Arama Sonuçları
Boş arama ile 102 sonuç bulundu
- Fizik Tedavi Yöntemleri
Fizik tedavi; insana ait tüm hareketleri ve iskelet kas sisteminin yapısıyla ilgilenir. Sırt, bel ve boyun ağrıları çekenler olmak üzere omurga sorunları yaşayanlar için tedavi yöntemlerinin başında gelmektedir. Bünyemizdeki fizik tedavi yöntemlerini 4 ana başlık altında topluyoruz. 1. Hareket genişliği egzersizleri (Range of Motion=ROM egzersizleri) Ortopedik tedaviler sonrası tespitlerde ya da eklem cerrahisi sonrası hareketlerin eski genişliğine getirilmesi çok önemlidir. Önceleri pasif yardımlı olan hareketler zamanla aktif ve dirençli egzersizlere kadar geliştirilir. Bu tedavinin fizyoterapist eşliğinde düzenli ve dirayetli olması çok önemlidir. Aksi halde kalıcı sakatlıklar ve hareket kısıtlılıkları gelişebilir. 2. Kas Güçlendirme ve Denge: Eklem hareket genişliği tam dahi olsa hareketleri oluşturan kas gücünün belli seviyede olması çok önemlidir. Kas atrofisi ve güçsüzlüğü ortopedik tedavi sonrası günlük yaşama dönmeyi olumsuz etkiler. Bu tür egzersizleri aşamalı olarak fizyoterapist eşliğinde belli programları takip ederek uyguluyoruz. 3. Yürüme Egzersizleri Yürüme bozuklukları çeşitli sebeplerle meydana çıkabilir. Ortopedik dizilim bozuklukları ya da tedavilerden sonra normal yürüme şeklinin kazanılması gerektiğinde uygulanır. Yürüme analizi yürüyüş bozukluklarının nedenini bulmamıza ve sebebe yönelik tedavileri yapmamıza kolaylık sağlayan özel bir testtir. 4. Spora Dönüş ve Sporcu Destek Egzersizleri Ortopedik tedavi sonrasında ekle genişliği sağlanmış olsa da kas gücü günlük hayat seviyesine getirilmesi sporcular için yeterli değildir. Spora dönüş için özel idman programları fizik tedavi-spor hekimi ve fizyoterapist eşliğinde yürütülür.
- Omuz Çıkığı Ameliyatı - Omuz Çıkığı Nedir?
Vücudumuzda bulunan en hareketli eklem olan omuz ekleminde çıkıklar çok yaygın olarak görülür. Omuz Çıkığı Nedir? Omuz Çıkığı Ameliyatı ve Tedavisi nasıl yapılır? Omuz Çıkığı hakkında her şeyi bu yazımda bulabilirsiniz. Omuz Çıkığı Nedir? Omuz ekleminin yuvasından çıkmasıdır. Gerçekte omuz ekleminin yuvası yoktur. Omuz başının küreselliğini kaplayan bir yuva yerine gleonoid dediğimiz düz bir yapı üzerinde vantuz görevi yapan yaklaşık 1 mm'lik Labrum dudağı ve onu kaplayan kapsül, ligament ve kaslar ile omuz eklemi yerinde tutulabilir. Bu durum omuza 360 dereceye yakın bir rotasyon imkanı sağlayarak vücudumuzun en hareketli eklemi olarak fonksiyon görmesini sağlar. Omuz Çıkığı İçin Artroskopi Hangi Durumlarda Tercih Edilir? Omuz çıkığının tedavisi, ilk 6 saatte derhal yerleştirilmesi ve bandajla tespitidir. Tespit 6 haftadan az olmamalıdır. Tekrarlayan omuz çıkığında (recurrent) bu süre 3 haftaya düşürülse de bizim kliniğimizde 6 hafta daha güvenli süre olarak önerilir. Üç defadan fazla omuzu çıkan kişilerde "alışkanlık yapmış çıkık" (Habituel) tanısı konur. Habitüel omuz çıkığı ve Labrum anterior bölgesinde yırtıkla seyreden primer (birinci) omuz çıkığında omuzun bağ ve labrum yapıları onarılmalıdır. Artroskopik omuz çıkığı onarımı altın standarttır. Günümüzde açık cerrahi çok nadirdir ve yapılmamaktadır. Omuz Çıkığı Artroskopisi Nasıl Yapılır? Standart omuz artroskopisi gibidir. Labrum yırtığının genişliği fazla ise ek portal açılabilir. Labruma yerleştirilen dikişler ile onarım sağlanır ve omuz stabilitesi kontrol edilir. Gerekirse kapsüle de aynı seansta müdahale edilebilir. Omuz Çıkığı Artroskopisi Ne Kadar Sürer? Optimal süre 30-60 dakika arası değişir. Omuz Çıkığı Artroskopisi Öncesi Hastanın Yapması Gerekenler? Omuz artroskopisi hazırlığı hastanede yapılır. Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Artroskopik omuz çıkığı ameliyatı sonrası derhal rehabilitasyon ve harekete başlanır. Öncelikle pandüler hareketler sonrasında eklem hareket genişliği aktif olarak sağlanır. 3 hafta sonrasında pasif, fizyoterapist eşliğinde aktif dirençli egzersizlere geçilebilir. Rehabilitasyon süresi hastanın konumuna ve mesleğine göre farklılık gösterebilir. Ameliyattan Sonra Tekrar Eder mi? Sedanter hayatta yeniden çıkması beklenmez. Omuz limitlerini zorlayan yeni bir travma sonrasında omuzun çıkması mümkündür ancak günlük hayatta kendiliğinden çıkma ya da alışkanlık şeklinde çıkma görülmez. Ameliyat Ücreti Ne Kadardır? Hastane ve hastanın bütçesine uygun seçeneklere göre belirlenir.
- Düz Tabanlık Tedavisi: Sinus Tarsi Takozu
Düz tabanlık Tedavisi hakkında bilgi vermeden önce "Düz Tabanlık Nedir ve İskelet Sistemine Etkileri Nelerdir" sorularını cevaplayalım. Doğuştan ya da kazanılmış olabilir. Düz tabanlık ayak arkının kaybolması sonucu ayağın yere geniş bir yüzeyle oturmasıdır. Bu durum, ağırlık aktarımı sırasında yürüyüş momentinde tabure ayağı gibi üç ayrı noktaya yayılarak çıkrık mekanizması yaratan kuvvetin, geniş tabanda bu etkiyi kaybederek yaylanma olmaksızın bileşke kuvveti mekanik aksın bilinmeyen bir bölgeye taşınmasına yol açar, dizilim bozulur. Bileşke kuvvet-Mekanik aks ilişkisine göre Kalça-Omurga-dizler konumlanırlar. Ortaya çıkan duruma göre Varus-Valgus iç veya dış rotasyonlar- Omurgada aşırı lordoz-kifoz ortaya çıkar, duruş bozulur. Eksen değişimi eklem mekaniğini bozacağından aşınmalar ortaya çıkar ve travmaya açık hale gelir, düşmeler artar. Düz Tabanlık Tedavisi Nasıl Yapılır? Doğuştan düz tabanlık erken cerrahi gerektirebilir. Cerrahi gerektirmeyen durumlarda masaj tedavileri, yürüme sonrasında ayak bileği destekli ayakkabılar verilir. İki yaş dolduğunda arkı desteklerken topuğu kavrayan ayakkabılara eksen düzeltici topuk kamaları eklenebilir. Altı yaşa kadar ayak kemiklerinin ark destekleri ile belli açılarda ilişkide olmaları sağlanırken, kemikleşme sağlanınca egzersizlerle daha yumuşak ayakkabılara geçilebilir. Ergenlik gibi hızlı büyüme döneminde ark desteği devam ettirilmelidir. Büyüme tamamlandıktan sonra destekli ayakkabıların faydası azalır. Açısal değişiklikler devam ediyorsa cerrahi düşünülür. Kapalı düz tabanlık cerrahisi (Arthroereisis-Artroerez) en iyi seçeneklerden biridir. Diğer seçenekler ayak kemiklerinin olması gereken eksende birbirlerine kaynatılmasıdır (Triple Artrodez). Ayak elastikiyetini kaybeder, eksenler düzelse de yaylanma bozulduğunda hareket zorlaşır. Kazanılmış düz tabanlık erken yaşlarda benzer şekilde tedavi edilir. Tendon yetmezliği varsa onarılabilir. Kırığa bağlı yanlış kaynamalar düzeltilir. Genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Düz Tabanlık Tedavisi Hangi Yaş Grubuna Yapılır? Her yaş grubunda farklı yaklaşımlar uygulanır. Artroerezis gibi kapalı cerrahi yöntemlerin uygulanma aralığı 14-50 yaş olabilir. Bu sınırlar dışında seçilmiş vakalarda uygulanabilir. Artroeresiz cerrahisinde sinüs tarsi denilen arkı oluşturan kemiklerin ortak komşuluğundaki boşluğa özel bir vida yerleştirilerek kemikler dondurulmadan normal eksen ilişkilerine dönmeleri sağlanır. Bu işlem sonrası ayak esnekliğini kaybetmediğinden yaylanma-çıkrık mekanizması bozulmaz, yürüyüş mekaniği düzelir ve güç artar. Düz Tabanlık Kapalı Cerrahi Tedavisi Ne Kadar Sürer? 30-45 dk içinde cerrahi iki taraflı sonlanır. Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Özel bir yürüme botu ile 3 hafta basarak yürünebilir. Bu dönemde baston gerekebilir. 3-6 ark destekli ayak bileğini saran ayakkabılar tercih edilir. 6-12 hafta yumuşak yürüyüş ayakkabısı ile egzersizlere başlanır.
- Yağ Hücresinden Kök Hücre Olur mu?
Stromal Vasküler Fraksiyon (SVF) nedir? Halk arasında kök hücre kaynağı olarak bilinen liposuction sonrası elde edilen hücrelerin (lipoaspirat) gençleştirici (rejeneratif) özellikleri olduğu biliyor. Bu hücrelerin izolasyonu ile elde edilen bir hücresel ürün SVF sadece yağ hücresi içermez. Liposuction operasyonunu takiben ya da hastadan özel olarak alınan 100 cc yağ tabakasının derhal işlemden geçirilip hastaya doğrudan uygulanmasıdır. Yağ dokusu, otolog kullanımda doku reddine yol açmaz. Bu açıdan kolay ulaşılan hücresel yenileme ürünüdür. Kandan elde edilen PRP den farkı henüz farklılaşmamış ana hücre benzeri ancak kemik iliğindeki hücrenin mezenkimal kök hücresinden farklılaşmış ve herhangi bir bağ dokusuna dönüşme yeteneği olan hücreler içermesidir. Bu açıdan kök hücre kadar olmasa da eklem içinde fiborsite doğrudan dönüşme kıkırdak benzeri doku oluşturmaya daha fazla eğilim gösteren hücreleri içerir. SVF hücrelerinin de hayalen kıkırdak hücrelere dönüşmesi söz konusu değildir. Kıkırdak hücresi ancak ana kök hücreden laboratuvar koşullarında özel uyarıcı maddeler ile üretilebilir. Bu tür laboratuvarlar devlet izni olmadan çalışamaz ve henüz bu nitelikte deneysel olarak, yasal zeminde çalışan çok az merkez vardır. Bu açıdan SVF tıpkı PRP gibi kök hücre içeren bir tedavi şekli değildir.
- 101. Tssula Konferansı 2019
Tarih: 04-07 July 2019 Mekan: Raipur, Hindistan Websitesi: http://tssula.com/ MISSION SPINE FOUNDATION FACULTY Dr Satishchandra Gore Dr Shirazahmed Munshi Dr Bhupesh Patel Dr S N Madhariya Dr S Palanikumar Dr Sunil Nadkarni Dr Anand Kavi Dr Janmejay Jamdar Dr Sujit Vidiyala Dr S Namboothiri Dr Malcolm Pestonji Dr Lavkush Pandey Dr Sunil Raghav Dr Ravindranath Dr Sai Sudarshan Puduru MGM HOSPITAL ENDOSCOPIC SPINE UNIT Dr (Lt. Gen.) K. R. Salgotra Dr Alfven Vieira Dr Nilesh Vishwakarma Dr Sarabjit Kohli Dr Shaival Chauhan INTERNATIONAL FACULTY Dr Tolgay Satana (Turkey) Dr Tunc Koc (Turkey) Dr Michael Schubert (Germany) Dr Hyeun-Sung Kim (South Korea) Dr Kangtaek Lim (South Korea)
- Bilek Sorunları (Karpal Instabilite Sıklığı)
Radius distal uç kırıklarından sonra görülen karpal instabilite sıklığı 1994-97 yılları arasında Gazi Ünversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında konservatif tedavi ettiğimiz 33 hastanın 34 el bileğinin fonksiyonel sonuçları ve Brujin kriterlerine göre değerlendirildi. Mayo sınıflandırmasına göre onu tip I. üçü tip II, onsekizi tip III, ve üçü tip IV idi. 34 kırığın 9'unda (%26.4) karpal instabilite saptandı. Dokuz kırığın, sekizi eklemi ilgilendiriyordu...
- Kırık Nedir? Kırık Nasıl Anlaşılır?
Kırık, kemik bütünlüğümüzün bozulması durumudur. Peki kırık nasıl anlaşılır? Bunu ve diğer detayları aşağıda okuyabilirsiniz. Kırık İle Çatlak Arasındaki Farklar Nelerdir? Ayrılmamış kırık çatlak olarak nitelendirilse de, her ikisi de kemik bütünlüğünü bozduğu için esasında kırıktır. Kırık Nasıl Anlaşılır? Kırık Nasıl Teşhis Edilir? Kırık bulguları; ağrı, şişlik, fazladan hareket deformite şeklindedir. Deformite olmadığı durumlarda radyolojik olarak kemik görüntülenmeden kesin tanıdan kaçınılmalıdır. Bazı kırıklar oldukça ince bir hat çizer ve atlanabilir, bu durumda MRI veya tomografi gerekebilir. Yorgunluk kırıkları sadece MRI'da fark edilebilir. Konvansiyonel röntgen muayene ile uyumlu değilse tereddüt etmeden MRI düşünülmelidir. Lokalize edilemeyen kırıklarda kemik sintigrafisi ile lokasyon belirlenip lokalize MRI ya da tomografi ile teşhis de gerekebilir. Kırık Tedavi Süreci Nasıldır? Kırıklar temas yüzeyi yüzde elliden fazla, rotasyon yoksa, açılanma hareket yönünden 15, ön arka 10 dereceden fazla değilse ve tespit sırasında stabil ise alçı atel ile 6-12 haftada iyileşir. 5 ayı aşan iyileşmeme kaynama gecikmesi, 7 ayı aşan durumlarda kaynamama kabul edilir. Kırık Ameliyatı Hangi Aşamada Gereklidir? Kırık uçları arasında temas yoksa ya da yüzde elliden az ise, açılanma yüksek ve stabilite sağlanamıyorsa ameliyat yapılmalıdır. Bazı kırıklar (kalça boyun kırığı, kas yapışma yerleri kopmaları, epikondil ve malleol kırıkları) derhal cerrahi tedavi edilir. Kırık uçları arasına kas ve bağ doku girdiyse yine cerrahi yapılır. Ameliyat Seçenekleri Nelerdir - Nasıl Yapılır - Ne Kadar Sürer? Açık cerrahide kırık uçları yüzde yüz karşı karşıya getirilir ve plak ile yüzeyden uzun kemiklerde kemik iliği içinden (intramedüller) metaller ile tespit sağlanır. Rijit ve sağlam tespitlerde eklem hareketi derhal verilip ağırlık verilebilir. Cerrahi tespit yetersiz ise barırma vekelme hareketi cerrahın kararıyla zamanlama yapılmalıdır. Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Kırık iyileşmesi en iyi cerrahi olmadan sağlanır. Cerrahi yapılarak ya da yapılmayarak 6-12 haftada kırık kaynaması tamamlanır. Kemiğin taşıdığı yüke göre ağırlık verme ve eklem hareketi planlanır. Ameliyattan Sonra Tekrar Eder mi? Kaynama tamamlanmamışsa yeniden aynı yerden ayrılabilir. Kaynama sonrası aynı yerden kırılması ile kırık olmayan kemiğin kırılması ihtimali aynıdır. Ameliyat Ücreti Ne Kadardır? Hastanın bütçesine göre planlanır.
- Osteoporoz Nedir?
Osteoporoz Nedir? Konsensus 93: Kemik dokuda kırılganlığı ve kırık riskini artıran, düşük kemik yoğunluğu ve mikro yapılarda yetmezlikle karakterize sistemik bir hastalıktır. Osteoporoz Nedir? Tanım 2002 (USNIH): Kişinin kemik dayanıklılığının bozulması sonucu kırık riskinin artmasıyla karakterize bir iskelet hastalığıdır. Kemik dayanıklılığı ise kemiğin iki ana unsurunun yansımasıdır: kemik dansitesi ve kalitesi. Risk Faktörleri: Diğer riskler: Genel kas güçsüzlüğü Denge kurmada güçlük (nörolojik, vestibuler, oftalmolojik sorunlar) Görme kusuru Yavaş yürüyüş Topuk-parmak yürüyüşünün bozulması (artrodezler vs.) Risk sorgulaması kimlere yapılmalı? 50 yaş üstünde herkes sorgulanmalı Kırık riski taşıyan ana bölgeler (el bileği, humerus, kotlar, vertebra, pelvis ve kalça) ayrıntılı incelenmelidir Kimler Osteoporoz testlerine alınmalıdır? Boy kısalması>4 cm olanlar İlerleyici kifoz (kamburluk) Uzun süreli Steroid kullananlar Düşük enerjili travma sonrası kırığı olanlar >65 yaş üzerindeki hastalar <65 yaş altında klinik risk taşıyanlar incelemeye alınmalıdır Kimler yüksek risk altındadır? Ana iskelet kırığı olan Kifoz gelişmiş olanlar Boy kısalması olan Bir Major iki Minör faktör varlığı saptanmış Düşük kemik yoğunluğu bulunanlar yüksek kırık riski taşırlar. Kemik yoğunluğu ölçen dansitometride normal değerler nedir? Normal BMD; genç erişkinlerin kemik yoğunluğu ortalamasının standart sapmasına göre T skoru : +2.5-(-1.0) aralığında olanlar. Osteopeni ; T:(-1)-(-2.5) arasında olanlar Grade-C Osteoporoz ; T<eksi 2.5 Grade-B Osteoporoz ve kırık riski taşıyan A grubu Kimlere tedavi başlanmalı? Yüksek kırık riski taşıyanlara Uzun süre glukokortikoid tedavi alanlara Düşük enerjili travma sonrası kırık geçiren ve düşük kemik yoğunluğu tespit edilenlere derhal tedavi başlanır.
- Endoskopik Lomber Omurga Cerrahisi - Nükleoplasti / Temel Eğitim Kursu
Endoskopik Lomber Omurga Cerrahisi - Nükleoplasti / Temel Eğitim Kursu Tarih: 26-28 Nisan 2019 Yer: İstanbul Uluslararası Omurga Endoskopi Akademisi Dr Farhad B. BAMARNI Dr Hayati AYGÜN Dr Hikmet ULUĞ Dr Tolgay SATANA Dr Tunç KOÇ
- Epiduroskopi Nedir?
Epiduroskopi işlemi epidural yapıların endoskopik olarak görüntülenmesidir. Lokal anestezi altında uygulanabilen epiduroskopi, girişimsel cerrahi yöntemleri arasında yer alır. Steril ameliyathane koşullarında, profilaktik antibiyotik uygulaması yapılmalıdır. Epiduroskopi ucu her yöne hareket edebilen ince bir kamera ile omurga kanal bölgesinin görüntülenmesini sağlamaktadır. Hasta kurbağa pozisyonunda yüzüstü yatırılmalıdır. Skopi altında, 18 g iğne kullanılarak iğne dikey olarak yönlendirilir ve klavuz tel ilerletilir. Cerrahi işleme kanal içinde ilerlerken karar verilmelidir. Epiduroskopi tanı amaçlı olup, kaynağı bilinmeyen, ağrı kaynağını bulmak için uygulanmaktadır. Epiduroskopi yöntemi sayesinde gerektiği durumlarda omuriliğin istenilen bölgesine ilaç uygulamaları da yapılabilmektedir. (Hyalurinidaz kollejanaz preoperatif epidural kateter uygulanır) Epiduroskopi yöntemi hangi durumlarda uygulanmaktadır? Ameliyata bağlı bel ağrısı Konservatif tedavilere cevap vermeyen bel ağrısı Kök ağrısına eşlik eden aksiyel bel/sırt ağrısı Spinal kanal darlığı Radikülopatiye eşlik eden boyun fıtığı Erpidural yapışıklıklar Epidural Fibrozis (invaziv girişimler sonrası) Bunların dışında; Epiduroskopik diskektomi uygulanması, kitle eksizyonları ya da biyopsi amaçlı uygulamalar yapılabilmektedir. Epiduroskopi sonrası iyileşme süreci: Epiduroskopi işlemi yaklaşık 30 dakika sürer ve hasta ağrılarından kurtulmuş olarak günlük hayatına devam eder. Epiduroskopi Nedir?
- Dejeneratif Disk Hastalığı'nın Perkutan Endoskopik Cerrahi Tedavisi
Dejeneratif Disk Hastalığı; Laser kelimesi (Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation) tamlamasının baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. LAZER kelimesiyle dilimize geçmiştir. Enerjinin oluşumunu da kısaca özetleyen bu açılıma göre lazer; tam ve yarı yansımalı iki ayna arasında bulunan likit kristalin yoğunlaşmış enerjiye (amplifikasyon) maruz kalmasıyla ortaya çıkan ışıktır. Lazer türü likit kristalin içindeki madde ile adlandırılır. Dejeneratif Disk Hastalığı Kas-iskelet sisteminde lazer enerji uygulaması ilk kez Whipple tarafından 1984 yılında CO2 lazer kullanımı ile olmuştur. Lazerin optik parametrelerine göre (dalgaboyu, güç ve doz) sınıflaması bu tarihten sonra klinik araştırmalarda sorgulanarak ortaya konmuştur. Lazerin farklı dozlarda hücre proliferasyonunu, motilitesini ve sekresyonunu değiştirdiği bilinmektedir. Doku etkileşimi ise doz bağımlı olarak parçalamak, sıvılaştırmak, ısıtmak ve buharlaştırmak şeklinde olabilir. Kas iskelet sisteminde kullanılan lazer türü sıklıkla iyon rezonans tipi olmakla beraber şu şekilde sınıflanabilir: UV Lazer (Excimer) Görünür Lazer (Argon) IR Laser (İyon Rezonans) n CO2 n YAG: (Yttrium-Aluminum Garnet) l Neodymium (Şekil-2) l KTP Doubled Neodymium (Potassium-titanyl-Phosphate) l Holmium l Erbium Argon lazer hemoglobin tarafından iyi absorbe edilir ve dokuda ısı açığa çıkartarak etkir. Bu etki oksijenin hücre çekirdeğinde aktifleşmesiyle apoptozisle sonuçlanır. Bu fotodinamik tedavinin temelidir. Excimer ısı oluşturmaksızın molekül bağlarını kopartır, soğuk lazer denilmesi bu nedenledir. CO2 ile düşük frekanslarda yüksek güç elde edilir, su tarafından absorbe edilir. Yüzeysel etkisini penetrasyon olmadan gerçekleştirir. Nd YAG penetrasyon ve koagülasyon etkisi üst düzeydedir. Lazer enerji etkisi üç aşamada incelenir: Foto-termal: koagülasyon, nekroz ve buharlaşma Foto-kimyasal (Argon, Excimer): Enerjinin moleküler düzeyde emilmesi sonucu bağ yapılarının değişmesidir. Metabolik aktif dokularda (tümörler gibi) tedavide avantaj sağlar. Foto-mekanik etki kısa dalga ve düşük frekanslarla sınırda ultraviolet-infrared etkinin bileşkesidir. Doku hızlı iyonlaşma ile tepki verirken “akustik şok dalgası” etkisi meydan gelmiş olur. Kemik üzerinde dahi parçalayıcı-kesici güç bu özellikle sağlanır. Radyofrekans enerji kısa dalga ses enerjisidir. Işık enerjisinde olduğu gibi yoğunlaşmış kısa dalga boyuna erişmiş enerjinin odaklandığı maddenin kararsızlığa geçme eğilimi ile orantılı olarak fiziksel hal değişimi söz konusu olur. Isı enerjisine dönüşümle açıklanan bu değişim mikrodalga fırınlardaki pişirme özelliğinin temelidir. Radyofrekans enerjinin termal etkisi friksiyoneldir. İki ayrı etki söz konusudur: ohmic ve dielektrik. Ohmic etki 500 mHz altındaki frekanslarda gelişir. Dielektirik etki 500 mHz üzerinde ise mikrodalga yıkıcı etkisi ortaya çıkar. Kas-iskelet sisteminde ise radyofrekans enerjinin 1-300 mHz ohmic etkisinden faydalanılır. Radyofrekans (RF) enerji ile doku doz bağımlı olarak kovalent bağlarından arınabilir (gevşetme-kesme), tamamen buharlaşabilir veya yeni bağlar (buruşturma-çekme) oluşturabilir. Tıbbi uygulamalarda frekansın arttırılıp azaltılması ile elde edilen ohmic etki, klinisyene lazere göre daha az karmaşık seçimlerle müdahaleye imkan sağlar. Ancak parçalayıcı etkisi yumuşak dokularda sınırlıdır. Kas iskelet sisteminde hangi enerjinin ne sıklıkla ve nasıl kullanılacağını bilmek bu enerjilerin dokulardaki kimyasal ve fiziksel sonuçlarını bilerek tercihte bulunmakla mümkündür. Her iki enerjide de penetrasyon en önde gelen sınırlayıcı faktördür. Ortopedik cerrahide lazer uygulamalarında Holmium YAG tercih edilmesi, düşük penetrasyon etkisine rağmen sağladığı mekanik avantajlardandır. Dejeneratif Disk Hastalığı Holmium YAG lazer kullanımıyla termal penetrasyon ve buna bağlı nekroz etkisi azalmasına rağmen, enerjinin diğer avantajlarıyla kullanılabilmektedir. Akustik şok etkisinin yanı sıra, termal koagülasyon, buharlaştırma, buruşturma ve kanama kontrolü doku penetrasyonu son derece azaltılarak sağlanır. Özellikle minimal invaziv endoskopik cerrahi uygulamalarda, artroskopi, tenoskopi ve foraminoskopide mekanik aletlerle ulaşılamayan alanlarda etkisi vazgeçilmezdir. Hipokrat’tan bu yana kullanılan termal tedavi, lazer ve radyofrekans uygulamalarla yeniden canlanmıştır. Termal etki 40-70 derecede protein denaturasyonu, 70-85 derecede koagülasyon, 85-100 arası vakuolizasyon, 100 derecede buharlaşma, 400 derecede karbonizasyon şeklindedir. Canlı doku 45 derecede ölmeye başlar ve RF etki için 45 derece etkinin henüz başladığı ısıdır. Radyofrekans termal etkisi kollajenin geri dönüşsüz doku kontraksiyonu ile sonlanması için 60-75 derece ısıyı oluşturacak enerji aktarılmalıdır. Bu etki 60 derecede 5 dakikada %30, 62 derecede %36, 65 dereceden sonra %50’den fazla gerçekleşir. Termal etkiyle heliks yapısı protein denatürasyonu ile jel formuna dönüşüp hacmini azaltır, doku kısalarak morfolojik yanıt verir. Bu etki kısaca “ablasyon” olarak adlandırılır. Rejenerasyon yeteneği olan dokularda termal etkinin fonksiyonel sonuçları mükemmele yakındır. Kapsül, bağ ve tendinöz yapılarda iyileşme sürecine katkıda bulunurken yeniden şekillenme sırasında fonksiyonel beklentiler RF sınırlandırdığı alanda gerçekleşir. Oysa kıkırdak, intervertebral disk gibi yapılarda termal etkiyle oluşan hücresel nekroz geri dönüşümsüzdür. Bu nedenle koagülasyon ve ablasyon etkisinin bir arada olmasını sağlayan monopolar elektrokoter uçlarla yüksek ısılarda yaratılan enerji aktarımını, bipolar radyofrekans uçlarla düşük ısılarda yaratmaya çalışan mekanizmalar geliştirilmiştir. Söz gelimi ablatif etki prob şekline bağlı olarak spark (sıçrama) ile oluşur. Monopolar uç şekli veya bipolar uçlarda sıçramasız aktarılan enerji nonablatif RF enerji uygulamasını sağlar. Koagülasyon ve plazma oluşturucu ablatif etki (nonablatif) sağlayan bipolar etki, koagülasyon+ablasyon=koblasyondur. Koblasyon etkisinin multipolar radyofrekanstan farkı düşük ısıda plazma dönüşümü sağlamasıdır. Bu şekliyle soğuk ablasyon (cold ablation) olarak adlandırılabilir. Dolayısıyla radyofrekansın iki farklı uygulaması söz konusudur: Monopolar Bipolar: Koblasyon-plazma etki-soğuk ablasyon Koblasyon disk içi basınç azaltıcı ve nükleoplasti tedavisinde çığır açmakla beraber seçilmiş vakalarda iyi sonuçlar vermektedir. Bugün servikal disk protrüsyonunda intradiskal halkasının yarattığı etki klinisyenlerin tercih ettiği pratik uygulamalarda ilk sırada yerini almıştır. Servikal koblasyonda vand dört yönde toplam on dakika ortalama uygulamayla 2 mm kavite oluşumu ve %10 hacim azalması sağlamaktadır (Şekil-4C). Lumbar bölgede ise koblasyon-nükleoplasti etkisi kanallar açılarak sağlanır. Koblasyonla ortalama 6 kanal açılması disk basıncını azaltmaya yeterli olabilir (şekil-4A). Radyofrekans nükleoplastide oluşan plazma-debrisin dışarı alınamaması mekanik nükleoplastiye göre dezavantaj olarak ele alınmalı, mutlaka öncesinde yapılan diskografiye intradiskal sefazolin eklenmelidir. Rezidual debris diskitis nedeni olabilir. İntradiskal Tedaviler: Choy ve Asher'ın 1986 yılında nucleus pulposusta vaporizasyon yoluyla disk basıncını azaltmalarıyla başlayan protruse disklerde lazer tedavisi “perkutan lazer disk dekompresyonu” (PLDD) olarak adlandırıldı. Günümüze kadar yüz bin olguya varan çok merkezli çalışmalarda lazer probunun endplate termal nekrozu, kök yaralanması, diskitis komplikasyonları istatistiksel olarak anlamsız düzeydedir. Endplate’e paralel usulüne uygun doz ve frekansta uygulamalarda komplikasyonlar, doğru seçilmiş vakalarda yok denecek kadar azdır. Ancak Martin Knight gibi müelliflerin bildirdiği servikal uygulama sonrası tetrapleji olguları, spinal korda termal penetrasyon ve radyasyon güvenliğini yine de gündeme getirmiştir. PLDD, 400-1000 joule Nd YAG lazer enerjinin disk içine 10-30 dakikada aktarılmasıdır. KTP lazerde bu süre 1-2 dakikadır. Richley Holmium kullanarak 1200-2000 joule total enerji aktarmış, %88 başarı raporlamıştır. Neodymium'un, Holmium'a göre iki kat ablasyon derinliği, termal etkisi vardır. Su absorbsiyonun fazla olması ve suyun ortamdan kalkması termal etkiyi arttırarak karbonizasyona sebep olur. Termal etki, doğru frekans seçimi ve aralıklı zamanlama (relaps time) azaltılabilir. Dalga boyuna göre değişen bu parametreler Holmium YAG lazerde 10-15 watt, 10 hertz tekrarlama zamanı toplam 1200 joule’dür. Casper 13 Watt, 10 Hertz, 5 dakika relaps ve uygulama zamanı kullanarak 1200j toplam enerji önerir. Tablo-1 de çok merkezli çalışmalardan sonra kabul gören dozların kullanımı önerilmektedir. İntradiskal tedavide termal etkinin yol açtığı bir başka rezidüel debris sakıncası, Laser Asisted Spine Endoskopi'nin (LASE) kullanıma girmesiyle ortadan kalkmıştır (Şekil-5). Lazerin yanı sıra görüntü ve irigasyonu da sağlayan perkutan girişimle annuloplasti sağlanmış, debrisin dışarı alınması mümkün olmuştur. Lomber bölgede subannuler dekompresyon ve annuloplasti sırasında lazer enerjinin annuler bölgeye uzaklığı sorun yaratmasa da servikal uygulamalarda posterior longutinal ligament orjinine 10 mm uzaklık operasyon sınırıdır. Sang-Ho Lee ve ark. servikal bölgede 10 watt max, 10-15 hertz max enerji önerirler. Aynı güvenli aralık lomber bölgede de tercih edilmelidir. Nonablatif sınır 10 hz frekans ve 5 sn aralıklı uygulama bir anda 500 joule'u geçmeyen enerji aktarımıdır. Chiu torasik disk lazer uygulamasında aşamalı enerji uygulaması önerir. Nonablatif derecelerde 10 watt ile başlayıp, 5 watt enerjiye inip aktarılan gücü 300 joule'e indirmeyi (12 hz) önerir. İlk aşamada vaporizasyon, ikinci aşamada yalnızca buruşturma ve sertleşme hedeflenmiştir. Sinovertebral nöroliz ve denervasyon ikinci aşamada ağrı azalmasının hasta tarafından ifade edilmesiyle kanıtlanır. Chiu mekanik olarak debrisi dışarı almayı ve endoskopik kontrolü de önermektedir. Radyofrekans enerjinin intradiskal uygulamaları monopolar RF IDET enerjiden koblasyon problarına varan yelpazede pazarda yerini alır. IDET tedavisinde 85 dereceye varan subannuler ısı annuloplasti ve nükleoplastiyi sağlarken, dokuya aktarılan termal etki 55 derece olarak ölçülmüştür. Epidural mesafede bu ısı 30 dereceye ulaşır. Hastanın sklerotomal dahi olsa uygulama sırasında ağrısı dikkate alınmalı, enerji kesilmelidir (Şekil-4D). Koblasyon daha güvenli nontermal etki sağlar. Özellikle servikal uygulama uçları avantajlıdır. Lomber bölgede kanal açarak mekanik-koblatif prensiplerle çalışan koblasyonun servikal bölgede radyasyon etkisi ön plandadır. Her iki radyofrekans etki disk basıncını azaltır. Tablo 1: Spinal tedavi seçeneklerine göre farklı doz lazer enerji uygulamaları Perkutan Endoskopik Uygulamalar Perkutan endoskopik cerrahinin Hijikata ve Kambin tarafından tanımlanmasına paralel başlayan, Yeung ve Knight ile süren endoskopik lazer uygulamaları foraminoplasti kavramının tanımlanmasını sağlamıştır. Lateral spinal stenozun brutal cerrahi sonuçları endoskopik olarak formaninal stenozun saptanması ve ortadan kaldırılması karşısında göze alınamayacak düzeydedir. Foraminoplasti sırasında kemik-osteofit gibi yapıların ortada kaldırılması sorunu lazerin şok dalgası etkisi ile çözülmüştür (Şekil-7). Doğrudan kemik üzerine 30-40 W 10 Hz enerjinin devamlı uygulanmasıyla elde edilen yıkıcı etki dekompresyonu sağlamaya yeterli olmakla kalmaz, kanama-debris oluşumu gibi görüntüyü engelleyen durumları da ortadan kaldırır. Radyofrekans enerjinin endoskopide kullanımı annuler fibrillerin eksisyonu, nucleus fragmanının serbestleştirilmesi ile epidural kanamaların durdurulmasında büyük kolaylık sağlar. Dolayısıyla her iki enerjinin kullanımı endoskopik diskektomide tercih sebebidir (Şekil-6). Omurga endoskopik cerrahisinde lazer veya radyofrekans enerji seçiminde selektif yaklaşılmalıdır. İntradiskal uygulamalarda servikal protrusyonlarda koblasyon yönteminin güvenli ve efektif olduğu aynı uygulama özellikle asimetrik lokalize foraminal lumbar hernilerde protrusyonla sınırlı olmak kaydı ile yapılabilmektedir. Yaygın santral ve diffüz protrusyonlarda monopoler IDET uygulaması tercih edilebilir. Bununla beraber lazer nükleoplasti ağrılı diskografide kombine edilebilir. Bu uygulamada annuler relaksasyonu gidermekle beraber nükleusta lazer plazma etkiyle basınç azalmasını sağlayarak başarılı klinik sonuçlar rapor edilmiştir. Özellikle lumbar bölgede annuler yırtıkla beraber protrusyon ve minimal ekstrusyonun olduğu vakalarda mekanik nükleoplasti önerilir. Lee ve ark. mekanik nükleoplasti sonrası subannuler LASE annuloplasti uygulayarak plastik annuler deformasyona sekonder basıyı da ortadan kaldırdıklarını bildirmişlerdir. Ülkemizde de yakın zamanda LASE ile selektif annuloplasti imkanıyla posterior basıyı azaltmak mümkün olacaktır. Endoskopik omurga cerrahisinde bipolar RF probu kanama kontrolüyle beraber ekstrude diski tutan dokuların eksizyonunda büyük faydalar sağlar. Bu dokuların mekanik aletlerle kesilmesi kanamayla görüş alanını bozduğundan tercih edilmez. Öte yandan disk çıkartıldıktan sonra subannuler RF uygulaması ile tedavi perçinlenir. Lazerin subannuler uygulaması sırasında kontralateral protrusyona müdahale edilebileceği gibi annuloplasti mümkündür, ancak güvenli olması açısından LASE tercih edilmelidir. Ayrıca LASE debrisin dışarı alınmasına da imkan verdiğinden mekanik nükleoplastiye ciddi bir alternatif olabilir. Foraminoplastide osteofitlerin alınması, foraminal ligamentin kesilmesiyle yapılan dekompresyon aşamasında lazerin üstünlüğü tartışılmaz boyuttadır. Foraminoskopik shaver uçlarınn kısıtlı seçenekler sunduğu ve kanamaya sebep olduğu düşünülürse lazer uygulamasının foraminoplastinin ayrılmaz parçası olmayı sürdüreceği açıktır. Kaynaklar: Abelow SP. Thermal Controversies. 11. Imlas 1. AAMISS meeting Lecture Kongre Özet Kitabı Seul Kore 12-15 Mayıs 2004 Atik OS, Erdogan D, Omeroglu S, Dural Mn, Baydar Metin L. Histological Alterations After Holmium:YAG Laser Irradiation. Joint Diseases & Related Surgery Vol 10 • No 1 • 1999: 30-32 Atik O S, Kanatli U, Guzel V, Daglar B, Ozalay M. Lateral Release And Medial Shrinkage On Patellofemoral Joint Capsule Using Arthroscopic Laser Surgery (Preliminary Report) Joint Diseases & Related Surgery Vol:9 No:1 1998 Atik OS. Chondroplaty Using the Holmium:YAG Laser. In B. E Gerber, M Knight WE Siebert (Eds) Lasers in the Musculoskeletal System. Springer Neuchatel 2000. Atik OS. Neodmium:YAG contact arthroscopic lase surgery. In Brillhar (Ed) Arthroscopic Laser Surgery. Springer New York P 1994 Gerber BE. Basic Laser Principles and Research:Introductory Remarks. In B. E Gerber, M Knight WE Siebert (Eds) Lasers in the Musculoskeletal System. Springer Neuchatel 2000. Gerber BE, Knight MTN, Siebert WE. Preface. In B. E Gerber, M Knight WE Siebert (Eds) Lasers in the Musculoskeletal System. Springer Neuchatel 2000. Gerber BE, Basic Laser Principles and Research. Laser In the Musculoskletal System Ed. Gerber, Knight, Siebert.Springer New YorImhoff AB, Basics Laser Physics and Safety. Laser In the Musculoskletal System Ed. Gerber, Knight, Siebert.Springer New York 200Gerber BE, Knşght MTN, Siebert WE. Preface. Recommeded Surgical Parameters. Laser In the Musculoskletal System Ed. Gerber, Knight, Siebert.SpriChiu J. Endoscopic Lumbar Foraminoplasty.Endoscopic Lumbar Foraminoplasty Chapter 19 Chiu JC. Posterior Lateral Endoscopic Thorasic Discectomy with Laser Thermodiskoplasty. 11. Imlas 1. AAMISS meeting Lecture Kongre Özet Kitabı Seul Kore 12-15 Mayıs 2004 Chiu JC, Clifford TJ, Reuter MW. Cervical Endoscopic Discectomy with Laser Thermodiskoplasty. In The Practice of Minimally Invasive Spinal Tecnique Ed. Savitz MH, Chiu JC, Yeung AT. CSS first edition Ohio 2000 Choy DSJ. Percutaneous Laser Disc Decompression. In Percutaneous Laser Disc Decompression.Ed Daniel Choy Springer New York 2003 Choy DSJ. Percutaneous Laser Disc Decompression (PLDD) 352 Cases with an 8 ½ Follow up Arthroplasty Arthroscopic Surgery Vol. 6, No:10 (1-5), 1995 Lee SH. Percutaneous Lumbar Disc Decompression (PLDD) with Laser Assisted Endoscopy (LASE). 11. Imlas 1. AAMISS meeting Lecture Kongre Özet Kitabı Seul Kore 12-15 Mayıs 2004 Reuter MW.Evaluation of Cervical Disc Surgery. 11. Imlas 1. AAMISS meeting Lecture Kongre Özet Kitabı Seul Kore 12-15 Mayıs 2004 Şatana T, Ergüven M, Pirbudak L. Lomber Dejeneratif Stenoz ve Dejenere Disk Hastalığına Cerrahi Yaklaşım. Aktüel Tıp Artrit ve Osteoporoz Özel Sayısı Nisan 2004 Cilt9 Sayi4 S:39-46 Şatana T, Ergüven M, Pirbudak L, Aldemir Ö. Dejeneratif Disk hastalıklarında Perkutan Endoskopik Dekompresyon ve Minimal İnvaziv Cerrahi Yaklaşımlar. Aktüel Tıp Artrit ve Osteoporoz Özel Sayısı Nisan 2005 S:35-41 Şatana T. Current Concepts in the Laser&Radiofrequency Technologies for Minimally Invasive Musculoskletal Applications.12 Imlas 2. AAMISS meeting Lecture Kongre Özet Kitabı Istanbul 22-25 Haziran 2005Gerber BE, Basic Laser Principles and Research. Laser In the Musculoskletal System Ed. Gerber, Knight, Siebert.Springer New YorImhoff AB, Basics Laser Physics and Safety. Laser In the Musculoskletal System Ed. Gerber, Knight, Siebert.Springer New York 200Gerber BE, Knşght MTN, Siebert WE. Preface. Recommeded Surgical Parameters. Laser In the Musculoskletal System Ed. Gerber, Knight, Siebert.SpriChiu J. Endoscopic Lumbar Foraminoplasty.Endoscopic Lumbar Foraminoplasty Chapter 19 Yeung AT, Tsou PM. Posterolateral Endoscopic Excision for Lumbar Disc Herniation Surgical Technique, Outcome, and Complications in 307 Consecutive Case SPINE Volume 27, Number 7, p 722–731 2002 Park J. Pitfalls and Complications of Thermal Capsuloraphy. 11. Imlas 1. AAMISS meeting Lecture Kongre Özet Kitabı Seul Kore 12-15 Mayıs 2004
- Travma ve İskelet Sistemi
Travma kavramı vücutta değişiklik yapan fiziksel yaralanma olarak tarif edilse de canlı bir organizmada biyokimyasal karmaşık sonuçları (bkz: travmaya karşı endokrin cevap) olduğu bilinmektedir. İskelet sistemi güçlü taşıyıcılığı, kafatası ve göğüs kafesi tarzında kaplayıcı özelliği ile fiziksel etkileşimlerde ilk savunmayı sağlar. Travma; künt, delici ya da patlayıcı sonrası olsun, iskelet sistemi koruyucu görev yapar. Bu şekilde oluşan yaralanmalar çok özel olduğundan ve pek çok sistemi ilgilendirdiğinden; travma merkezi, travma Ekibi, travma cerrahı gibi kavramlar, uzmanlık dalları gelişmiştir. Ortopedi ve travmatoloji uzmanlığı, iskelet sisteminin travma sonrasında ortaya çıkan kırık, çıkık ve ezilme gibi yaralanmalarını tedavide travma ekibinin parçası olarak çalışır. Ortopedik cerrahide amaç travma sonucu ortaya çıkan yaralanmalarla yabancı cisimlerin ortadan kaldırılması, kırıkların onarılması ve çıkıkların yerleştirilerek vücut bütünlüğünün sağlanmasıdır. Öncelikle hastanın hayati fonksiyonlarının travma ekibi tarafından düzeltilmesi gerekir. Bu işlemler sırasında eklemler yerleştirilebilir. Özellikle diz çıkığı gibi uzuv kaybı yapabilecek önemli dizilim bozuklukları, omurga kırığı gibi baskının derhal ortadan kaldırılıp dizilimin düzeltileceği tespit ve traksiyonlar bazen ABC kuralında eş zamanlı yapılmak zorunda kalınır. Söz gelimi, bir boyun kırığı solunum merkezinin çalışmasını durduracağından derhal müdahale gerektirebilir. Travmaya uğramış hastaya eğitilmiş personel tarafından müdahale edilmelidir, ilk yardım dahi olsa bilinçsiz yapılan müdahalelerin hayatın kaybına sebep olacağı bilinen bir gerçektir. Travma ekibi bölgeye ulaştığında ilk işlem olan "ayırma=triage" sonrası kritik hastalar derhal hayata döndürme (canlandırma-resüsitasyon) işlemi görürler. İskelet sistemi sorunları dikkatle değerlendirilip uygun geçici tespitler ve kanama durdurulması gibi gerekli müdahaleler derhal yapılır. Kritik çıkıklar oturtulur ya da güvenli pozisyona getirilir ve omurga kırıkları dikkatle tespit edilerek taşımaya hazır hale getirilir. Taşıma işlemi havadan mı ya da karadan mı yapılacağı, yapılacak müdahalenin zamanlamasına göre planlanır ve travma merkezi uyarılır. Hastanın hayati fonksiyonları korunarak merkeze nakli tamamlandıktan sonra iç organ, göğüs kafesi ve kafatası yaralanmaları derhal tedavi edilirken gerekli iskelet yapıları tespit edilir. İskelet travmalarının tedavi edilme zamanlamasının modern ortopedik cerrahide "derhal" olması gerekir. Amaç hastanın harekete hazır hale gelmesi ve yağ embolisi gibi katastrofik sonuçlara karşı hastanın korunmasıdır. Erken tespit edilen ve tedavi edilen kırıklar daha iyi iyileşir ve diğer organ sistemleri üzerindeki yüklenmeleri de azaltırlar. Aksi durumda travma vücudunda metabolik yüklenme ile vücut dengesi bozulacaktır. En iyi rehabilitasyon derhal tedavidir. İskelet sistemi cerrahisinin olabildiğince yeni yaralar açmadan yapılması, hastanın yeni travmalardan uzak kalmasını sağlayan perkutan cerrahilerin gelişmesini sağlamıştır. Bugün uzun kemikler, kemik iliği içine yerleşen çivilerle ya da kemikten uzak duran plak destekleri ile tedavi edilebilmektedir. Yakın zamanda metal yerine vücutta eriyen tespit materyalleri, hatta kemik yapıştırıcıları yaygın kullanıma açılacaktır.











