top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 102 sonuç bulundu

  • Eklem Sağlığı

    Ağrısız eklem hareket özgürlüğüdür. Durağan yaşam damar hastalıkları, iç organ yetmezlikleri, inme gibi beklenmedik sorunlara yol açabilir. Eklem hareketini kayan kıkırdak yüzeyler ile yapar. Bu yüzeylerde yaralanma, yüzeyi bozan etmenler karşı tarafı da hareket boyunca bozar. Zamanla her iki yüzey birbirini aşındırmaya başlar. Küçük bir noktadaki yaralanma çapı genişliğinde bir oluk ortaya çıkar, eklem kıkırdağı hızla yok olur. Eklemler uyumlu çalışan top-yuva, menteşe yapısındadır. Her iki yüzeyin ekseni aynı, kaplama alanları aynı olmalıdır. Eklem sağlığımızı koruyabiliriz! Eklemlerimiz hareket ettikçe sağlamlaşır ve güçlenir. Dengeli bol proteinli beslenme, düzenli egzersizler faydalıdır. Aşırı kilo alımından kaçınılmalıdır. Eklem üzerine burkulma tarzı yüklenme kas kuvvetinin zayıflığından kaynaklanabilir. Kas gücünü arttırıcı egzersizler yapılmalıdır. Egzersiz türü seviyenize uygun olmalıdır. Düz yolda yürüyüş yapmadıysanız yürüyüş bandında koşarken yaralanmanız kaçınılmazdır. Çevrenizde kullandığınız eşyaların sizinle uyum içinde (ergonomic) olması yaralanma ihtimalinizi azaltacaktır. Etrafınızı kendinize uydurun. Doğru tanı muayene ile mümkün! Eklem yaralanması geçirdiğinizde en kısa sürede Ortopedi ve Travmatoloji uzmanına görünmelisiniz. Hekim muayenesi sonrasında yapılan radyolojik tetkikler yaralanma seviyesini ve tedavi şeklini belirler. Yaralanma türü belirlendikten sonra kendiliğinden onarılma oranı anlaşılır. Ağır yaralanmalar dışında vücudun kendisini onarmasına izim verecek atel-alçı tesbitleri, bandajlar, tedavi edici ilaçlar, ağrı kesiciler kullanılır. Şiddetli yaralanmalarda artroskopik tedavi altın standarttır. Eklemin hareketsiz kalmasın! Yaralanma sırasında çekinik tedaviler eklemin hareketini kısıtlamaya yönelik olabilir. Sağlıklı bir eklemin hareketsiz kalması eklem kayganlığının azalmasına, kasların erimesine neden olabilir. Bu yüzden mümkün olduğu kadar erken hareket verecek şekilde tedavi düzenlenir. Eklem yüzeyinin ağırlık vermeden hareketini pasif sağlayan cihazlar tedavide çok etkin olabilir. Bu tür tedaviler için rehabilitasyon uzmanlarından ve terapistlerden yardım alıyoruz. Artroskopik cerrahi altın standart! Muayene ve radyolojik tetkikler ne kadar gelişmiş ve mükemmel olursa olsun iyileşmesi geciken eklem yaralanmalarının tanısında Artroskopi altın standarttır. Magnetik rezonan görüntüleme kıkırdak lezyonları, plika yırtılmaları ve sertleşmelerinde yetersiz kalabilir. Bu durumda eklem aşınması gerçekleşmeden müdahale edilir. Menisküs yırtıkları, bağ kopmaları artroskopik yöntemlerle günümüzde mükemmel sonuçlarla tedavi edilebilmektedir. Eklem Yaralanması olduğunda doğru müdahale ve basamaklı yaklaşım çok önemli! Ekleminiz yaralanma sonrası şişebilir, hareketsiz kalır ve  yüklenme yapamazsınız. Panik olmayın, etrafınızda gerçek bir sağlık erbabı yoksa basit bir bandaj, geçici bir tesbt ve soğuk ugulama yapmanız yeterlidir.  Üzerine yüklenmeyin ve bir süre dinlenip mümkün olan en kısa sürede sağlık merkezine başvurun. Sorunun ne olduğunu tam olarak öğrenin! Ekleminizdeki yaralanmanın ne olduğunu, iyileşme süresini ve iyileşme sonrası normale dönme süresini bilmelisiniz. Doktorunuz eklem iyileşmesin nasıl sonuçlanacağı konusunda bilgi verecektir. Bu bilgi gelecekteki rahatsızlıklarınızı açıklamınızda anahtar roluü oynayabilir. Tedavi günlük yaşantınızı ve iş hayatınızı etkileyecek mi? Her insanın günlük hayat beklentisi ve iş yaşamı farklılık gösterir. Hekimin kararı istirahat ve iyileşme süresini belirlerken çekinik tedavilerden artroskopik cerrahi tedavilere değişebilir. Unutayın eklemleriniz hayatınızın en önemli parçasıdır. Tedavi sonrası eski hareket kabiliyetine kavuşmak için yardım gerekebilir. Ağır yaralanmalar sonrası yapılan artroskopik tedaviler ve uzun açı tespitlerinde mutlaka fizyoterapi yardımı almalıyız. Basit müdahaleler ve tanısal artroskopik cerrahilerde çoğu zaman hastanın kendi uygulayacağı egzersizler yeterli olabilir. Kontroller sırasında yetersiz kalındığı düşünülürse rehabilitasyon programına alınabilir.

  • Okçuluk, Omurga Sorunlarına Çözüm Olabilir mi?

    Okçuluk ve Omurga Sorunları: Modern yaşamda bilgisayar kullanımı, araç sürmek, hatta akıllı telefonunuzda yazışmak, boyun ve omuz duruşunu olumsuz etkilemekten öte, duruş bozukluklarının önemli bir nedeni haline geldi. Ofis çalışanlarında omuzlarını öne getiren ve başları ekrana yakın tutmak için yaptıkları istemsiz hareketlerin sonucu omuz sıkışma sorunları da sıklıkla görülmektedir. Duruş bozukluğunun yarattığı dizilim bozukluğu kalıcı hale geldiğinde ağır cerrahi tedaviler gerekebilmektedir. Dizilimin düzeltilmesinde omuzun arkaya doğru hareketini sağlayan kasların güçlendirilmesi anahtar rol oynar. Bu kaslar boynumuzu dik tutmayı sağlamakta ve kürek kemiği yoluyla omuzu arkaya çekmektedir. Güçlendirilmesinin zorluğu, bu kasları çalıştırmak için yapılacak hareketlerin doğru açılarda yapılmaması durumunda daha güçlü omuz ve göğüs kaslarının çalıştırılması sonucu yine hareketsiz kalmasıdır. Söz gelimi sırt bölgesinde çekilmeye çalışılan yaylı cihazlar ya da geriye doğru kanat çırpma hareketi, eklem sınırlarını zorladığından ağrılı olabilir ve pratiği zordur. Oysa kadim okçuluk sporunda kullanılan “yay” düzenli çekildiğinde karşıt kasların dengelemesi yoluyla kürek kemiğimizi ve omuzun geriye hareketi kolaylıkla sağlanır. Okçuluk ve Omurga Sorunları: Okçuluk ana hatlarıyla üç temel hareketle yapılır. Hazırlık: Tutuş ve germe. Okçu sol eliyle yayı kavrayarak sağ eliyle oku geriye doğru çekerken göğüs kasları ile başlayan yüklenme, omuz kasları ve omuzun geriye çekilmesi ile sırt kaslarına taşınır. Yay son aşamaya kadar gerilir, sol kol yere paralel, sağ kol dirsekten bükülü, omuz tam geriye gidecek şekilde olana kadar ip çekilir. Dengeleme=Nişan: Gergide bekleme. Yay tam gerildiğinde sadece sırt ve onu dengeleyen omuz kasları ve göğüs kasları birlikte çalışırlar. Bu faz izometrik faz dediğimiz (kasın uzama yapmadan kasılı halde olması) en sağlıklı ve yaralanma riskinin en az olduğu egzersiz anıdır. Atış: Okun hedefe yönlenmesi sırasında yaydaki yüklenme boşaltılırken omuz ve kürek kemiği son sınırına kadar geriye hareket eder. Bu hareket adeta bir kamçı gibi omuzun geriye gitmesi ve derhal omuz kaslarını karşılık vererek omzu öne çekmesini izleyen son derece uyumlu bir geçiş-dengeleme anıdır. Omuz kaslarını sırt kasları ile beraber çalıştırır. Okçuluğun hedefe odaklanarak insan zihnini dinlendirmesi, istemli hareketlerin dışında istemsiz bir kasılma alışkanlığı sağlaması ile günlük hayat ve iş hayatında olumsuz koşullara karşı güçlü ve refleks şeklinde tepki veren kasların gelişmesini sağlar. Günlük yaşamda bir okçu fark etmeden yaralanma riskini okçu kaslarıyla engelleyebilir, özel duruşuyla dikkat çekebilir. Çocuk gelişiminde özellikle duruş bozukluğu eğilimi saptananlarda çok değerli bir egzersiz yöntemidir. Kamburluk, boyun düzleşmesi ve omuz sıkışması hastalıklardan korunmak için okçuluk sporuna önem verilmelidir.

  • 4. ISMISS Türkiye Toplantıları Nisan 1-3 2011

    "Stilin güzelliği, uyum ve zarafet ve iyi ritim, sadeliğe bağlıdır." (Platon) Cerrahi tedavileri basitleştirmek için Platon'un özdeyişini uygulamak konusunda aşırı hırslı olmayız. Birkaç isim vermek gerekirse, başarısız sırt sendromunda minimal invaziv ve endoskopik ameliyatların başarılı sonuçları; karmaşık ameliyatlar yerine şiddetli diskitlerde bile basit cerrahi drenaj; perkütan endoskopik posterior servikal uygulamalar; ve kontralateral endoskopik yaklaşımlar. ISMISS kılavuzunda MISS terimi, daha az travmaya neden olmak anlamına gelmektedir. Türkiye'de düzenlenen Dördüncü ISMISS Kongresi “Minimal İnvaziv Omurga Cerrahisi” konusuyla hedefine devam ediyor. 2011'de dünyanın en ileri makamları bir kez daha bu etkinliğe katılacak. Bu bakımdan günümüz uygulamalarında daha az travmatik yöntemler istendiğinde artık endoskopik cerrahiye daha yakın bir tercih söz konusudur. Disk ve foramen endoskopik lezyonlarını ve tedavilerini tanımlamayı daha da mümkün kılan, insan algısını kat kat artıran HD kamera sistemleri ve çeşitli robotik navigasyon veya hedefleme sistemleri olsun veya olmasın daha fazla kayıt, arşivleme ve sınıflandırma potansiyelidir. Eklem cerrahisinde omurga problemlerinden dolayı makroskobik veya mikroskobik incelemelerin yanı sıra dokuların patolojilerinin saptanmasında gözetimsiz koşulların gözetilmesi için doğal gaz veya sıvı kullanılarak kanamasız muayene yapılması gerekliliği belirtilmelidir. Bu doğrultuda endoskopi ISMISS seanslarımız rehberliğinde yeni cerrahi çözümlere ulaşılabilecektir. Bilimsel bir platformda düzenlenen oturumlarda cerrahi yaklaşımların yanı sıra multidisipliner yaklaşımlar ele alınacak, ekip çalışması teşvik edilecek ve algoritmik tedavi felsefesi vurgulanacaktır. Her yıl minimal invaziv cerrahi ile ilgili yenilikçi çalışmalara dikkat çekmeye devam ettik. Onaylanan çalışmalar bu dönemde şiddetle teşvik edilecektir. İlk olarak geleneksel ameliyatlarla birlikte ortaya çıkan ancak şimdi ön plana çıkan MISS ile ilgili olarak Primum nil nocere veya "önce zarar verme" ilkesini de yineledik. Meslektaşlarımızı bilimsel platformumuzda akademik bir şenliğe davet ediyoruz. Tolgay Satana, M.D. Kurs Koordinatörü

  • Diz Kıkırdağına Hücresel Yenileme Kıkırdak Nakli

    Diz kıkırdağı sorunlarının tedavisinde hücre tedavisi giderek yaygınlaşıyor. Hücresel tedaviler kendisini yenileme yeteneği olmayan dokularda uygulanıyor. Kıkırdak hücresi de bunlardan biri. Kıkırdak, bulunduğu yerde doku kaybını çoğalarak telafi edemiyor. Ancak hücre örneği dışarıda aktifleştirilerek çoğaltılabiliyor. Ve sorun olan bölgeye naklediliyor. Kıkırdak nakli hastanın kıkırdağından alınan hücreler önce ayrıştırılıyor. Süzme - santrifüj işlemlerinden geçirildikten sonra mikroskop altında sağlam hücreler seçiliyor. Ardında uygun besi yerlerinde çoğaltılıyor. Bu çoğalma daha sonra matriks denen bir iskelet üzerinde belli bir dağılım sağlanarak devam ettiriliyor. Uygun hacim elde edilince doku nakle hazır hale geliyor. Dokunun aktarılacağı bölge sağlıklı hücrelerle komşu, iyi kanlanan ve tespiti kolay olacak şekilde hazırlanıyor. Hastanın dizindeki ölü hücreler temizlenerek sağlam dokuya kadar açılıyor ve kanlanma sağlanıyor. Doku eğer kişinin kendi hücresiyse yeniden şekillenme sürecine girmeden canlılığını koruduğu sürece fonksiyon yapıyor. Ve kıkırdak matriksini üremeye 24-72 saat içinde başlayabiliyor. Dokunun tutunması, 3-12 hafta sürüyor. 2 yıl sonunda doku iskeleti tamamen yenilenmiş ve diğer komşu hücrelerle devamlılığı sağlanmış oluyor. Yabancı hücrelerde ise durum çok farklı. Hücre reddi olursa 72 saat içinde hücreler sarılarak öldürülür geride sadece matriks kalır. Ve yerlerini fibrosit denen kıkırdak taklit eden hücrelere bırakırlar.

  • Ayak Bölgesinde En Çok Görülen Sorunlar

    Ayağımız, ağırlığımızı taşırken bir çok travmaya açık kalır. Ayak bölgesinde en sık gördüğümüz topuk ağrısı basit bir topuk yağ yastıkçığı sendromu da olabilir bilek bölgesinde sinir sıkışmasına da yol açabilir. (tarsal tünel) Plantar fasiit sorunları, ayak parmakları arasında sinir düğümlenmesi (morton nörinoma) sinir tuzakları dışında ayak ağrısı yapan onlarca eklem mevcuttur. Ayak arkının bozulması düz tabanlık ya da kubbe ayak sık başvuru nedenlerindendir. Sinus tarsi denilen bölgedeki sorunlar çoğunlukla atlanabilir. Teşhisi zor olan bu bölge artroskopik olarak müdahalede büyük başarılar elde ediyoruz.

  • Ayak Bileği Artroskopisi

    Özellikle kronik ayak ve ayak bileği ağrısında, ayak bileği artroskopisinin önemi büyüktür. Ayak Bileği Artroskopisi Nedir? Ayak bileği ekleminin endoskopik kamera (artroskop) ile görüntülenerek sorunların ortaya konması (tanısal artroskopi) ve eş zamanlı tedavinin uygulanmasıdır. Ayak bileği ön ve arka girişlerinden sıklıkla sıkışma sendromları (ayak bileği impingement), kıkırdak lezyonlarının tedavisi, serbest parçalar (eklem faresi eksizyonu), aşil tendiniti, FPL tendiniti, Haglund hastalığı, ayak bileği eklem kısıtlılığı tedavileri, eklem zarı iltihabı (sinovitis-sinoyyal doku hipertrofi ve tümörleri), tümörlerde biyopsi yapılabilir. Artroskopi görüntülemesi, MRI'da tespit edilemeyen kronik eklem ağrılarının ortaya konmasında altın standarttır. İlaç tedavisine cevap vermeyen eklem ağrı ve takılmalarında kesin çözüm sağlar. Ayak Bileği Artroskopisi Hangi Durumlarda Tercih Edilir? Anterolateral-Anteromedial-Anterior sıkışma, Posterior-posterolateral-posteromedial sıkışma (impingement): Ayak bileğinin ön kısmında kemik (osteofit) ve yumuşak dokuların (ligament kalınlaşması-fibrotik iyileşme dokuları, sinovyal kalınlaşmalar) oluşturduğu daralmaların kıkırdak yapıları aşındırması durumudur. Eklem faresi, eklem içinde serbest kıkırdak parçasının varlığıdır. Radyolojik olarak görüntülenemeyebilir. Artroskopik olarak eklem içindeki serbest fragmanlar çıkartılabilir. Gecikme durumunda eklem yüzeyini aşındırır. Aşil tendinit-Bursit-Haglund hastalığı, ayak bileği arka kısmında kronik tendinit sebeplerinin tesbiti ve bursa kalınlaşması ya da kemik büyümeleri tedavi edilebilir. Fleksor pollisis tendiniti, kronik arka ayak sorunlarındandır. Artroskopi ile sorun giderilir. Ayak - Ayak bileği artroskopisi ile Sinüs tarsi sendromu, Plantar fasia problemleri (epin kalkanei) benzeri entesopatiler tespit edilip tedavi edilebilir. Erken müdahale edilmezse kıkırdak aşınması sonucu kalıcı eklem hasarı meydana gelir. Eklem kıkırdağı kaybedilir, kronik ağrılara eklem hareket kısıtlılığı eklenir ve fonksiyon kaybedilir. Bu durumda eklem dondurulur (artrodez) ya da protez uygulanır. Ayak Bileği Artroskopisi Ne Kadar Sürer? Artroskopik tedaviler 30-45 dakika sürer, tamir gerektiren rekonstrüksiyon ameliyatları bir saati geçen süreler gerektirebilir. Ayak Bileği Artroskopisi Ameliyatı Sonrası? Artroskopik tedavi sonrası eklem bandajlanır ve soğuk uygulama yapılır. Aynı gün eklem üzerine desteksiz ya da tamir yapıldıysa kısmi ağırlık verilerek basılabilir. Eklemin hareketine derhal başlanır, ancak ameliyat tedavi türüne göre birkaç gün aktivite kısıtlaması ve spor aktiviteleri için 3 haftaya varan dinlenme süreleri uygulamabilir. Genellikle hemen yük verilir, tam hareket ile erkenden işe ve spora dönülmesi tavsiye edilir. Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Açık cerrahi uygulanmadığı için yara iyileşme süreci çok kısadır. 5 gün sonra yara delikleri (5 mm) tamamen kapanır. Ameliyattan hemen sonra basılabilir. Egzersizlere derhal başlanır. Eklem hareket genişliği hemen kazanılır. Şoku emen spor ayakkabıların giyilmesi önerilir. Yumuşak doku iyileşmesi 3 haftada tamamlandığından, ağır sportif aktivitelere bir aydan önce müsade edilmez. Ameliyattan Sonra Tekrar Eder mi? Artroskopik tedavilerde çıkartılan ya da kesilen dokuların yerine yenisi gelmez. Fibrotik iyileşme dokularının yeniden gelişmesi mümkündür. Bunlar erken hareket ve egzersiz tedavileri ile önlenebilir. Artroksopik tamir ameliyatlarında yeterli iyileşme sağlanmadan tamir bölgesi hasar görecek şekilde yeni bir travma olmazsa tekrarlama olması beklenmez. Eklem kıkırdağı aşınmalarında eklem içi enjeksiyonlar ve PRP kombinasyonu gerekebilir. Ameliyat Ücreti Ne Kadardır? Ameliyat tipine ve malzeme kullanımına bağlıdır. Hastanın bütçesine göre belirlenen hastane sınıfına göre ücretlendirme yapılmaktadır. Konuyla ilgili videolar... Ayak Bileği Artroskopi Ameliyatı Ayak bileği Eklem Sorunları Artroskopik Tedavisi- 1 Ayak bileği Eklem Sorunları Artroskopik Tedavisi- 2 Ayak Bileği Sorunları

  • 1. Dünya Omurga Endoskopi Kongresi

    Tarih: 12-14 Temmuz 2019 Mekan: Haydarabad, Hindistan - Radisson Blu Plaza Web Sitesi: http://spineendoscopy.org/ Kongre Direktörleri Dr. Sukumar Sura (Hyderabad, INDIA) Dr. Mahesha Kanthila (Mangalore, INDIA) Scientific Advisor Dr. Said G. Osman, MD (Maryland, USA) Program Manager Mr. Naresh Kumar Pagidimarry Kongre Konuları » Transforaminal Lumbar Discectomy » Transiliac Transforaminal L5-S1 Discectomy » Transforaminal Decompression in Lateral Recess Stenosis » Transforaminal Endoscopic Spine Fusion » Endoscopic Lamino-foraminoplasty » Interlaminar Decompression of Lumbar Canal Stenosis » Interlaminar Lumbar Discectomy » Endoscopic Posterior Cervical Discectomy & Foraminotomy » Endoscopic Thoracic Discectomy » Endoscopic 360 decompression of Spinal Canal Stenosis » Unilateral Biportal Endoscopic Decompression

  • Diz Bölgesi Sorunları

    Diz bölgesinde tümör, enfeksiyon ve travma dışı sorunlardan en sık başvurular 1. Menisküs yırtıkları 2. Çapraz bağ yaralanması 3. Kıkırdak lezyonları (kondromalaziler, eklem faresi) 4. Plika sendromu Diz artroskopisi bu sorunların tamamına açık cerrahiye gerek kalmaksızın müdahale imkanı sunar.

  • Diz Hastalıkları Ampütasyonlar Ortez ve Protez Uygulamaları

    Diz eklemi, ağırlık merkezinin yürüme eylemi sırasında en karmaşık yük aktarımı yaptığı ve hareket sisteminin farklı yönlerden gelen kuvvetlere karşı en çok yüklenmeye maruz kalan eklemidir. Femur distalinde kondiler yapının tibia proksimalinde plato yapısı ile eklemlenmesi uyum (congurency) ve stabiliteyi sağlayan kıkırdak ve bağ yapıları kompozit bir eklem yapısı oluşturur. Diz ekleminin sanıldığı gibi menteşe tarzı basit bir biyomekanikten öte, fleksiyon sırasında eksenini rotasyonla değiştirerek karşıt vektörleri hareket oluşturacak şekilde yöneten karmaşık bir eklem sistemi olduğu iyi bilinmelidir. Diz biyomekaniği görmezden gelinerek yapılan cerrahi işlemler ya da konservatif ortez tedavileri; yanlış tanı ile birleştiğinde, sağlam yapıların daha çok yük altında kalarak yaralanmasına ve hastalığın ilerleyip hasta memnuniyetinin azalmasına neden olmaktadır. Anatomi Osteolojik olarak femur, patella ve tibia kemiklerinden oluşur. Femur kalça eklemi bağlantısını, tibia ayak bileği-ayak bağlantısını sağlar. Yürüyüş mekaniğinde diz yüklenmeleri ve dizin aldığı pozisyon femur/tibia eksenleri mekanik aks ilişkisi ve dizilim bozuklukları, diz ekleminde yüklenme kuvvetlerini değiştirir. Femur aksı ile mekanik aks arasında 5-7 derecelik varus açılanması vardır. Mekanik eksenimiz her iki kalçadan geçtiği düşünülen iki kuvvet ekseni ile yere aktarılır. Bu eksen dizin anteromedialinde ön çapraz bağın yapışma yerinin hemen önünden tibia ekseni boyunca devam edip, ayak bileğinden talus ortasından geçer ve plantar ark vasıtasıyla kalkaneus, birinci ve beşinci metatars başlarında yere aktarılır. Femura ekseninin mekanik aks ile yaptığı açının artması ile femurdistalinin orta hatta yaklaşması “varus deformitesi” genu varum’a yol açar. Mekanik eksen laterale kayar ve diz eklem mekaniğinde medial yapıların dengelemeye bağlı aşırı gerilmesi, dış kopartmanın ise ileri derecede aksiyel yükler altında kalmasına yol açar. Femur ekseninin açısının azalması ve dışa doğru açılanması mekanik ekesnin dizin medialinde kalmasına yol açar, bu durum valgus deformitesidir, “genu valgum” olarak adlandırılır. Diz eklemi sino-artroidal eklem tipindedir. Fleksiyon-ekstansiyon yönünde hareket için tasarlanmış yapısında rotasyon, abduksiyon ve adduksiyon hareketleri kısıtlanmıştır. Üç kompartman ve iki eklemden oluşur. Patella femoral eklem aksiyel yönde femur oluğu ve patella fasetleri arasındadır, patellafemoral kompartmanı oluşturur, hareketi yukarı ve aşağıdır (Şekil-4). Tibiofemoral eklem iki kompartmandan oluşur; medial ve lateral femur kondilleri, meniskal yapılar ve çapraz bağların katıldığı fleksiyon, ekstansiyon, kısıtlı rotasyon hareketlerine katılır. Menteşe hareketi sırasında diz ekseni iç rotasyon yaparak çok eksenli bir dönme hareketi ile hareketini tamamlar. Hareket limitleri 120-140 derece fleksiyon, 0-5 derece ekstansiyon, fleksiyon sırasında 5-15 derece iç rotasyon şeklindedir. Fleksiyon sırasında tibia iç rotasyonu translasyon ile dengeler. Patella femoral eklemin mekanik aksla ilişkisi Q açısıyla tanımlanır (şekil-5). Patellar tendon-mekanik aks arası 12-15 derece açılanma vastus birleşik tendon-femoral oluk ve patellar fasetin mekanik stabilitesini sağlayan ve yürüyüş mekaniğinde diz-kalça kompansasyonunu sağlayan çok önemli bir özelliktir. Dinamik-varus-valgus hareketleri çömelme ve kalkma sırasında abduksiyon-adduksiyon tipi oturmayı ve twist hareketine imkan veren hareket genişliğini sağlar. Dizin normal dizilimi mekanik eksene göre 2-3 derece varustadır. Kinematik ekseni ise fleksiyonda ve ekstansiyonda farklıdır ve femur/tibia yerleşimine göre kişisel özellik taşıyabilir. Yürüme analizi ya da robotik sistem testleri ile femurun dış rotasyon oranı ve tibianın ilişkisi bu eksenleri belirlenebilir. Dizin ligamentöz yapısı eklem içi bağlar ve yan bağlar ve posterolateralde popliteus kompleksi oluşturur. Çapraz bağlar rotasyonel stabilitenin yanı sıra translasyon kuvvetlerine karşı koyar. Posterolateral kompleks popliteus, lateral menisküs ve fibula başını içine alan dizin en güçlü dayanak noktası olarak adeta pivot görevi görecek kadar sağlamdır. Yüklenmeler sırasında dizi stabil eden yapılar kapsul ile ilişkili kollateral ligamentler mediade pes anserunus adduktor kompleksi, lateralde iliotibial band yapılarıdır. Squat pozisyonunda bir atletin diz eklemi üzerinde iç ve dış vektörleri dengeleyen yapılara bakıldığında diz ekleminin son derece karmaşık yük dağılımı olduğu anlaşılacaktır. Ekstensor yapılar ve onu karşılayan hamstring kasları dizin stabiitesini sağlar. DİZİLİM SORUNLARI Alt ekstremite dizilim bozukluklarında ön arka planda varus-valgus, sagittal planda rekurvatum ve fleksiyon deformiteleridir. Genu varum, diğer adıya “O bacak” deformitesi çoğunlukla raşitizm gibi rahatsızlıklara dayanır. Ancak ileri yaşlarda rotasyonel dizilim bozukluklarına eşlik eden diz osteoartritinin sonucu da gelişebilir. Vücut ağırlık merkezi mediale yer değiştirmiş ve aşınmaya yol açacak şekilde diz hareket ekseni yer düzlemine paralelliğini kaybetmiştir. İç kamalı ayakkabılar, medial destekli dizlikler dizilimi değiştirmese de hastanın yürüyüşünü düzenleyebilir. Sürekli dizlik kullanımının lateral destek yapan kas gruplarını atrofiye götürmesi durumunda medial desteğin kuvvetleri karşılayamayacağı bilinmelidir. Dizilim cerrahi olarak şiddetine göre yüksel tibial osteotomi, ileri mekanik aks bozukluğunda femoral osteotomi ile düzeltilebilir. Genu valgum ya da “X-çarpık bacak” deformitesinde tibia valgusta, ağırlık merkezi laterale kaymıştır. Medial yapılar ağırlık vektörlerini karşılamaya çalışırken lateralde ileri derece aşınmaya eğilim ortaya çıkar. Bacak iç rotasyondadır. Dış kamalı ayakkabılar ile lateral yüklenme mediale aktarılmaya çalışılır ancak genu varumdaki gibi dizlik ile stabilite sağlamak zordur ve çoğunlukla cerrahi tedavi gerektirir. DİZ İNSTABİLİTELERİ Dizin stabilitesi geometrik yapıya, dizilimle ağırlık dağılımına ve bunu karşılayan kapsül, ligament, kas yapılarının sağlamlığına bağlıdır. Bu açık stabilizatörleri ikiye ayırabiliriz: Statik: Kapsül, kapsüler ligamentler ve ektrakapsüler ligamentler Dinamik stabilizatörler: Muskulotendinöz üniteler (pes anserinus, iliotibial band, patella tendon, hamstrigler, politeus kompleksi, gastroknemius) Bu açıdan diz instabilitelerini klasik olarak 3 ana grupta inceleyebiliriz: Tek yönlü instabiliteler; Medial, Lateral Posterior ve anterior Rotasyonel instabiliteler; Anteromedial, Anterolateral (fleksiyon ve ekestansiyon tip) Posteromendial ve posterolateral Kombine ya da Kompleks instabiliteler Patellafemoral instabiliteler Ortez tedavileri ameliyat gerekmeyen durumlarda ve ameliyat sonrası tamir edilen dokuların iyileşmesini desteklemek için kullanılır. Bu açıdan bağ yapılarının karşıladığı vektörlere karşı koyan band ve desteklerle dizlikler tasarlanmıştır. Gerek cerrahi gerekse konservatif tedavilerde doğru dizlik seçimi esastır. Tedavi düzenlenirken kas atrofisi yaratacak kadar rijit dizlikler genellikle ilk haftalarda kullanılıp yerlerini impakt etkiyi hissettiren yumuşak dizliklere bırakacaktır. Aynı şekilde cerrahi tedavi sonrasında hekim tedavinin rehabilitasyon aşamasında farklı dizlik seçeneklerini tercih edebilir. Bu açıdan hekimle uyumlu çalışma tedavinin başarısını arttıracaktır. AMPÜTASYONLAR Diz ekleminin ampütasyonları üç ayrı seviyeden yapılabilir; diz üstü, dezartikülasyon, diz altı. Diz altı ampütasyonlarda diz eklemi korunduğundan ve adduktor ve lateral stabilizasyon sağlanabildiğinden protez uygulması son derece başarılıdır. Hastanın eğitim almaksızın uyum sağlaması kolaydır. Diz üstü ampütasyonlarda diz eklemi tamamen kaybedildiğinden uyluk ve alt ekstremitede ağırlık aktarımını protez üzerinde sağlamak için özel eklemli dinamik protezlerle uyum çok iyi sağlanabilse de belli bir süre eğitim gerekebilir. Hastanın yürümeye hazırlanması daha fazla güç gerektirerek olmaktadır. Dezartikülasyon büyüme çağı çocuklarında özelikle tercih edilen ekstremite uzamasına imkan vermek için yapılabilir. Oldukça iyi bir güdük kapatılması tecrübesi gerektirir. İyi bir cerrah diz altı ampütasyon kadar başarılı bir yük dağılımı sağlayacak yumuşak doku-kas dengesini oluşturabilir. Hastaların uyum süreci eğitimle hızlandırılabilir. Ampütasyon sonrası protez uygulaması eğer kemiğe augmente yeni jenerasyon protez değilse, iki şekilde zamanlama yapabiliriz: Ameliyat sırasında derhal (immediate) Ameliyat sonrası yara iyileştikten sonra Derhal protez uygulaması güdük bakımı üç günde bir olacak şekilde alçı üzerine yerleşen özel tasarlanmış bir ayak ile yapılır. Hastanın erkenden mobilize olmasını sağlayan ve postop orbiditeyi oldukça azaltan bu protez uygulaması için ortez ekibinin cerrahi sırasında hazır bulunması gereklidir. Takip edem yara bakımlarında alçı her defasında yeniden yapılır. Güdüğün gelişimi ve uyumu açısından mükemmel sonuçlar bildirilmiştir. İyi bir ampütasyon cerrahisi, uygun güdük flepleri, osteomyoplasti ve yeterli yumuşak doku desteği protez uygulamasını kolaylaştıracaktır. Ampütasyon sırasında nörinom oluşturmayacak şekilde sinirlerin yeterli derinlikte olması, uygulayıcının ağrısız manüplasyonlarla başarısını arttıracaktır. SONUÇ Diz, büyük ve karmaşık bir eklem olarak taşıdığı yük açısından sorunlara her zaman açıktır. Diz hastalıklarında probleme odaklı kişisel veriler (dizilim, eklem ve kemik uyumu, ayak izi, yürüme analizi) iyi toplandığında sorunu ortaya çıkaran kaynağa ulaşılıp hasta memnuniyeti en üst düzeye çıkarılabilir. Bu açıdan ortopedi ve protez ortez laboratuvarlarının uyum içinde bu yönde çalışması çok değerlidir.

  • Ele Özgü Sorunlar

    Elimiz işlevi son derece karmaşık onlarca eklemden oluşur. Her eklemin sorunlarını ayrı değerlendiriyoruz. Elin kendisine özgü sorunları 1. Tendon sıkışmaları (tetik parmak) kopmaları (çekiç parmak, düğme iliği deformitesi, kuğu boynu) 2. Sinir sıkışmaları (karpal ve ulnar) 3. Fasiya kontraktürleri (dupuytren) küçük cerrahi müdahalelerle çözülebilmektedir.

  • Tenisçi Dirseği Oldum Aylardır Tedavi ile Neden Geçmedi?

    Lateral epikondil halk arasında tenisçi dirseği ön kol kaslarının toplu olarak yapıştığı kemik çıkıntısıdır. Ağır kaldırma ve itme gibi zorlayıcı hareketlerle günlük hayatta zarar görebilir. Yaralanma kas seviyesinde yırtıklara, tendon seviyesinde ayrılma ve kopmalara neden olabilir. İyileşme bu seviyede homojen gerçekleşir ve kronikleşme nadirdir. Tendon kemik birleşim yerinde yaralanmalarında iyileşme ne tendon ne kemik lehine ara fibröz yapıda kırılgan bir yapıdır. Bu yapı basit yüklenmelerde dahi tekrar tekrar yırtılır ve yeniden iyileşir. Giderek büyüyen bu iyileşme dokusu artık ağrının asıl sebebidir ve sadece cerrahi ile ortadan kalkar. Tenisçi Dirseği Oldum ! Bu rahatsızlık mekanizması tüm kemik tendon bileşkelerinde oluşan “entesopati” olarak adlandırılan iskelet sorunudur. Tenisçi dirseği entesopatisinin ortadan kaldırılması cerrahi ile mümkündür. Önceleri açık cerrahide bölgeye ulaşmak için yaratılan travma yeni bir iyileşme dokusu yarattığından tendon tamir yerine kesilirdi. Bu durum fonksiyon kaybı ve güçsüzlük yaratırdı. Günümüzde dirsek artroskopisi ile nedbe dokusuna doğrudan hiçbir kası kesmeden ulaşıp ortadan kaldırabiliyoruz. Dirsek artroskopisi ile tedaviye dirençli tenisçi dirseği ortadan kaldırılır. Alçı gerektirmez ve ağrı kısa sürede ortadan kalkar.

  • Eklem Kıkırdağı Lezyonlarının Tanı ve Tedavisi

    Kıkırdak dokusu metabolik olarak aktif bir dokudur. Sağlıklı kıkırdak hiyalen kartilaj yapısında yüksek oranda su tutan glukozaminoglikan glikoproteinlerinden zengin hücreler arası maddeye (matriks) sahiptir. Yüzeyel kayıplar dışında kendi kendini tamir yeteneğine sahip bir doku değildir. Kıkırdak hücresi rejenerasyon kabiliyeti olmadığından kayıplar, kıkırdak hücresi için söz konusu olmayan hücresel göç olmaksızın, matriks üretimi ile 1mm kadar kapatılabilir. Bu tür iyileşme hiyalen kıkırdağın skatris olmaksızın iyileşmesidir. Yüzeyel kayıplarda yaralanma subkondral dokuya ulaşmazsa, herhangi bir hücresel göçe gerek kalmadan hiyalen iyileşme sağlanır. Tam kat yaralanmalarda kıkırdak tamiri kanama sonrası fibrin ve mezenşimal hücrelerle dolan defekt içinde kıkırdak dışı bir dokunun rol aldığını görürüz. Bu durumda tamir dokusu fibrokartilaj niteliğinde skatris dokusu şeklinde olur. Nedbe dokusu kıkırdak yüzeyinde pürüzlü, kaygan olmayan bir dokudur. Aktif metabolizması olmayan ölü bir doku gibi hareket eder. İyileşme sınırı belirsizdir ve yüzeyden kabarıktır. Pürüzlü yüzey sürekli aşınan ve aşınmayla ağrılı ekleme yol açan müdahale gerektiren bir duruma yol açar. Hiyalin kartilaj kıkırdağın temel işlevlerinden kayışkanlığı sağlamasının yanısıra düzgün ve pürüzssüz bir yüzey sağlar. Fibrokartilaj ise bir nedbe dokusu olarak dolgu işlevi görür ve artrit fizyopatolojisinde önemli yeri olan, mezanşimal hücrelerden salınan PDGF, TGF-ß mediatörler ile inflamatuar cevabın zeminini de hazırlar. Kıkırdak defektinin kapatılması aşırı nedbe dokusu şeklinde olabilir ve bu doku mekanik engel oluşturabilir. Osteofit (kemik çıkıntı-boynuz) oluşumları benzer şekilde fibrokartilaj dokusunun oluşumunda yer alan kök hücre özelliğindeki mezanşimal hücrelerin sert osseöz karakterde iyileşme dokusudur. Dolayısıyla akut inflamatuar cevabın yanısıra geç dönemde sorunlar mekanik engel oluşturan kayışkanlığı bozan iyileşme dokusu olacaktır. Maalesef bu durum travma sonrasında akut durumun atlatılmasını takiben ağrısız seyretmektedir. TANI Kıkırdak yaralanması travmatik, enfeksiyon ya da yaşlanmaya bağlı olsun akut durum (şişlik, ağrı, takılma hissi) oratadan kalktıktan sonra kıkırdak sorununun tanısı oldukça zordur. Muayene ve hastanın günlük hayatında ortaya çıkan sınırlamaların analizi erken tanıda büyük önem taşır. Magnetik rezonans görüntüleme (MRG) yüzeyel lezyonlarda kontrast (artrografi) verilmeden tanıda yetersizdir. MRG raporların sıvı artışı gibi normale yakın tespit edilen bulgular; takılma, merdiven çıkma/inmede zorluk şikayetleri bazen çok belirgin olsa da masum olmayabilir. Mekanik sorunu düşündüren durumlarda hasatnın hikayesi, muayene bulgularının birlikte değerlendirilmesi durumunda MRG tetkiki bulguları desteklemiyorsa da "Tanısal Artroskopi" den kaçınılmamamlıdır. TEDAVİ Mekanik engel oluşturmayan kıkırdak lezyonları vücüdun iyileştirme kapasitesi dahilinde olduğuna emin olunduğu durumlarda anti-inflamatuar ilaçlar, buz, istirahat gibi çekinik yöntemlerle tedavi edilebilir. Fizik tedavi hastanın normal hayatına hızla dönmesinde oldukça etkilidir. Bu durum 3 haftayı geçmemelidir. Kıkırdak iyileşmesi sırasında hyaluronik asit enjeksiyonu (viskosuplementasyon) ve ağızdan glukozaminoglikan ilaçların alımı (en az 6 ay) tedaviyi tamamlar. Viskosuplementasyon kıkırdak matriksinin metabolizmasını düzenlenmesinde mekanik ve kimyasal katkısı vardır. Bu yönden artroskopi tedavisi sonrasında kombine edilir. Şikayetler tamamen ortadan kalkmadıysa, mekanik engel oluşturan ya da kendiliğinden iyileşmesi mümkün olmayan durumlarda artroskopik cerrahi altın standarttır. Artroskopik Cerrahi Tedavi Tanısal, Eksizyonel ya da Rekonstrüktif olabilir. Tanısal Artroskopi radyolojik kritelere rağmen var olan eklem şikayetlerinin sebebinin erken tanısında kullanılır. Artroskopi sırasında eklem muayenesi yapılarak; menisküs yırtıkları, kıkırdak yumuşaması, kıkırdak yırtıkları, eklem faresi (serbest parçalar) ve bağ lezyonları tespit edilip derhal müdahale edilir. Müdahale lezyonun çıkartılması (eksizyon-debridman) gibi basit ya da tamir (rekonstrüktif) şeklinde karmaşık uygulamaları içerebilir. Basit Artroskopi (Eksizyon-Debridman) Menisküs yırtığı, kıkırdak parçalarının çıkartılması ve plika kesilmesi gibi işlemlerdir. Yüzeyel kıkırdak lezyonlarında hiyalen kıkırdağın iyileşme potansiyeli kullanılmalıdır. Mekanik engel oluşturan yüzeyden kopmak üzere olan parçalar dışarı alınıp kıkırdak olabildiğince korunmalıdır. Kıkırdak lezyonu saptandığında sebeb olabilecek masum plika katlantıları araştırılır ve sebeb ortadan kaldırılır. Artroskopik Tamir: Menisküs onarımı, Bağ tamiri ve kıkırdak naklini kapsar. Kıkırdak kaybı tek bir yüzeyi içeriyor ve karşı yüzeyde ciddi harabiyet yapmadıysa, tam kat bir yaralanma ise tamir gerekir. Bu durumda otolog (kendi kıkırdağı) başka bir vericiden (allogreft, xenogreft) sağlanarak yapılabilir. Mozaikplasti gibi artroskopik uygulamalar yanında eklem açılarak yapılan kıkırdak aktarım ameliyatları vardır. Hyalin kartilaj iyileşmesinin avantajları düşünülerek yapılan kıkırdak transferlerinde oluşan dokunun yüzeyle aynı hizada olmaması durumunda benzer mekanik sorunlarla karşılabilir. Uygun teknikle implante edilen hyalin kartilaj defektin yüzeyel iyileşme sürecine girmesine, yeniden şekillenmeye imkan tanır. Kıkırdak defektinin kapatılması için kullanılan bir diğer yönten karbon fiber dolgu maddesi fibrokartilaj dokusunun aşırı gelişimini engellerken düzgün yüzeyli hiyalin matriksin oluşumunu uyarmayı amaçlar. Ancak yöntem sonrası oluşan kıkırdak yüzeyi beklenen kayganlığı sağlamadığından bu tür yöntemler nadiren uygulanır. Sonuç olarak kıkırdak lezyonlarının teşhis ve tedavisinde Artroskopik tedavi tartışılmaz altın standarttır. Ancak tedavi sırasında kıkırdak iyileşme fizyolojisi dikkate alınarak planlama yapılması hasta memnuniyetini ve tedavi başarısını doğrudan etkiler. Kıkırdak Tedavisi

bottom of page