere konuşlandırılmaması için akla gelmedik düzenlemeleri hazırlatmaya çalışmaları muhtemeldir.

Bugün değiştirilerek olumlu düzenlemeler yapılmaya çalışılan sağlık sisteminde aksaklığın temel nedeni hekim iradesinin özgür olmamasına dayanıyor. Özgür hekim, özgür üniversite, özgür hastane ve özgür sağıltım hizmeti anlamına gelir. Tutsak hekimlik kamu yarar değildir.

Derhal bakanlık teşkilatlanma yapısından, özel sektör hastane organizasyon şemalarına kadar tüm düzenlemeler dünya standartlarında “özgür iradeli hekim” kavramı yaratılacak şekilde değiştirilmelidir. Bu irade hastane ve sağlık harcamalarını azaltacak tek unsur olacaktır. Geleceğimiz ve toplum sağlığı, güvenliği için hekimliği tutsaklıktan kurtaralım..