top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 102 sonuç bulundu

  • Foraminoplasti Nedir?

    Foraminoplasti, omurgayı ameliyatında kullanılan bir endoskopik cerrahi türüdür. Foramen ise kemik yapılarda kanal şeklinde deliklere verilen genel bir isimdir. Spinal Foramen her omurga seviyesinde sağda ve solda iki adet bulunur. Bu yapı içinden spinal sinir, kök sinirler segmente uygun dağılım göstererek çıkış yaparlar. Spinal sinir foramen yapısı içine yaklaşık bir buçuk santim (varyasyonlar gösterebilir) yukarında omurilikten ayrılarak girer ve 2-3 cm hafif S şeklindeki foramene girerek çıkış yapar. Foramen bir alt omurun fasit çıkıntısı, pedikülü, iki omur arasındaki disk bir üst omurun pedikül ve kaseti ile çevrili bir kanal olduğundan bu yapılarda gelişen sorunlarla işgale uğrayarak daralarak sinirin sıkışmasına neden olur. Bu durum “Foraminal stenoz-Foraminal Darlık” olarak tanımlanır. Foraminal darlık sebebi ortadan kaldırılmadığı durumda ilgili sinir fonksiyonunu bozar, söz gelimi L4-5 seviyesi sol forameninal darlık Sol L4-5 sinir fonksiyon bozukluğuna bağlı, diz ve uyluk çevresinden ayağa kadar yayılan siyatalji şeklinde ağrılara, duyu kaybına ve hatt iler vakalarda kas gücü kaybına neden olur. Foraminal darlığı tedavisi işgal eden yapıların boşaltılması (diskektomi, fasit kist eksizyonu, kaset osteofit eksizyonu) Foramenin genişletilmesi foraminoplasti ile mümkündür. Foraminoplasti Transforaminal yolu kullanan cerrahi yöntemlerle mümkündür. Geleneksel açık ve mikroskobik yöntemler formamın içi temizlenemez. Foraminoskopi ile foramen içi optik bir kamera ve beraberinde cerrahi çalışma kanalı kullanılarak foramen yapıları temizlenip sinir sıkışması giderilebilir. Endoskopik Foraminoplasti omurga mimarisini bozup instabiliteye neden olmadığı için omurlar arasının kafesle ve vida ile tesbiti gerekmez. Dolayısıyla füzyon gerektirmeyen bir ameliyattır. Endoskopik foraminoplasti çoklukla ihmal edilen omurga füzyon ameliyatlarında gelişen darlıkları ortadan kaldırmak için çok etkilidir. Failled Back Spine Surgery (Memnuniyetsiz omurga cerrahisi) tedavisinde Endoskopik Foraminoplasti başarılı ve etkin bir yöntemdir. Bir cm den küçük bir delikte gerekirse anestezi alamayan hastalarda lokal anestezi altonda uygulanabilir. Kanam yok denecek kadar azdır. Aynı gün normal hayata dönülebilir.

  • Laser and Radiofrequency Energy Applications in the Percutaneous Endoscopic Surgical Treatment...

    PriMera Scientific Medicine and Public Health - 2 September 2022 Laser and Radiofrequency Energy Applications in the Percutaneous Endoscopic Surgical Treatment of Degenerative Disc Disease: Should be abandoned? The word LASER stands for Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation. According to this abbreviation that summarizes the energy generation; it is the light that occurs when the crystal between two full and semi reflective mirrors is exposed to intensified energy amplification the type of laser is named with the substance in the liquid crystal [1, 2]. Laser was first applied in the musculoskeletal system w by Whipple in 1984 using C02 laser. Classification according to the laser optic parameters (wavelength, power and dose) was developed in clinical trials after that date [1, 3]. Laser is known to change cell proliferation, motility and secretion at different doses. Tissue interaction can occur in the form of destruction, liquification, heating and evaporation depending on dose. The type of laser commonly used for the musculoskeletal system is resonance type which can be classified as follows [2]; 1. UV Laser (Excimer). 2. Visible Laser (Argon). 3. IR Laser (Ionization Resonance). C02 YAG: (Yttrium-Aluminum Garnet) o Neodmium o KTP Doubled Neodmium (Potassium-titanyI-Phosphate) o Holmium, Erbium. Argon laser is absorbed well by hemoglobin and creates effect by exerting heat in the tissue. This effect results in the apoptosis after oxygen is activated in cell nucleus. This is the basis of photodynamic treatment. Excimer does not create heat, breaks molecular connections; that’s why it is called cold laser. With C02, high power is generated at low frequencies, it is absorbed by water. Superficial effect occurs without penetration. Nd YAG has the highest penetration and coagulation effect.

  • Ulnar Yarık El

    Elin İhmal Edilmiş Ulnar Yetersizliğinin Cerrahi Kapatılması; Sınıflandırılmamış Fenomen: Ulnar Yarık El Bilimsel Makale Yarık el, elin merkezi eksiklikleri olarak sınıflandırılmıştır. Mevcut doğumsal el deformiteleri sınıflamasında ne santral yarık el anomalileri ne de ulnar eksiklikler olarak sınıflandırılmayan ulnar tarafta 4. ve 5. ışınlar arasında el yarığı olan bir hastayı sunuyoruz. Sonunda ulnar yarık el olarak tanımladık. Yirmi altı yaşında erkek muayenesinde elin beşinci ışınının karpometakarpal eklemden ulnar taraflara doğru yaklaşık kırkbeş derece ayrıldığı görüldü. Beşinci parmaklar Metacarpophalengeal eklemden dorsoradial'e yaklaşık doksan derece döndürüldü. Serçe parmak hipoplastikti ve elin hipotenar tarafı tamamen bölünmüştü, bu nedenle avuç içi dar ve sığdı. Distal ve proksimal interfalangeal eklem hareket açıklığı ankiloz ile sınırlıydı. Ameliyatın amacı kavrama fonksiyonunu iyileştirmek, palmar devamlılığı sağlamak ve kabul edilebilir bir kozmetik görünüm elde etmektir. Yarık kapatılması volar ve dorsal cilt flepleri ile gerçekleştirildi. Beşinci metacarp fleksör karpi ulnaris tendonu, kapsülü ve kaslarından salınır. FCU, triquetro-hamate koalisyon kemiği gibi görünen ulnar karpal kemiğin distaline transfer edildi. Biz bu deformiteyi ulnar yarık el olarak tanımladık. Doğuştan şekil bozukluklarının gelişmeden önce tedavi edilmesinin kabul edilebilir ve daha başarılı sonuçlar vereceği tartışılmaz. Daha ileri yaşlarda, bu tür nadir görülen el deformitelerinin tedavisi, hastanın ihtiyaçlarına göre fonksiyonel sonuçlar göz önünde bulundurularak aşamalar halinde planlanmalı ve ikinci aşamada kozmetik görünüm ele alınmalıdır. Yayın: https://actascientific.com/ASMS/ASMS-07-1429.php Diğer Bilimsel Makaleler

  • 6. Ulusal El Cerrahisi ve Üst Ekstremite Kongre Kitabı

    Distal radius kırıklarından sonra karpal instabilite sıklığı 1994-97 yılları arasında Gazi Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda konservatif olarak tedavi edilen 33 hastanın 34 el bileğinin fonksiyonel sonuçları Brujin kriterlerine göre değerlendirildi. Mayo sınıflamasına göre on tanesi tip I, üçü tip II, on sekiz tanesi tip III ve üçü tip IV idi. 34 kırığın 9'unda (%26,4) karpal instabilite saptandı. Dokuz kırıktan sekizi eklemi...

  • Başarısız Bel Cerrahisi Sendromu Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

    Başarısız Bel Cerrahisi sendromu, genellikle atlanmış ya da ihmal edilmiş foraminal darlıklardır.⁣ Bu sendromun oluşumunu en alt seviyeye indirmek için doğru teşhis, doğru cerrahi endikasyon, iyi cerrahi teknik ve ekipman çok önemlidir. Başarısız Bel Cerrahisi Sendromu Nedir? Bel sorununun en az bir kez revizyon cerrahisi ile tedavisi yapıldığı halde çözülmemiş olması, en az 6 aylık konservatif tedavilerin yetersiz olması ya da hasta memnuniyetinin sağlanmamış olmasıdır. Başarısız Bel Cerrahisi Sendromu Belirtileri Nelerdir? Hastanın tedavi önceki şikayetlerinin yinelemesi, hiç azalmaması ya da artmasıdır. Nasıl Teşhis Edilir? Başarısız Bel Cerrahisi tanısı multidisipliner bir karardır. Hastanın tedavi öncesi tüm tetkiklerinin diğer disiplinlerle tedavi yapan hekimlerle birlikte değerlendirilmesi doğru tanıya ulaşmayı kolaylaştırır. Hasta uyumu gereklidir. Ağrı kaynağının bulunması için geçici enjeksiyon tedavileri ile hedef iyi belirlenmelidir. Nasıl Tedavi Edilir? Tedavide sorunun eski tedavide kullanılan yöntemlerden kaynaklandığı düşünülüyorsa, söz gelimi, enfeksiyon ve implant yetmezliği varsa öncelikle bu durum çözülmelidir. İmplantın çıkartılması ya da yenilenmesi mümkündür. Minimal invaziv yaklaşımda yeni bir açık cerrahiden kaçınılması uygundur. Genellikle atlanmış ya da ihmal edilmiş foramen sinir sıkışması üzerinde durulur. Hedef ve seviye belirlendikten sonra foraminoskopi ile ağrı sebebi ortadan kaldırılır. Endoskopik Ameliyat Ne Kadar Sürer? Endoskopik cerrahi 1-2 saat sürebilir. Optimal süre 30-45 dakika olsa da anatomisi bozulmuş dokulara müdahale nedeniyle sinir dokuların ayırt edilmesi süreyi uzatır. Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Lokal anestezi altında yapılan girişimlerde ameliyat masasında ağrının geçtiğini teyid ederiz. Hasta masadan ağrısız inebilir. Ancak genel anestezi altında hastaları anestezinin etkisi geçip 4 saat sonrasında yemek yedikten sonra kaldırıyoruz. Ağrılı süreç 72 saat sonra inflamatuar evrede eskiyi taklit edebilir. İlk on günde benzer ağrılar olur ancak giderek azalır. Ameliyattan 3 hafta sonra egzersizlere başlandığında yeni ağrılar gelişebilir. Ağrı nedeniyle nöropatik semptomlarla mücadele, hatta psikolojik destek gerekebilir. Mezoterapi-akupunktur fizik tedavi sürecine yardımcı olur. Bazı hastalarda bu durum hiç görülmese de her iki hasta grubu da tedaviye inancını birkaç ayda kazanarak eski durumuna gelmek için çalışmaya başlar. Hastalar 6 ay içinde normal hayata döndürülmelidir. Takip eden aylarda ve 2 yıl içinde sorun tamamen çözülür. Ameliyat Ücreti Ne Kadardır? Hastane ve hasta bütçesine göre belirlenir.

  • Supraskapular Sinir Sıkışması Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

    Supraskapular Sinir Sıkışması, başlıca sırt ve omuz bölgesinde ağrı, duyu kaybı, baş üstü omuz hareketlerinde özellikle dış rotasyonda güçsüzlük  belirtilerini gösterir. Supraskapular Sinir Sıkışması Nedir? Supraskapular sinir, omuz kürek kemiği (skapula) arkasında seyreden ve sırt kaslarını çalıştırmanın yanı sıra sırt bölgesinde dokunma duyusunu ileten sinirdir. Bası altında tuzaklanması durumunda supraspinatus-infraspinatus kasının (omuz rotatorları) fonksiyonları bozulur ve felce kadar gidebilir. Hastalar omuz ve sırt bölgesinde ağrılar ile baş üstü kol hareketlerinde güçsüzlükten şikayet ederler. Voleybol, basketbol oynayan sporcularda sıktır. Yaralanma mekanizması traksiyon ya da doğrudan omuz üstüne düşme-darbe şeklindedir. Ağır sporlarda, koltuk değneği kullanıcılarında da ortaya çıkabilir. Supraskapular Sinir Sıkışması Belirtileri Nelerdir? Sırt ve omuz bölgesinde ağrı, duyu kaybı, baş üstü omuz hareketlerinde özellikle dış rotasyonda güçsüzlük başlıca belirtileridir. Supraskapular Sinir Sıkışması Tedavisi Nasıl Yapılır? Supraskapular sinir iki yerde sıkışır (proksimal ve distal). Proksimal tipte supraskapular sinir skapulanın arkasına kemik üzerinde bir oluktan geçer. Bu oluk transvers ligament ile delik gibi kapatılmıştır. Oluğun travma sonrası daralması ya da ligamentin kalınlaşarak sinire basması sonucu tuzak ortaya çıkar. Transvers ligament kesilerek sinir gevşetilir. Distal tip sıkışma daha sıktır. Oluktan geçip supraskapular kas dalını verdikten sonra teres minör kasının altında infraskapuler s-dal glenospinal çıkmaza doğru ayrılır. Bu bölgede SLAP yırtığı gibi tedavi edilmemiş omuz içi yaralanmalarının yarattığı kistler sıklıkla sinire bası yaparak tuzak nöropatiye neden olur. Kist alınıp SLAP yırtığı onarılarak sinir gevşetilir. Gevşetme iki türlü yapılır: açık cerrahi ve artroskopik. Açık cerrahide bölgeye ulaşmak için kaslar kesilir, sinire ulaşmak oldukça zordur. Özel ekartörler ile transvers ligament kesilir ama çoğu zaman sinir görülemez. Artroskopik tedavi altın standarttır. Distal tipte eklem artroskopisi ile SLAP araştırılması zorunludur. Proksimal tip sıkışmada da mutlaka omuz artroskopisi uyguluyoruz. SLAP yırtığı varsa tamirden önce glenospinal çıkmazda, varsa bursa-yalancı kisti eksize edip sinir dalını görüntüleyip gevşetildiğinden emin oluyoruz. Takiben SLAP onarımı yapıyoruz. Yine artroskopik lark bu kez subakromial bölgede bursektomi sonrası Coronoid ligament yapışma yerinin hemen yanında uzanan transvers ligamenti kesmeden önce siniri görüntüleyip koruyarak ligamenti açıp tuzağı ortadan kaldırıyoruz. Supraskapular Sinir Sıkışması Artroskopisi Ne Kadar Sürer? Omuz artroskopisinin standart süresi 60 dakikadır, sinir sıkışması uğraş gerektiren hassas bir girişim olduğundan süre 2 saati bulabilir. Artroskopisi Öncesi Hastanın Yapması Gerekenler? Artroskopi hazırlığı hastanede yapılmalıdır. Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Açık ameliyatta kol 6 hafta askıda kalır, 6 aydan önce spora dönülemez. Artroskopik ameliyattan sonra günlük hayata ertesi gün dönülebilir. Derhal egzersizlere başlanır. Kol askısı 2-3 hafta egzersiz aralarında kullanılabilir. 6-12 hafta içinde aktif spora dönülebilir. Ameliyattan Sonra Tekrar Eder mi? Proksimal tipte nüks olması söz konusu değildir. Distal tipte nadiren travma sonrası oluşan vakalar bildirilmiştir. Ameliyat Ücreti Ne Kadardır? Hastanın bütçesine göre planlanır.

  • Hayata Eklemlenin

    Ağrısız eklem, hareket özgürlüğüdür. Durağan yaşam damar hastalıkları, iç organ yetmezlikleri, inme gibi beklenmedik sorunlara yol açabilir. Eklem yüzeyi pürüzsüzdür. Sürtünme eklemi aşındırır. Eklemin Çalışması beş ana şart öne sürülebilir. Kayganlık Yüzey Uyumu Dizilim Denge Sağlamlık Eklem hareketini kayan kıkırdak yüzeyler ile yapar. Bu yüzeylerde yaralanma, yüzeyi bozan etmenler karşı tarafı da hareket boyunca bozar. Zamanla her iki yüzey birbirini aşındırmaya başlar. Küçük bir noktadaki yaralanma çapı genişliğinde bir oluk ortaya çıkar, eklem kıkırdağı hızla yok olur. Eklemler uyumlu çalışan top-yuva, menteşe yapısındadır. Her iki yüzeyin ekseni aynı, kaplama alanları aynı olmalıdır. Eklemlerimizi vücudumuzun ağırlığını geniş yüzeylere dağıtarak taşır. Ağırlığımız eklemin hareketi  oluşturan gücüdür. Eklemlerimiz ile yerçekimi yönlendirilip yer değiştirme gücü karşılamış olur. Uyumlu eklem yüzeyleri dengeli olarak birbirine tutunmalıdır. Eklem bağları eklemi bütünler ve dengeli hareket sağlar. (Uyumlu Eklem) Eklem aynı zamanda bağlantı görevi görür. Ana gövde uzuvlara bağlanır. Ağırlık aktarımının dengeli olması eklem yüzeyine eşit dağılım çok önemlidir bu ancak iyi bir dizilim ile mümkündür. Çarpık bacaklı bir insanın uyumlu bir eklemi olsa bile kötü dizilim uyumu bozar, yüzeyde farklı yüklenmelere yol açıp kıkırdağı yaralar ve eklem aşınır. Dengeli yük dağılımı sadece dizilimi le ilgili değildir. Kaslarımız eklemi açıp, kapama sırasında birbirlerini karşılayarak kayış hızını dengeler. Bu denge sağlanamaz ise ayakta duramayız ve eklemi yaralayabiliriz. Eklem kıkırdak dokusu sağlamlığını içerdiği suyun kaldırma kuvvetine bağlıdır. Su azalırsa sağlamlık ve esneklik kaybolur, doku parçalanır. Sağlıklı eklem dokusu kıkırdak yatağında  yüksek oranda su tutmalıdır. Gençlerde bu oran fazladır. Yaşlanma ile kıkırdak yatağında su oranı düşer ve daha az su tutan yapılar dokuda yer alır ve eklem dokusu su kaybederek parçalanma eğilimi gösterir. Bu durum tedavi ile önlenebilir. Eklem Hücresi Yenilenmez Eklem yüzeyinin yaralanması dusumunda derhal onarımı yapılır. Vücudumuzun tamir yeteneği 1mm ile kısıtlıdır, daha büyük yaralanmalar; • Yüzeyde sürtünme yaratıyorsa • İyileşme süreci karşı yüzeye zarar verme riski taşıyorsa • Kötü bir iyileşme ile sonuçlanmış ya da sonuçlanacak ise Artroskopik tedavi edilmek zorundadır. Eklem Sağlığımızı Koruyabiliriz Eklemlerimiz hareket ettikçe sağlamlaşır ve güçlenir. Dengeli bol proteinli beslenme, düzenli egzersizler faydalıdır. Aşırı kilo alımından kaçınılmalıdır. Eklem üzerine burkulma tarsi yüklenme kas kuvvetinin zayıflığından kaynaklanabilir. Kas gücünü arttırıcı egzersizler yapılmalıdır. Egzersiz türü seviyenize uygun olmalıdır. Düz yolda yürüyüş yapmadıysanız yürüyüş bandında koşarken yaralanmanız kaçınılmazdır. Çevrenizde kullandığınız eşyaların sizinle uyum içinde (ergonomic) olması yaralanma ihtimalinizi azaltacaktır. Etrafınızı kendinize uydurun. Eklem Yaralanması Onarılabilir Doğru tanı muayene ile mümkün Eklem yaralanması geçirdiğinizde en kısa sürede Ortopedi ve Travmatoloji uzmanına görünmelisiniz. Hekim muayenesi sonrasında yapılan radyolojik tetkikler yaralanma seviyesini ve tedavi şeklini belirler. Yaralanma türü belirlendikten sonar kendiliğinden onarılma oranı anlaşılır. Ağır yaralanmalar dışında vücudun kendisini onarmasına izim verecek atel-alçı tesbitleri, bandajlar, tedavi edici ilaçlar, ağrı kesiciler kullanılır. Şiddetli yaralanmalarda artroskopik tedavi altın standarttır. Eklemin hareketsiz kalması Yaralanma sırasında çekinik tedaviler eklemin hareketini kısıtlamaya yönelik olabilir. Sağlıklı bir eklemin hareketsiz kalması eklem kayganlığının azalmasına, kasların erimesine neden olabilir. Bu yizden mümkün lduğu kadar erken hareket verecek şekilde tedavi düzenlenir. Eklem yüzeyinin ağırlık vermeden hareketini pasif sağlayan cihazlar tedavide çok etkin olabilir. Bu tür tedaviler için rehabilitasyon uzmanlarından ve terapistlerden yardım alıyoruz. (Continiu Passive Motion) Artroskopik Cerrahi Altın Standart Muayene ve radyolojik tetkikler ne kadar gelişmiş ve mükemmel olursa olsun iyileşmesi geciken eklem yaralanmalarının tanısında Artroskopi altın standarttır. Magnetik rezonan görüntüleme kıkırdak lezyonları, plika yırtılmaları ve sertleşmelerinde yetersiz kalabilir. Bu durumda eklem aşınması gerçekleşmeden müdahale edilir. Menisküs yırtıkları, bağ kopmaları artroskopik yöntemlerle günümüzde mükemmel sonuçlarla tedavi edilebilmektedir. Eklem Yaralanması olduğunda doğru müdahale ve basamaklı yaklaşım çok önemli Ekleminiz yaralanma sonrası şişebilir, hareketsiz kalır ve yüklenme yapamazsnız Panik olmayın, etrafınızda gerçek bir sağlık erbabı yoksa basit bir bandaj, geçici bir tesbt ve soğuk ugulama yapmanız yeterlidir. Üzerine yüklenmeyin ve bir sure dinlenip mümkün olan en kısa sürede sağlık merkezine başvurun. Ekleminiz yaralanma sonrası şişebilir, hareketsiz kalır ve yüklenme yapamazsnız Panik olmayın, etrafınızda gerçek bir sağlık erbabı yoksa basit bir bandaj, geçici bir tesbt ve soğuk ugulama yapmanız yeterlidir. Üzerine yüklenmeyin ve bir sure dinlenip mümkün olan en kısa sürede sağlık merkezine başvurun. Tedavi günlük yaşantınızı ve iş hayatınızı etkileyecek mi? Her insanın günlük hayat beklentisi ve iş yaşamı farklılık gösterir. Hekimin kararı istirahat ve iyileşme süresini belirlerken çekinik tedavilerden artroskopik cerrahi tedavilere değişebilir. Unutmayın eklemleriniz hayatınızın en önemli parçasıdır. Tedavi sonrası eski hareket kabiliyetine kavuşmak için yardım gerekebilir Ağır yaralanmalar sonrası yapılan artroskopik tedaviler ve uzun açı tespitlerinde mutlaka fizyoterapi yardımı almalıyız.

  • Kıkırdak Yenileme Tedavisi

    KIKIRDAK HÜCRE KÜLTÜRÜ Kıkırdak Yenileme Tedavisi; Kıkırdak dokusu, kendini yenileyebilme yeteneği kısıtlı olan bir doku olduğundan, zaman içinde yaşlanma ile ortadan kalktıklarında yerlerini fibrosit dediğimiz kıkırdak hücre işlevi göremeyen hücrelere bırakırlar. Oysa kıkırdak yapısını oluşturan kıkırdak hücresi "Kondrosit" tir. Görevi kayganlığı sağlamak ve eklem yüzeyini pürüzsüz hale getirmektir. Bu işlev için hücre mekanik olarak matriks denilen kollajen bağ dokusu içinde lakuna dediğimiz odacıklarda yerleşir. Kimyasal görevi ise hem içinde bulunduğu sürekli yenilenebilen matriksi üretmek ve bu yolla kollajen üretimini sağlamak ve en önemlisi eklem sıvısı ile alışverişe girip sıvı dinamiğini düzenleyen maddeleri üretmektir. Bu açıdan kıkırdak, eklem yapısının temel hücreleridir. Kıkırdak hasarı bu açıdan bakıldığında eğer matriks seviyesinde bir kayıp ise yani basit bir ezilme ile lakuna içinde korunan kıkırdak hücresi zarar görmedi ise, kıkırdak hasarlı matriksi derhal değiştirip yenisini yapar ve kıkırdak kaybı olamadan atlatılır. Eğer hücre kaybı milimetrik düzeyde ve az ise yeni hücreler oluşturmasa da o bölgeler matriksle kapatılır. Diğer hücreler kaybolan hücrelerin işlevini üstlenecek şekilde gelişebilirler. Aranacak kıkırdak kaybı 1mm üzerinde ise matriks ile onarım söz konusu olamaz ve fibrositler bölgeye gelerek onarımı yaparlar ancak oluşan kıkırdak yapısı "fibröz" yapıdadır ve kıkırdak dokusu gibi matriks üretmez ve yenilenmelerde kaygan olmayan yapı olarak o bölgede düzensiz bir oluşuma neden olur. Bu durum karşı yüzeyde aşındırıcı olmasına neden olduğundan tercih edilen bir iyileşme yolu değildir. İşte PRP dediğimiz "zenginleştirilmiş plazma" hücrelerinin oluşturduğu iyileşme şekli böyle bir kıkırdak onarımı sağlar ve aşınmayı sadece yavaşlatır. Kıkırdağı kıkırdak hücresi ile onarmanın tek yolu bölgeye kıkırdak hücresi getirmektir. Buna kıkırdak transplantasyonu diyoruz. Kendi hücremizi transfer edersek "otolog" başka bir insanın hücresi olursa "allo" başka bir tür canlıdan alırsak (sıır vs) "Ksenogreft" denilir. Allo ve ksenogreftleri hücresel düzeyde uygulamak doku reddi gibi risklere ya da uzun yenilenme zamanı gerektirdiği için sadece matriks düzeyinde antijeni alınmış kristaller kullanıyoruz. Bunlar ekleme enjekte edilen hyaluronik asit örneği verilebilir. Bu maddeler matriksi desteklemek içindir. (viskosuplemantasyon) adı verilir. Özellikle eklem bölgelerinde oluşan kıkırdak hasarlarının tedavisinde kullanılan "otolog kondrosit transplantasyonu", güvenli, biyolojik ve etkili bir yöntemdir. Kıkırdak Yenileme Tedavisi Otolog Kondrosit için mutlaka kıkırdak hücresine ihtiyaç duyulmaz ancak en kolay ve etik izinleri alınış yöntemdir. Bu yüzden hastanın cerrahi artroskopik yolla kıkırdak hücresi alınmak zorundadır. Kıkırdak hücresi alınıp laboratuvarda Lakuna içinden çıkartılıp çoğalma yeteneği kazandırılır. Bir hafta içinde binlerce hücre üretilir ve aktarıma hazır hale gelebilir. Bu yöntemde elde edilen materyal kıkırdak hücre kültürüdür ve kıkırdak değildir. Bazı laboratuvarlarda bu hücreler dondurularak saklanabilir. Örnek olarak FloenCell laboratuvar gibi özelleşmiş GPS içeren merkezlerde üretilen kıkırdaklar bu şekilde ameliyathaneye ulaştırılır. Bu esnada kişiye özgü kondrositlerin üretimi sürdürülür. Yeni elde edilecek kondrosit hücreler dondurularak, istenildiğinde 2. ve 3. doz olarak kullanılmak üzere -196°C’de sıvı azot tanklarında saklanır. FlorenCell Laboratuvarları’ndan hastaya uygulanmak üzere çıkarılan hücresel ürünler, sıcaklık kaydı yapılan GPS modülü ve bir yazılım ile takip edilebilen taşıma kutularında, en geç 24 saat içerisinde hastaya uygulama yapılacak yere ulaştırılır. Kondrosit kullanım alanları kıkırdak defektlerini kapatmakta kullanıyoruz. Defektler sadece hücrelerden oluşmadığı için bir matrikse ihtiyaç duyulur ve hücrelerin eklem sıvısına karışmasını engelleyecek bir bariyer şarttır. Laboratuvarda hazırlanan kıkırdak işte böyle bir matriks içine gömülmediyse (kompozit kıkırdak grefti) açık eklem cerrahisi ile kıkırdak defektinin üzerine yerleştirdikten sonra kollajen membran ile kapatıyoruz.

  • Tanrı Hekim Kavramı Sonlanırken Minimal İnvaziv Cerrahi

    Modern hayat ve gelişmiş teknolojiler, hastalıkları sağıltan yarı tanrı şamanları, efsane İmhotep ve Hermes'i yeniden dönmemek üzere gerçek dışı hayallere gömdü. Günümüzden daha yirmi yıl öncesine kadar sonsuz saygı ile önlerinde beklenen ve tedavi sonrası vefa borcunun pahalı hediyeler ve paralarla ödenemeyeceği düşünülen hekimlik ve hekimler de artık yoklar... Aslında herşey Hipokrat'la başladı desek yanlış olmaz... Mısır tıbbının babası Hermes Trismegistus, yani Toth öğretilerinin yeryüzündeki temsilcisi İmhotep'in cerrahi sınırlarını, MÖ 460 yıllarında Anadolu'da İstanköy'de çizmişti Hipokrat. "Önce zarar verme - primum non nocere" ilkesi, Hipokrat kültünü Anadolu halkına aşılarken, ilaçlarla tedavi seçeneği, apselerin yara açmadan iyileştirilebileceğinin gösterilmesi cerrahi tedaviyi neredeyse unutturacak düzeye getirmişti. Ardından Galen, Bergama'nın tapınak mimarisi ile inşa edilen merkezlerinde hekimlik bir çeşit simya-büyücülük olmaktan çıkıp, günümüz tıbbının referans kabul ettiği şekilde, belli formüllerle hastalıkların tedavisi planlanır olmuştu. Bu yıllarda hekimlik yine de tanrısal bilgelik sıfatını koruyordu, zira hastalığı tanımak ve doğru Galenik preperatı seçmek bilgi dışında sezgisel bir yeteneği de gerektiriyordu. Hekimliğin bu sezgisel yeteneğini kullanarak teşhiste isabetlilik elde etmesi günümüzde de geçerliliğini korumakla birlikte tanrısallıkta son kale bilgisayar teknolojisiyle kırılıverdi, "etkili doğru teşhis için bilgelik". Yeni gelişen bilgisayar tabanlı nesil, hastalık bulgularından kolaylıkla teşhise ve oradan da en doğru tedavi seçeneğine uzanabiliyor... Evet, hekimler tanrı değil, hatta bir teknisyen, üstelik bilgilerine ihtiyaç olmayacak kadar kusurlu... Bu meslek grubu artık mühendislik mucizeleri olmaksızın tanı koyamayacak kadar kusurlu ve aciz konuma geliyor. Gelişmiş elektronik, navigasyon, robotik teknolojilere nanoteknolojik cihazlar eklenmek üzere ki bu durumda hekimin yerini daha çok informasyon alan, genetik şifreyi kullanarak tanıya giden ve bunu  küçük bir damak-tükrük sıvısından aldığı örnekle, muayene etmeye gerek duymadan yapan mekanik robotlara bırakması çok uzak değil gibi görünüyor. Genetik şifremizin çözülmesine çok az kaldı. Hastalıkların neredeyse tümünden bir genetik bozukluğun sorumlu olduğu düşünülürse, tedavilerin hücresel düzeye ineceğini tahmin etmek icin medyum olmak gerekmiyor. Hücresel düzeyde tedavi seçeneklerine, "kök hücre-stem cell" tedavisinin yaygın kullanımından tutun, klonlamayla elde edilen organlara, hücresel düzeyde etkili nanoteknolojik farmasötiklere kadar pek çok gelişme ardı ardına birbirini takip ediyor. Kök hücre klonlamadan çok öncelere dayanmasına rağmen etik tartışmalardan nasibini aldı. Tedavinin etkisiz olduğu tartışmaları neredeyse kan kanseri tedavisinde yoğun olarak kullanılan kemik iliği tedavisini unutturacak düzeye geldi. Hücrenin bir başka hücreye hatta yenilenme kapasitesi olmayan, çaresiz kaldığımız sinir, kıkırdak, kas gibi gelişmiş hücrelerde oluşan dokulara dönüşmesini sağlamanın etik temelini aramanın zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. Genetik tedavilerin, klonlama ve kök hücre tedavilerinin etik temelleri hızla yerleşirken 'off-shore' tedavilerden elde edilen yüksek gelirlerin artması kaçınılmaz ve kontrolü imkansız olmuştur. Klasik hekimlik, klasik bir tıp eğitiminin dışında farklı eğitimleri almış ve mühendislik teknolojilerine hakim eğitimleri kapsamadığı sürece yok olma sürecine girmiştir. Çok önceleri tanrısal asası kırılarak bölüştürülen Asklepion adı anılmaz olmuştur. Son yıllarda gelişen navigasyon teknolojileri eşliğinde veya değil, endoskopik cihazlar gibi kullanımı fazlaca yetenek gerektiren, öğrenme eğrisi yüksek teknolojileri sadece klasik tıp eğitimi almış hekimlerin eline bırakmak son derece riskli görünüyor. Tamamı iyi bir medikal mühendisin kontrolündeki, ultra modern bir robotla hekimlik yapılmasının daha doğru olacağı düşüncesi yaygınlaşırken duvardaki diplomalarımıza nostaljik bir bakış yapıyorum ister istemez... İşte tanrısal hekimlik binlerce yıl önce biterken, klasik hekimliğin de sonuna geldiğimiz bu yıllarda endoskopik teknolojilerle Hipokrat'ın beklentilerinin şimdilik yetersiz kaldığı cerrahide, daha az travma yapan minimal invaziv cerrahi tanımlandı. On yıllardır uyguladığımız bu yöntemle sadece cerrahi yara küçültülmüyor, cerrahi travma azaltılıp optik cihazlarla büyütmenin yanı sıra insan gözünün sınırlarının çok ötesinde algılama yeteneği kazanılıyor. Hekimliğin bu can çekişme döneminde dahi gelecekte robotlara iyi bir referans olması açısından bile olsa "minimal invaziv cerrahi" değerli bir gelişmedir. Minimal invaziv cerrahinin öncülerinden "endoskopi" 1920'li yıllarda torakoskopi uygulayan bir dahiliye uzmanının marifetidir aslında. Zaman içinde oral ve gırtlak endoskopik muayenelerinin sonrasında İkinci Dünya Savaşı'nda gelişmekte olan optik teknolojilere rağmen endoskopik cerrahi, artan brutal savaş cerrahileriyle duraksama yaşamıştır. Ürolojik cerrahinin optik sistemleri endoskopi altında kullanması ile artroskopi kullanıma emekleme ile başlarken, vücut boşluklarının karın, göğüs, kafatası karıncıklarının endoskopileri gecikmeden bunu takip ettiler. 1980 yılına gelindiğinde endoskopik perkutan (cildi delerek) omurga cerrahisi Japonya'da Hijikata ile deneysel çalışmalarını tamamlamış ve Kambin ile Amerika'da güvenlik sınırlarını tanımlamıştı. Lazer enerjisinin intervertebral diskte kullanımı yine bir dahili hekim kardiyoloji uzmanı Daniel Choy ile tanımlanıp uygulandı. Böylece endoskopi ve lazer enerjisi birlikteliği tedavilerde kullanılmaya başlandı. Lazer, kaba cerahi aletlere karşın kullanılmaya çalışılan yetersiz endoskopik aletleri tamamlayan bir enerji olarak cesurca kullanıldı. Ancak dokuda yarattığı olumsuz etkiler kullanımının tecrübeli ellerde daha etkili olacağını göstermiştir. Perkutan cerrahi hızla gelişirken, omurga kırıklarında sementleme tekniğini ilk uygulayan Fransız Deramond bir nöroradyoloji uzmanı ve cerrah değildi. Minimal invaziv cerrahi bu açıdan girişimsel radyoloji ve invaziv dahili branşların cerrahi arasında kalan boşluğunu doldurdu. Endoskopik ve minimal invaziv cerrahi dahili branşların cerrahi girişimsel tekniklere eğilimleri, Hipokrat kültüne bir çeşit ihanet ya da bir ironi olsa gerek. Gerçekte girişimsel her türlü tedavinin perkutan dahi olsa cerrahi eğitimi almış kişiler tarafından yapılması gereklidir. Girişimsel tedavi yapan hekimin olası bir komplikasyonu yönetecek lüzumlu cerrahi müdahaleye hazır olması girişimin güvenli olması felsefesinin gereğidir. Minimal invaziv cerrahi, teknolojinin her zaman yeterli olmadığı, sezgisel yeteneğin gerekli olduğu durumlarda hekimliğin tanrısal ve bir o kadar insani vasıflarını gösteren küçük bir tapınaktır. Tüm bilgisayarlarını kapatıp sezgi yeteneğini kullanan Jedi şövalyesi kadar olmasa da, insani vasıfları barındıran hekimi sonsuza kadar kutsayacak bu yaklaşımı, Gandhi'nin insanlığı yok edecek tehlikelerinden "insan sevgisini alt plana itmiş bilim" mottosunu hatırlatarak minimal invaziv cerrahiyi vurguluyorum. Bu açıdan minimal invaziv cerrahininin, sezgi yeteneğini kullanmaya devam eden tanrısal hekim Asklepion'un asasını bir süre daha cerrahların elinde bıraktğını umuyorum. Tanrısal hekimliği yadsımayalım, ama hekimi tanrı yapmadan insani vasıflarını kullanmasına imkan veren teknolojileri kullanmasını dileyelim...

  • Boyun Fıtığı ve Sırt , Bel Fıtığının Kapalı Endoskopik Cerrahi Tedavisi

    Demografik olarak ırk-yaş ve cins ayrımı yapılmaksızın her bireyin yaşamında en az bir kez yatak tedavisi gerektirecek şekilde bel-sırt ve boyun ağrısı şikayeti olduğu %80 oranında saptanmıştır. Boyun Fıtığı. Omurga ağrılarının bu denli sık olmasına karşın disk kökenli ağrılar %27 oranındadır. Omurlar arasındaki disk yapıları ağırlığın aktarımı, dik durma sürecinde ve hareket sırasında elastik şekil değiştirme özelliğine sahiptir. Bu dinamik etkiyi yapısındaki çekirdek (Nükleus) ve onu çevreleyen annulus yapısıyla sağlar. Disk tıpkı yatay duran otomobil lastiği gibi eğilme ve yüklenmeler sırasında yükü karşılar, ağırlık şiddetini yayılarak azaltıp aktarır, ardından eski haline döner. Bu suspansiyon etkisi gün içinde binlerce kez devam eder. Amaç yüklenmeyi karşılamanın dışında omurlar arasında ilişki ve stabiliteyi korumaktır. Diskler belli bir yükseklikte omurlar arasındaki mesafeyi sabit tutarken kas-bağ ve sinir yapıları belli gerginlikte kalarak dinamik stabiliteyi sağlar. Yaşlanma ile birlikte disk yapısındaki matriks proteinlerinin yapısal değişiklikleri sonucu su tutma özellikleri azalır. Azalan disk elastikiyeti su tutma-verme yeteneği azalır. Diffüzyonla beslenmenin azalması matriks çatlaklarını arttırır zaman içinde kırılgan, elastik özelliği azalmış diskte, yapısal değişikliklerin kalıcı olmasıyla plastik deformasyonlar meydana gelir. Disk yüksekliği azalır, eklem yapıları aşırı hareketle aşınır hatta disk çeperi yırtılıp çekirdek hareket ederek sinir yapılarına baskı yapar. Ve SONUÇTA OMURGA AĞRISI meydana gelir. Diske bağlı ağrılar arasında tıbbi Tedavi Gerekliliği %8.3 geçmezken, ayaktan tedavi olanlar %2.7 dir. Tüm dünyada yatarak tedavi olan insan sayısı 9 milyon (%0.45) dünyada cerrahi tedavi olan grup yılda sadece 1 milyondur. Bu sayı tüm açık cerrahi füzyon ve diskektomileri içermektedir. Bel ağrısı tedavisi multidisiplinerdir. Multidisipliner Yaklaşım » Fizik tedavi uzmanı » Nöroloji uzmanı » Fizyoterapist » Algoloji uzmanı » Spinal cerrah Dallarında çalışan hekimlerin ortak çalışmasıyla mümkün olmaktadır. Aşamalı (algoritmik) tedavi prensipleri birinci basamakta antienflamatuar tedavi ve 3 günü aşmayan yatak istirahatini gerektirir. Dirençli ve kronik vakalarda algoloji uzmanları blok-ağrı tedavilerini, fizik tedavi uzmanları fizik tedavilerini uygularlar. Tüm tedaviler fizyoterapistlerin desteğiyle kas gücü-duruş disiplini-ergonomik önlemlerle desteklenir. Cerrahi nöral yapılara bası, osteoartrit belirgin disk yüksekliği kaybına bağlı tekrarlayan dirençli durumlarda tercih edilen son basamaktır. Açık cerrahi endikasyonları: » Kauda equina sendromu » İlerleyici nörolojik defisit » Konservatif tedavinin başarısız olması » Belirgin olmayan ancak hayatı etkileyen paresteziler » Ataklarla seyreden ve yılda üç kezden fazla istirahat gerektiren ağrılar sayılabilir. Minimal invaziv (kapalı endoskopik) cerrahilerin endikasyonu bu aşamada farklılık gösterir. Belirgin nörolojik defisit, kauda equina kontrendikasyon olabilir. Endoskopik cerrahinin yılda üç kezden fazla yatak isitirahati gerektiren ancak mutlak cerrahi endikasyonu olmayan vakalarda da yeri vardır. Hayat kalitesini düşüren konservatif tedaviye cevap vermeyen AĞRI BU POPULASYONUN KADERİ DEĞİLDİR: tamamen hayat kalitesini arttırmaya yönelik bir tedavidir. Açık Cerrahi Tedaviler » Lumbar Microdiskektomy » Hemilaminotomi/ diskektomi » Laminektomi/ diskektomi » Füzyon » Nonfüzyon » Total Disk Replasmanı » Nükleus Replasmanı Cerahi giderek daha az invaziv yöntemlere doğru ilerlerken, tedavi sonrası günlük hayata en hızlı dönülmesidir. Cerrahi evrim nükleus yenileyerek disk yüksekliğini artırmaya yönelmiştir. Daha az invaziv yöntemler (LESS İnvasive) cerrahiler perkutan (cildi delerek) vidalarla füzyon (dondurma) ameliyatları ile çığır açarken yine yarı açık yöntemlerle disk çekirdeğini yenileyerek yüksekliği arttırmakta öte yandan disk aralığı açmaya yarayan dış desteklerle ağrıyı azaltmaya çalışmıştır. Tablo-1 Açık Cerrahi Füzyon Nonfüzyon Disk protezi Nükleus Replasmanı Less İnvaziv Cerrahi Füzyon PLIF-TLIF Nonfüzyon Xstop vs Nükleus Replasmanı PDN MISS Cerrahi Minimal İnvaziv İntradiskal diskektomi Selektif disketomi Anulus tamiri Nükleus Replasmanı Hipokrat “Önce Zarar Verme” (Primum Nil Nocere) yaklaşımı günümüz tıbbının temel yaklaşımıdır. Giderek daha zararsız tedavilere doğru ilerleyen cerrahi açısından ideal tedavi » Anatomik yapılara saygılı » Zararsız » Sebebe yönelik » Yaşam kalitesini arttıran » Kısa sürede normal hayata döndürebilen tedavi olmalıdır. Minimal İnvaziv - Kapalı Endoskopik Cerrahi Tarihçesi: » 1857 Virchow Disk protrusyonunu tanımlamasıyla başlar. 1901 Horsley ilk dekompresyonu uygulamış, 1911 Goldthwait annulus yırtığı ve nükleus pulposus ekstrüksiyonunun ağrı sebebi olarak göstermiştir. » 1913: Elsberg açık cerrahşde yıllarca kullanılan laminektomi tedavisiyle ağrıları tedavi etmiş. » 1922 Siccard ve Forestier lipiodol kullanarak ilk provokatif diskografi tekniğini uygulamış minimal invaziv tekniklerin ilk tohumlarını serpmişlerdir. Bu muayene yöntemiyle disk patolojisi röntgende ortaya konabiliyordu. Patolojik olan seviye işlem sırasında ağrı veriyordu. » 1934: Peet and Echols Disk herniasyonu-kök basısı ayrımı yaptı » 1937: Pool otoskoptan modifiye edilen ilk endoskopik girişim (MYELOSKOPİ) olarak tanımlarken ilk endoskopi uygulanmış oldu. » 1939. Love mini insizyonla kemik rezeke etmeden interlaminar mikrodisektomi tekniğini uygulamıştı. » 1955 Male Binoküler Mikroskopik Diskektomi tekniği gelişene kadar savaşlar hayat kalitesini arttırmak için tıbbi tedavi yapmak alışılmışın dışındaydı. » 1960 Rizotomiler devreye girdi, ağrılı segmentlerden ağrı iletimi kesiliyordu. » 1974 Shealy işlemi Perkutan (cildi delerek) Radyo Frekans uygulayarak Rizotomi yaptı. İntra diskal tedaviler populerize olurken kimopapapin, Choy laser enerjili diskektomileri » 1973 Kambin endoskopi uygulamasını başlattı » 1977 Hijikata Perkutan Endoskopik Diskektomi yaparken, 1978 Williams Mikroskopu klasik diskektomide kullandı » 1980 Anthony Yeung spinal endoskopi (Wolf:YESS) için özel hazırlanmış endoskopu günümüz cerrahisinin kullanımına sunmuştur. 1980 den bu yana yüzbinden fazla başarılı işlem sonrası Miss Soyağacı giderek dallanmaktadır. Soyağacı » Hijikata-Kambin » A. Yeung (Wolf-Yess) » MT. Knight (EKL-Kiss) » H. Leu (Storz-Leu) » T. Hoogland (Joimax-Thessys) » Martin Sawitz, John Chiu, Sang-Ho Lee, Akira Dezava MİSS avantajları: Hasta merkezli olarak Minimal invaziv cerrahi sonrası hastanede yatma süresi nadiren bir günü geçer. İşlem sonrası işe dönüş birkaç günle sınırlıdır. İyileşme normal dokulara zara vermediği için çok hızlıdır. Dolayısıyla az yatak sayısı olan spesifik hastaneler çok sayıda hastayı sağlığına kavuşturur. Kısa hastane süresi maliyeti düşürür. Hasta merkezli Hastane-Sigorta-İşveren üçgeni için sonuç mükemmeldir. Minimal İnvaziv Cerrahi Kavramları 1. Santral Dekompresyon: a. Kemonükleosis: Disk içine kimopapain enjeksiyonu uygulayarak sıvılaştırılıp basıncın azaltılması amacını taşır. Endikasyonu sınırlanmış neredeyse terkedilmiştir. b. Nükleotomi: Disk içi standart tedavilerdendir. Mekanik aletler kullanılarak disk içinin boşaltılmasıdır. (Şekil-1) Şekil-1: Nükleoplasti Şekil-2: Clarus Medikal katalogundan alınmıştır. c. Otomatik Nükleotomi: Motor yardımıyla diskin vakumla boşaltılmasıdır. (Şekil-2) d. Radyofrekans nükleoplasti: Radyofrekans kullanılarak nükleusun denature edilip buruşturulmasıdır.(Şekil-3) e. Laser ablasyon: Laser enerji ile nükleusun buharlaştırılmasıdır.(Şekil-4) f. LASE:Laser yardimli endoskop: Özel çok ince propla diskin içine kamera yardımlı laser uygulaması yapılmasını sağlar. Tedavide çığır açmıştır. (Şekil-4) 2. Subanuler dekompresyon ve Annuloplasti a. Subanuler dekompresyon: Endoskopik cerrahinin başlangıcıdır. Subanuler güvenli mesafeden yırtık anulus içinden disk çıkartılır. (Şekil-5) b. Annuloplasti: Laser veya Radyofrekans enerji kullanılarak annulus onarılır. (Şekil-3-4) 3. Selektif Diskektomi: Son aşamadır. Sadece bası yapan fragman çıkarılır disk ve anulus onarılır. Nükleus portezi uygulanması mümkün olacaktır. a. Foraminoskopi (Şekil-6) b. Epiduroskopi (Şekil-6) Cerrahi Teknik Bel fıtığına; Lokal anestezi altında yüzüstü veya yan yatar pozisyonda yandan, Sırt fıtığına hafif yan yatar pozisyonda yandan ve Boyun fıtığına önden çalışılır.(Şekil-7) Cilt 0.5-1 cm delinerek (Perkutan) 5-7 mm özel çalışma kanallı kameralar kullanılarak, normal anatomik yapılar arasından zarar vermeden fıtığa ulaşılır. Sadece sinire baskı yapan parça çıkarılır. Disk yapısı korunur iyileşmesi sağlanır. Perkutan Spinal Endoskopi yoluyla normal anatomik yapılar kesilmeden-kanamasız olarak, » Perkutan endoskopik lumbar diskektomi (PELD) (Bel Fıtığı) – Lumbar foraminoskopik – Ekstraforaminal uzak lateral – İnterlaminar » Perkutan endoskopik torakal diskektomi (Sırt Fıtığı) » Perkutan endoskopik servikal diskektomi (Boyun Fıtığı) Perkutan Endoskopik Cerrahi Tedavi Avantajları » Lokal anestezi kullanılır, hasta genel anestezi almaz. » İşlem normal anatomik deliklerden uygulanır, diske ulaşmak için normal yapılar zara görmez. Bu yüzden kanama çok azdır. » Selektif fragmantektomi (sadece basan fragman çıkarılır-disk korunur) » Disk korunur çeperin (Annulus) iyileşmesi uyarılır iyileşme kapasitesini arttırma » Disk içi-dışı dekompresyon yapılabilir. » Provokatif muayene ile çok seviyeli bel fıtığında seviye tam olarak tespit edilebilir. » Root muayenesi (probing) » Foraminoplasti (sinir çıkış deliğinin genişletilmesi) mümkündür. » Epiduroskopi (Omurilik kanalının muayenesi) mümkündür. » Ekstraforaminal ve uzak lateral inceleme mümkündür. Sinire kanal dışı bası rahatlıkla teşhis edililebilir. » Güvenli perkutan intradiskal tedavi portalı Kontrendikasyon » Morbid Obezite » Cauda Equina » Komplike fıtıklar (yapışıklık olan-sekestre) » Açık Cerrahi rekürens » Uyumsuz hasta » Kanama Diatezi Geleceğin Tedavileri Perkutan tedaviler epidural bölge diske ulaşmada sağladığı avantajlar ileri yeni aletlerin eklenmesi genetik gelişmeler ve robotik cerrahi ile normal dokular korunarak sağlıklı yaşam mümkün olacaktır. Gelişmekte olan tedavilerden; » Anulus tamiri » Perkutan nükleoplasti (Enjeksiyon) » Perkutan intadiskal kök hücre infüzyonu gibi sadece bir kaçıdır.

  • Kırık ve Çıkık Tedavileri

    Kırık, kemiğin aşırı yüklenme ya da yüksek enerjili çarpmalarla yaralanıp bütünlüğünü kaybetmesidir. Kemiğin dayanıklılığını azaltan hastalıklar (Osteoporoz, Osteogenesis imperfecta, kanserler ve kistler) gibi nedenler dışında kırılması için büyük kuvvetler gerekir. Kemiğin hastalıklarla zayıflaması ile ortaya çıkan kırıklar "patolojik kırık" olarak tanımlanır. Uzun ve yassı kemikler dış kuvvetlere farklı tepkiler verir ve farklı şekilde yaralanırlar. Uzun kemiklerin en dayanıklı olduğu yüklenme şekli uzunlamasına taşıma yönünde olan kuvvetlerdir. Eğilmeye karşı dayanıklılık nispeten daha az olmakla birlikte makaslayıcı kuvvetlere karşı zayıftır. Yassı kemikler makaslayıcı kuvvetlere karşı daha dayanıklı olmakla beraber taşıma ve eğilme sırasında uzun kemikler gibi dayanıklılık göstermezler. Kırıklar; basit (tek parçalı), segmenter ve çok parçalı olabilir. Kırık hattının cilt yaralanması ile beraber dış ortamla teması durumunda açık kırık olarak tanımlanır. Açık kırıklar yaranın büyüklüğüne ve kirlenme çeşidine göre derecelendirilir. En kirli ve tedavisi en zor yaralanmalar tarım-gübre ilişkili açık kırıklar olarak bildirilmiştir. Yüksek enerjili ya da ateşli silahlar gibi delici-patlayıcı yaralanmalarında, her üç yönde gelen ani yüklenmeler parçalı kırıklara neden olur. Kırığın tipi tedavisini planlamak açısından önemlidir. Basit kırıklar çoğunlukla elle düzeltilerek (kapalı redüksiyon), kırık uçları karşı karşıya geldikten sonra alçı-sargı tespiti ile düzeltilebilir. Kırık uçlarının karşı karşıya getirilemediği kaynamayı engelleyen durumlarda cerrahi olarak kırık uçları birleştirilip çeşitli şekillerde tespit edilir. Açık kırıklarda kirli yara söz konusu ise cerrahi temizleme ve cerrahi tedavi ön plana geçebilir. Anahatları ile Kırık Tedavisi Çeşitleri Kapalı düzeltme ve Alçı tespiti: Kırık uçları elle düzeltilip karşı karşıya getirilir. En az %50 temas ve rotasyon olmaksızın hareket yönünden maksimum 15 derece açılanma ile takip edilir. Çocuklarda bu açılanma üst sınırlarda kabul edilirken erişkinlerde yüksek açılanmalar yeniden şekillenme şansı olmadığından cerrahiye yönlendirilir. Traksiyon ile düzeltme: Parçalı kapalı kırıklar, güçlü kaslar ile kontrol edilemeyen büyük kemik kırıkları ya da çıkıkla birlikte olan omurga kırıkları dizilimi sağlamak amaçlı traksiyona alınır. Traksiyon kemiklere geçirilen tel üzerinden asılan ağırlıklarla doğrudan kırığın oturtulması prensibidir. Traksiyonda kırık uçları kaslar dengelenerek 72 saate kadar karşı karşıya getirilmelidir. İşlem başarılı olursa kaynama dokusu sağlanıncaya kadar sürdürülebilir ya da alçı ve diğer dış tespitler (eksternal fiksatör) geçilebilir. Cerrahi Yöntemler Kapalı düzeltme ve perkutan vida-tel-çivi tespitleri: Günümüzün en çok tercih edilen cerrahi tedavi yöntemidir. Tespit sonrası stabil edilemeyen, kas-bağ yapışma yerlerindeki kırıklar, eklemi ilgilendiren kırıklar, hareket verme zorunluluğu durumlarında planlanabilir. Açık düzeltme ve internal-eksternal tespit: Kırık uçları arasına yumuşak doku girerek teması engelliyorsa, açık kırıklarda yabancı cisimlerin temizlenmesi amacıyla, eklemi ilgilendiren kırıklar, büyüme kıkırdağı kırıkları, eklem içi kırıklar ve damar-sinir lezyonunun eşlik ettiği durumlarda açık cerrahi tedavi ve tespitler uygulanır. Kirli yaralarda içeride kalacak şekilde metal tespitler uygulanmaz, eksternal yöntemler (fiksatör) tercih edilir. Çıkık; eklemi oluşturan yüzeylerin birbirleriyle ilişkisinin bozulmasıdır. Eklemler uyumlu, birbiri içine geçen küre-kase ilişkisinde olabileceği gibi (kalça), çoğunlukla uyumsuz ya da yeterince kemik kaplaması olmayan yapılardır. Eklem bu şekilde daha hareketli ama çıkmaya eğilimli ve dış kuvvetlere karşı dayanıksız hale gelir. Eklem limitleri bağ yapıları ile sınırlanır, uyum menisküs yapıları ve labrum dediğimiz, eklem etrafını saran kıkırdak benzeri yapılarla sağlanır. Ama en önemli desteği, eklem kapsülü dediğimiz yapı sağlar. Eklem içinde sıvı ile kayganlığı sağlarken kapsülün kapalı hava geçirmez yapısının verdiği negatif basınç etkisi ile adeta vantuz gibi yüzeye yaklaşır ve çıkmaya karşı direnç gösterir. Eklem çıkığı eklem sınırları zorlanması sonucu, eklem kapsülünün yırtılması, bağların kopması ve eklem uyumunu sağlayan yapılar parçalanır. Eklem yerinden çıkarken eklemi oluşturan kemikleri kırabilir. Bu durumda kırıklı-çıkıktan bahsedilir. Eklem çıkıkları ilk 24 saatte yerleştirilmelidir. Kapalı olarak özel manevralarla eklem yerine yerleştirilir ve sargı-bandaj-alçı ile tespit edilir. En az 3 haftalık tespit eklemin özelliğine göre planlanır. Kırıklı çıkıklar, eklemi ilgilendiren kırıklarla beraber olan çıkıklar, geç müdahale edilmiş çıkıklar, damar-sinir lezyonu olan ve yerleştirmeye engel yapıların araya girdiği çıkıklar cerrahi tedavi edilir. İster kırık ister çıkık için olsun, modern ortopedik cerrahide temel amaç derhal tespit ve erken hareket olmalıdır. Hastanın sosyokültürel yapısı da tedavi şeklini değiştirebilir. Tedavide ağrısız tam hareketli eklem ve sağlıklı uzuv temel amaçtır.

  • Kuyruk Sokumu (Koksidinia)

    Bu bölgede ağrısı olan hastaların en büyük problemi oturamamaktır. Çoğu oturur tarzda düşme hikayesi tanımlar ve çekilen rontgen filmlerindeki deformitelerin ağrı sebebi olduğuna inanır ya da inandırılır. Gerçekte koksik kemiğinin kırıkları diğer kırıklar gibi sekelsiz iyileşebilir ve nadiren açısal dizlim bozukluklarına cerrahi müdahale gerektirir. Bu durumda hastanın daha çok bel bölgesinde fıtıkların araştırılması, sinir tuzaklarını ortaya konması oldukça faydalıdır. Klinik tecrübelerimizde kuyruk sokumu etrafında hissedilen ağrının nedeni olarak büyük oranda bel fıtığı ya da kanal darlığı kaynaklı olduğunu tespit ettik ve tedavilerimiz o yönde sürdürerek başarılı sonuçlar aldık. Doğrudan koksiks kaynaklı sebepler elendikten sonra (tümör, enfeksiyon, kırıklar) mutlaka bu bölgeye yansıyacak ağrılar araştırılmalıdır. Kuruk sokumu ağrısı bel fıtığı kaynaklı değil ise kaynağı çok daha ciddi olabilir. (Conus medullaris tümörleri) Ağrı hekimleri işbirliği ile yapılan bloklarda kaynak tespit edilebilir.

bottom of page