top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 102 sonuç bulundu

  • Tenisçi Dirseği Tedavisinde Güvenli Tedavi Seçeneği: Dirsek Artroskopisi

    Tenisçi dirseği, tıbbi adıyla “lateral epikondilit” kol gücü gerektiren işlerde çalışan bireylerde görülür. Dokuların aşırı kullanım rahatsızlığı olarak kol kasları tendonlarının kemikte çok yakın mesafelerle yapıştığı lateral epikondil bölgesinin zorlanması olarak tanımlanabilir. Kiriş ve kemik birleşim yerlerinin yaralanması sonrasında iyileşme kiriş tarafında fibrotik hücrelerle, kemik tarafında yine farklılaşma yeteneği çok iyi olan periostal hücreler ile olur. Zorlama devam ediyorsa iyileşme dokusu daha fibrotik, istirahatte ise kıkırdakla kemik arasında kanlanması çok iyi olmayan bir nedbe oluşturarak sağlanır. Her iki durumda oluşan doku ne kas, ne kemik, ne de kiriş dokusuna benzemez. Oluşan dokunun kendisinin yarattığı bu duruma “Entesopati” kiriş-kemik yapışma yeri rahatsızlığı diyoruz. Bu açıdan tenisçi hastalığı bir çeşit entesopati rahatsızlığıdır. Hastalar ağırlık taşıyamamaktan yakınırlar, bazen bir çay bardağını kaldırmak dahi mümkün olmaz. Ağrı ön kola yayılabilir, gece ağrı ile uyananlar olabilir. Günlük hayatı olumsuz etkileyen bu rahatsızlık zamanında ve doğru tedavi edilmezse kronikleşir ve tedavisi zorlaşır. Tanısı muayene ve basit radyolojik testlerle desteklenerek konabilir. Dirençli ve tekrarlayan durumlarda MRI incelemesi yapılmalıdır. MRI kas yapılarda yırtıkları ortaya koyar, eklem içi bağ yapılarını incelememizi sağlar. Kas yırtığı yok ise tedavi basit bandajlar, ağız yoluyla ve lokal kullanılan anti-inflamatuar ilaçlarla çoğunlukla başarıya ulaşır. Tıbbi tedavinin dirençli durumlarda, şok tedavisi (ESWT), hücresel tedaviler ve en son çare olarak steroid enjeksiyonuna kadar varan yelpazede sürdürülmesi mümkündür. Tüm bu tedaviler ile sonuç alınamaz ise cerrahi tedavileri düşünmek gerekir. Cerrahi tedavide zamanlama çok önemlidir. Dirençli bir epikondilit tedavisi yerine iyileşme kapasitesi henüz kaybedilmeden yapılan müdahaleyle kısa sürede günlük hayata dönmek mümkün olabilir. Kas yırtığı varsa, alçı tespitine cevap vermiyorsa; beklemeden onarılmalı ve alçı tespiti sonrasında derhal rehabilitasyona başlanarak kontraktür dediğimiz yapışıklıkların önüne geçilmelidir. Dirençli epikondilit cerrahi tedavisinde “gevşetme” gibi yumuşak doku ameliyatlarından kemik ameliyatlarına varan farklı yöntemleri tercih edilebilir. Açık cerrahi sırasında yoğun yapışıklık istenmeden dış bağ yapılarının zedelenmesine yol açabilir. Ek olarak ameliyat sonrası yara bakımı, uzun süren alçı tespitleri söz konusudur. Günümüzde artroskopik tedavi geleneksel yöntemlerin komplikasyonlarını en aza indirmekle kalmayıp, büyütme ve kanamasız görüntüleme ile epikondil bölgesindeki ağrıya neden olan nedbe dokularını da kolaylıkla ortadan kaldırmaktadır. Ameliyatlar kayıt edilebilmekte ve gelecekte kontroller sırasında incelenebilmektedir. Eklem içi yapıların gözlenmesi varsa kıkırdak sorunlarının düzeltilmesi, bağların kontrolü diğer avantajlarıdır. Dirsek artroskopisi sonrası tamir yapılmadıysa çoğunlukla alçı uygulanmaz ve ertesi gün masabaşı işlere dönülebilir. Bandaj kullanarak bilgisayar kullanımı dahi mümkün olabilir. Biz hastalarımıza daha fazlası çok gerekmedikçe on günlük istirahat öneriyoruz.

  • Eyvah Fıtık Oldum Spor Yapamayacağım!

    Fıtık oldum Spor yapabilir miyim? Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 4 insandan biri otuzlu yaşlara kadar, hayatında en az bir kez omurga ağrısı (boyun, sırt ve bel) nedeniyle yatak istirahati yapmak zorunda kalmaktadır. Omurga ağrısı çekenlerin yarısı tıbbi tedaviye ihtiyaç duymaktadır. Tüm dünyada her yıl tıbbi tedaviye cevap vermeyen 9 milyon insanın bir milyonu ağır cerrahi tedavilere (mutlak tedavi-sebebin ortadan kaldırılması) ihtiyaç duyarken, kalan sekiz milyon sakınık (konservatif-ilaç) tedavilerle aktivite kısıtlaması yaparak omurga ağrılarına çözüm aramaktadır. Bu durum aktif yaşayan, günlük sportif aktiviteleri yaşam tarzı haline getirenler için psikolojik yıkım, mutsuzlukla sonuçlanmakta ve her yıl milyonlarca insan spordan, yani yaşamdan vazgeçmektedir. Fıtık Oldum Spor Yapabilir miyim? Neden? Açık cerrahi girişimler çoğu zaman belli tıbbi endikasyonlarla yerine getirilirler. Hiçbir hekim hastasına hayat kalitesini daha fazla arttırmayacağı bir girişimi uygulamaz. Açık cerrahi yararsız ise yerine aktivite kısıtlaması önerir. Tedavide her zaman yarar-zarar oranı düşünülür. Sorun cerrahi tedavi sırasında hastalıklı bölgeye ulaşırken normal dokulara verilen zarar nedeniyle eski fiziksel aktivitenin asla garanti edilememesidir. Bu nedenle felç ve tedavi edilemeyen şiddetli ağrı çeken, belki de şanslı bir milyon hasta dışında kalan aktif yaşayan milyonlarca insana klasik cerrahi girişimlerle terminal tedavi uygulanamaz. Son yirmi yılda normal anatomik yapılara zarar vermeden omurganın ilgili segmentine ulaşmaya çalışan cerrahlar, minimal invaziv cerrahinin temellerini attılar. Önceleri tehlikeli anatomik yapılar arasından ince bir çelik boru ile aletlerini kullandılar. Başlangıçta sonuçlar umut verici fakat pek de parlak değildi. Ancak endoskopik sistemlerin gelişmesiyle bu kez bölgeyi ekrana yansıtıp büyütmeyi, aynı zamanda etkilenmiş dokuları tedavi etmeyi başardılar. Hijikata ve Kambin gibi müelliflerin zamanla yetiştirdiği hekimler, bugün tüm dünyada yatan hastalarını ameliyat masasından yürüyerek, üstelik ağrısız kaldırmayı olağan hale getirmişlerdir. Niçin? Minimal invaziv tedavi endikasyonu yaşam kalitesi merkezlidir. Yılda üç kezden fazla yatak istirahati gerektiren ağrı tedavi gerektirir, zira kişi işinden olabilir. Spor yapamamak veya günlük aktivitelerini kısıtlamak tedavi nedenidir, zira sağlık tanım olarak; "zihinsel ve bedensel tam iyilik halidir". Hareket olmadan sağlık olmaz. Nasıl? Tedaviler steril cerrahi ortamlarda (ameliyathaneler) uygulanır. Uygun ekipman (endoskopik kamera, endoskopik cerrahi aletler ve floroskopi - eş zamanlı röntgen) desteği, eğitimli omurga cerrahı bulunmalıdır. Tedavi olacak kişinin uyumlu ve aşırı obez olmaması şarttır. Çünkü girişim lokal anestezi altında 0.5- 1 cm'lik bir delikten cilt delinerek (perkutan) yapılır. Hasta tamamen uyanıktır, kan kaybı hemen hiç olmaz, cerrahi sırasında iyileştiğini onaylayarak girişimi bizzat sonlandırabilir. Aynı gün taburcu olmak, hatta plajda güneşlenmek dahi mümkündür. Kısa bir süre araç kullanma, spor yapma engellenebilir. Ancak hastalar derhal masa başı işlerine dönebilirler. Hastanede yatış süresinin az, maliyetin düşük olmasının yanı sıra kişiyi derhal üretken hale getirmesi ülke ekonomisi için de büyük bir katkıdır. Nerede? Minimal invaziv omurga cerrahisi Amerika’da doğmuş, Asya ve Avrupa’da akademiler oluşturacak kadar gelişmiştir. Bugün sistemli eğitimlerden geçmiş yüzlerce hekim arasında başarılı Türk hekimleri de ülkemizde özellikle son iki yılda bu girişimleri uygulamaya başlamıştır. Dünyada sadece minimal invaziv endoskopik omurga cerrahisinde özelleşmiş merkezler vardır. Yakın zamanda ülkemizde de parmakla ifade edilen merkezler alışılmışın dışında olmaktan çıkacaktır. Kimler? Bu girişim omurga cerrahisinin klasik yöntemlerini uygulamış ve bilen (Ortopedi ve Beyin Cerrahisi uzmanları), endoskopik cerrahi eğitimini tamamlayarak uygun minimal invaziv cerrahi teknikleri yapabileceğini sertifikalarla ispatlamış omurga cerrahları tarafından uygulanmaktadır. Unutmayalım; Tıbbi tedavi ve öneriler daha kaliteli, mutlu ve sağlıklı bir yaşam sağlamak için yapılmalıdır. Aksi takdirde yararsızdır. Fıtığınız mı var, spordan uzak mı bırakıldınız? Korkmayın tedavisi var.

  • Omurga Kanal Darlığı Kapalı Endoskopik Tedavisi

    Omurga Kanal darlığı doğuştan ortaya çıkarsa erken yaşlarda açık cerrahi gerektirir. Yaşlanma ile ortaya çıkan kanal darlığı ise çok farklıdır ve fizyolojiktir. Omurga kanalının darlığı disk seviyesinde olduğunu ve lamina seviyesinde kanal darlığını olmadığının ispatlanması sonrasında açık cerrahide kullanılan laminektomi ve bunun sonucu yapılmak zorunda kalınan halka arasında vidalama (füzyon) girişimine gerek olmadığını iddia ettik. Bu konuda bilimsel sunumlarımız başarısız bel cerrahisi sonucu açık cerrahi olmuş kanal darlığı olan hastalara ana kanaldan bacağa giden sinir çıktığı (Foramen) deliğinin daralmasının sorumlu olduğunu tespit ettik. Omurga endoskopisinde bel fıtığını çıkartmak için kullandığımız foramen yoluna kolayca ulaşıp kanal darlığını 6 mm delikte açabiliyoruz. Bu yolla hastalarımız 2 saat sonra ayağa kalkabilmekte, ağrılardan kurtulabilmektedirler. Üstelik bu cerrahi anestezi gerektirmeden lokal uyuşturma ile uyanık uygulanabilmektedir.

  • Bel Kayması Ameliyatı

    Bel Kayması Ameliyatı detaylarından önce dayanılması zor bel ağrısına sebep olan Bel Kayması ve belirtileri hakkında kısaca bilgi verelim. Bel Kayması Nedir? Omurgayı oluşturan omurların diziliminin bozularak öne ve nadiren arkaya doğru yer değiştirmesidir. Spondilolistezis olarak adlandırılan bu durum bel fıtığı hallerinde de hastalarla halk dilinde iletişimde sıklıkla kullanılmaktadır. Bel Kayması Belirtileri Nelerdir? Bel kayması sonucu bacaklara giden sinirlerin çıktığı, Foramen dediğimiz delik daralır ve sinir baskı altında kalarak duyu aldığı bölge uyuşur, hissizleşir, ileri durumlarda uyardığı kas grubu güçsüzleşir hatta felç olabilir. Bel Kayması Nasıl Teşhis Edilir? Bel ve bacak ağrısı, uyuşma, güç kaybı belirtileriyle muayene sırasında duyu kaybı, refleks kaybı ve kas gücü kaybı, kayma seviyesini belirlemek için yeterlidir. Günümüzde MRI görüntüleme ile kolaylıkla anlaşıldığından muayene önemini yitirmiş gibi görünse de çok seviyeli fıtıklarda hangisinin şikayete sebep olduğunu anlamak için muayene şarttır. Bel Kayması Tedavi Süreci Nasıldır? İleri derecede sinir fonksiyon kaybı olmadığı durumlarda ilaç tedavisi, istirahat ve fizyoterapi yüzde seksenin üzerinde iyileşme sağlar. Ancak tekrarlayan, yatak istirahati gerektiren ağrılar, ağır/ani sinir hasarı bulgularında acil ameliyat gerektirebilir. Bel Kayması Ameliyatı Hangi Aşamada Gereklidir? Günlük hayatı etkileyen ağrı, yılda birkaç kez yatak istirahati gerektiren atakların yaşanması, ağır sinir hasarı ve fonksiyon kaybı ameliyat gerektirir. Bel Kayması Ameliyatı Seçenekleri Nelerdir - Nasıl Yapılır - Ne Kadar Sürer? Günümüzde kapalı endoskopik ameliyatlar giderek birinci seçenek haline gelmektedir, mikroskobik cerrahi yaygındır. Açık cerrahi neredeyse terk edilmek üzeredir. Açık cerrahi sonrasında kemik çıkartılması gerektiği durumlarda vida ile tespit edilmesi, istirahat süresini ve işe dönüşü uzatabilir. Minimal invaziv endokopik transforaminal cerrahi uygulamalarda bölgede bir tespite gerek yoktur. Bel Kayması Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Kapalı endoskopik cerrahi sonrası 2 saat içinde hareket verilir. Diğer cerrahi yöntemlerde harekete izin verme süresi uzayabilir, korse ya da yatak istirahati süresi gerekebilir. Ameliyattan Sonra Tekrar Nüks Eder mi? Cerrahi sonrası nüks etme ihtimali, sıklıkla hastanın yanlış hareket alışkanlığı ile ilgilidir. Ameliyat sonrası önerilere uyulduğu sürece nüks oranı %2'nin altındadır. Bel Kayması Ameliyatı Ücreti Ne Kadardır? Ücretler tercih edilen hastane tipi ve sınıfına göre belirlenir. Her hastanın bütçesine uygun tedavi seçeneği mutlaka sağlanır.

  • Kalça (Protezi) Artroplastisi Nedir?

    Kalça Protezi Nedir ? / Kalça Artroplastisi Nedir? Artroplasti / Eklem protezi, eklem yüzeyinin metal ya da benzeri materyaller kullanılarak yenilenmesi-değiştirilmesi anlamına gelir. Eklem yüzeyindeki kıkırdak tamamen aşındığında ve eklem hareketleri kısıtlanıp, ağrılı fonksiyon kaybı ortaya çıktığında yapılır. Eklemin yenilenmesi yapılırken var olan dizilim bozuklukları varsa kısalık, rotasyonlar giderilebilir. Kalça eklem protezlerinde iki yöntem sıklıkla kullanılır. 1. Yüzey değiştirme (resurfacing) 2. Total eklem/ Parsiyel eklem protezleri Yüzey değiştirme ameliyatlarında eklem yüzeyleri metal/seramik yapılarla kaplanır. Dizilim bozukluğu olmayan, eklem yuvasında yeterli kaplama alanı olan hastalarda uygulanır. Özellikle kas gücü yerinde dengeli olan  60 yaş altı hastalarda son yıllarda yaygınlaşmaktadır. Total eklem ve parsiyel eklem protezleri ikinci dünya savaşından beri yaygın kullanılan bir yöntemdir. Total protezde her iki eklem yüzeyi (Yuva ve baş) parsiyelde çoğunlukla baş değiştirilir. Parsiyel protezler sıklıkla kırık sonrası uygulanmaktadır. Baş kısmı kemik iliğine uzanan bir sapla tespit edilirken yuva kısmına metal kaplama üzerine seramik veya polietilen bir yüzey eklenmesi ile baş ile beraber 4 parçadan oluşabilir. Kalça Protezi Nedir ? / Kalça Artroplastisi Nedir? Protez ameliyatlarında yapıştırıcı kullanıldıysa ya da hastanın kemik stoğu yeterli, kemikte osteoporoz yoksa derhal ağırlık verilerek koltuk değneği yardımıyla yük verilebilir. Sementsiz dediğimiz protezlerde yani yapıştırıcı koymadığımız durumlarda bir süre hekim kontrolünde bastırmamak gerekebilir. Protez cerrahisi doğru zamanda ve doğru hastaya yapıldığında oldukça iyi sonuçlar vermektedir. Özellikle iyileşme tamamlandığında belli kısıtlamalar dışında normal yaşama dönmek mümkün olmaktadır.

  • Omuz Sıkışması Tedavisi

    İmpingement Sendromu Tedavisi Omuz Sıkışması Tedavisi hakkında bilgi vermeden önce "Omuz Sıkışması Nedir" sorusunu cevaplayalım. Omuz sıkışması (impingement-darbe sendromu) omuz rotator kas grubu ve bursanın yer aldığı eklemi üstten kuşatan akromioklavikuler kemik-ligament kompleksinin kas ile arasında bulunan boşluğun (subakromiyal boşluk) daralması sonucu ortaya çıkan durumdur. Geçirilmiş masum omuz travmaları, tekrarlayan omuz çıkığı gibi durumlar, elleri başı üstünde çalışan kişilerde subakromial boşluk; bursa kalınlaşması, kemiklerde gelişen ostefit çıkıntıları ile daralır, kas yapılarının bu boşlukta yaralanmaları ile gelişen inflamasyonun (iltihap) yıllar içinde iyileşme dokusu ile beraber sıkışmayı geliştirdiği bilinmektedir. Omuz Sıkışması Tedavisi Nasıl Yapılır ? Omuz sıkışmasında subakromial boşluğu daraltan akromion altındaki kemik çıkıntıları temizlenip tesviye edilir (akromioplasti), eş zamanlı kalınlaşan kas-kemik arası yastık çıkartılır (bursektomi), varsa kas yırtıkları onarılır (rotator kaf onarımı). Bu işlemler sonrasında ya da öncesinde kortizon gibi ilaçlar uygulanmamalıdır. Omuz Sıkışma Sendromu için Artroskopi Hangi Durumlarda Tercih Edilir ? Omuz sıkışmasında Arroskopik dekompresyon altın standarttır. Nadiren açık ameliyat seçeneği düşünülebilir. Modern ortopedik cerrahide artroskopik tedaviler ön plandadır. Omuz Sıkışması Artroskopisi Nasıl Yapılır ? Standart omuz artroskopisi giriş deliklerinin yanı sıra subakromial yeni bir portalden çalışılır. Bursektomi sonrasında kemik tesviye edilir ve kas yırtıkları kontrol edilir. Beraberinde eklem içine girilip eklem yapılarının kontrolü standarttır. Artroskopi Ameliyatı Ne Kadar Sürer ? 30-60 dakika sürmektedir. Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır ? Derhal harekete başlanır. Rotator kas yırtığı varsa rotator kas yırtığı protokolü uygulanır. Ameliyattan Sonra Tekrar Eder mi? Tekrar etmesi on yıllar içinde ortaya çıkan inflamasyon ile olabileceği için, mümkün değildir. Ameliyat Ücreti Ne Kadardır ? Hastanın bütçesine göre düzenlenir.

  • Hücresel Yenileme Tedavileri

    Ölümsüzlük peşinde koşan Gılgamış, ölümsüzlük otunu ararken karşılaştığı acımasız gerçek ölümün durdurulamayacağıdır. Binlerce yıldır Gılgamış gibi ölümsüzlük peşinde koşan insanlık  halen yılana kaptırdığı şifanın peşindedir. Tıp disiplini ise ironik bir şekilde yılanı sembolleştirir, ölüme neden olan hastalıkları sağılttıkça yücelir. Ampirik tedavilere umut bağlayarak yaşamda kalan insanlık hastalıklara karşı korunurken, öte yanda  yaşlanarak-ölüme  yenilgisi  kaçınılmaz olmuştur. Çağımız lokman hekimleri ölümü “apoptozis” kavramıyla hücresel düzeyde gelişen  hatta genetik olarak tetiklenmiş kromozomal bir program olarak tanımlamaları yaşlanmanın durdurulması kavramını yaratmıştır. Öyle ya herkesin bir biyolojik saati vardı ki bir anda ölüm emri veriliyordu tüm hücrelere sanki..Bu saati durduran bir ot olmalıydı. Hücre derken, kromozomal yapı detaylandırıldı.  DNA ve ribozomlar kodlar, progenitörler ile saatin peşine düşüldü. Sonuç şimdilik umutsuz. Ancak genetik mühendisliği doğmuştu ki doku mühendisleri de kapıda bekliyorlardı. Ölümsüzlüğün ilacı bulunacaktı. Genetik bilim ve insan genetik haritasının çıkarılması, klonlama ardı ardına gelen adeta Jules Verne romanlarındaki ütopik hayallerin gerçek olduğuna kitleleri inandırdılar. Öyle ki bilim kurgu senaryolarının neredeyse en çok  ilgi çekenleri; ölümsüzlüğü çağrıştıran ve son bilimsel gelişmelerin inandırıcı ve mümkün olacak sonuçlarını sergileyenler  oldu. Ada filminde kendilerini klonlayan zengin insanların olası etik sayılmayacak senaryolarının kaynaklanğını deneyler 1996 yılında klonlanan bir Dolly isimli koyuna dayanmaktadır. Insanlığın kendisini kopyalayabilmesi fikri ve hatta bu kopyanın mükemmel olabileceği düşüncesi ölümsüzlüğü ararken yılandan daha korkutuğu bir başka kabusu yaratmıştı.  Hollywood senaryolarında “terminator” ikonu derhal klonlandı, Galaktika’da Saylon’lular ortak zekanın klonları olarak tasarlandı hatta Avatar ile ezoterik bir tanrı dahi yaratıldı. Öyle ki kamuoyunda oluşan kanı ulaşılmaz, pahallı, hayal ürünü ve hatta ahlak dışı tedaviler olmaya başladı. Pek çok ülkede hücresel tedaviler yasaklandı ve sınırlandı. Gerçekte sağlık alanında yapılanlar pek de ulaşılmaz değildi.  Genetik ve doku mühendisliği hızla gelişmeye devam etti.  IVF (ınvitro fertilizasyon=tüp bebek)  teknolojisi gibi sıradanlaşan çoğul bebeklerde aramızda dolaşan kitleler, kemik iliğinden alınan kök hücre ile hayata dönenler, kardeşinin organı ile yaşayanlar hep aramızdaydılar. Organ bağışları özendiriliyor, organ nakilleri ile hayata dönenler gazetelerin manşetlerinde yer bulmaya devam ediyordu. Klonlama ölümsüzlük otunun yerine geçemeden yasaklanınca otu kaptıran Gılgamış için bir başka umut belirdi; “kök hücre”..ama onlar da kamuoyunda tartışma yaratacak ampirik tedavilere başlayarak çok ciddi dirençle karşılaştılar. Zira tedavi başarısı düşüktü, hücreler davranışının nasıl olacağı tahmin edilemiyor, kanser ile ilişkilendirilebiliyor ve başarısızlık acımasızca eleştiriliyordu. Haklarında soruşturma açılanlar, meslekten atılanlar oldu. Bugün klonlama yasal olarak mümkün değildir. Kök hücrenin kullanımı pek çok ülkede sınırlanmış ya da yasaklanmıştır. Ancak doku  üretimi yaparak etik sınırlar zorlanmadan tedavi yapılabilmektedir. Doku üretimi otolog olabildiği gibi allojenik kaynaklı olabilir. Temel prensip canlı hücrelerin, orjinal dokunun özelliklerine benzer ya da aynı olması, konakçının ilgili dokusuna ya da hayatta kalabileceği bir ortamda vücuduna yerleştirilmesidir. Kişinin kendi dokusu üretilerek kendisine uygulandığından etik kurallar sınırında tıbbi tedavilerde rahatlıkla uygulanabilmektedir. Hücre kaynağı kök hücre olabilir. Ancak kök hücreden geliştirilecek kas, kıkırdak, sinir ya da herhangi bir dokuya farklılaştırma işlemi oldukça pahallı ve uzun bir süreçtir. Farlılaşmasını tamamlamış sinir ve kas dokusunu oluşturan hücreler için pluripotent (çok yönlü farklılaşabilen) hücre kaynakları kullanılabilmektedir. Bu tür hücreler kemik iliğinde yaşlandıkça giderek azalmakta ve zenginleştirilmesi oldukça zor olmaktadır. Pluripotent kök hücrenin en zengin kaynağı kordon kanı ve plasentanın embiriyonel tarafından alınan kanda mevcuttur. Bu hücrelerin alınması ve saklanması bu açıdan çok önemlidir. Farklılaşmasını tamamlayan (Kas ve sinir hücreleri) hücreler bölünerek çoğalamaz ve zarar gördüklerinde vücut tarafından yenilenemezler. Farklılaşmasını kısmen tamamlamış ancak başka hücreye dönüşme yeteneği olan hücrelerden kıkırdak üretimi ve yenilenmesi vücut tarafından kısmen yapılabilmesinin önündeki engel farklı matriks yapılarında hareketsiz kalmalarından kaynaklanır. Kemik, fibroz doku ve epitel hücrelerinin hızla kendisini yenileme kabiliyetine sahip olması ölümsüzlük için bir umut olabilir. Epitel denilince akla sadece deri ve organ yüzeyleri gelmemelidir. Son derece farklılaşmış çoğalma yeteneği olan ancak vücut içinde çoğaltılamayan hormon ve enzim sağlayan bezler de epitel hücreleri ile aynı kökenlidir. Söz gelimi pankreas  adacık hücreleri, yokluğunda parkinson oluşumuna rol oynayan dopamin salgılayan hücreler, böbrek üstü bezleri epitel hücreleri gibi ektodermal kökenlidir. Bugün doku mühendisliği bu hücreleri farklılaştırıp kök hücreden üretmeye ya da doğrudan çoğaltmanın yollarını aramaktadır. Kas-iskelet sisteminde kas dışında nisbeten sorunlu doku kıkırdak dokusudur. Kıkırdak hücresinin çoğaltılabilmesi adeta hapis edildiği lakunalardan çıkartılması ve yeniden beslenebileceği bir ortama konması ile mümkün olabilmektedir. Üretilmek istenen kıkırdak yapısına göre uygun matriks yapısı sağlandığında ise kullanıma hazır bir kıkırdak dokusu olacaktır. Kıkırdak dokusunun üretileceği kaynak hücre (kulak, eklem yüzeyi) donör sahadan alındıktan sonra üretime geçilir. Uygun besi yeri aynı zamanda aktarılacak doku olacağından matriks dokunun karakterini verecektir. Kıkırdak çeşidine göre üretilen doku vücut içinde yeniden şekillenme sürecinde canlılığını koruyabilmesi için olabildiğince aktarıldığı dokunun karakterini taşımalıdır. Aksi durumda hücreler yeniden şekillenme sırasında ortadan kaldırılabilir ve yerlerini  “joker” diyebileceğimiz fonkisyonu olamayan fibroz dokulara bırakabilir. Doku mühendisliğinin üzerinde durduğu en önemli konulardan biri “biyouyumluluk” olması bu yüzdendir. Pekiyi, dokunuzu ürettik, herşey hazır ve size uygulayabilir miyiz? Bu sorunun cevabı “konakçının uygunluğu” kavramını ortaya çıkaracaktır. Bu durumda biyolojik saatiniz yeni dokuyu vücudunuza uyumlayacak zamanlarda olmalıdır. Aktarılan genç hücreler, etraflarını saran metabolizması düşmüş yaşlı hücrelerin yanında yaşamlarını sürdüremezler. Doku aktarımı yapılacak bölgede biyolojik olarak aktif ve yüksek metabolizmayı kaldıracak düzeyde olmalıdır. İşte bu düzeyde yılan klinisyenin ellerindedir. Konakçının hücresel tedaviye uygun olmasını sağlamak belki hücre üretmekten daha zor mücadeleyi gerektirecektir. Teknolojik gelişmeler, doku mühendisliği gelecekte pek çok gelişimleri beraberinde getirecektir. Ölümsüzlük otunu mutlaka bulacağız ve hatta bulduk ama önemli olan onu yılana kaptırmadan nasıl kullanacağımızı bilmektir.

  • Bel Ağrısında Multidisipliner Tedavi

    Bel Ağrısında Multidisipliner Yaklaşım ve Tedavi – Fizik tedavi – Nöroloji – Fizyoterapi – Algoloji – Spinal cerrahi dallarında çalışan hekimlerin ortak çalışmasıyla mümkün olmaktadır. Aşamalı (algoritmik) tedavi prensipleri birinci basamakta antiinflamatuar tedavi ve 3 günü aşmayan yatak istirahatini gerektirir. Dirençli ve kronik vakalarda algoloji uzmanları blok-ağrı tedavilerini, fizik tedavi uzmanları fizik tedavilerini uygularlar. Tüm tedaviler fizyoterapistlerin desteğiyle kas gücü-duruş disiplini-ergonomik önlemlerle desteklenir. Cerrahi nöral yapılara bası, osteoartrit belirgin disk yüksekliği kaybına bağlı tekrarlayan dirençli durumlarda tercih edilen son basamaktır. Açık cerrahi endikasyonları olarak: – Kauda equina sendromu – İlerleyici nörolojik defisit – Konservatif tedavinin başarısız olması – Belirgin olmayan ancak hayatı etkileyen paresteziler – Ataklarla seyreden ve yılda üç kezden fazla istirahat gerektiren ağrılar sayılabilir. Minimal invaziv (kapalı endoskopik) cerrahilerin endikasyonu bu aşamada farklılık gösterir. Belirgin nörolojik defisit, kauda equina kontrendikasyon olabilir. Endoskopik cerrahinin yılda üç kezden fazla yatak isitirahati gerektiren ancak mutlak cerrahi endikasyonu olmayan vakalarda da yeri vardır. Hayat kalitesini düşüren, konservatif tedaviye cevap vermeyen AĞRI BU POPÜLASYONUN KADERİ DEĞİLDİR. Tamamen hayat kalitesini arttırmaya yönelik bir tedavidir.

  • Motosiklet Kazalarında İlk Yardım Nasıl Yapılır?

    Motosiklet kazası ile karşılaştığımızda ilk yapacağımız hareket ne olmalıdır? Yüksek hızda yapılan bir kazada şuur kapalı ise kazazedenin kaskı çıkarılmalı mı? Motor altında kalmış kazazedeye yapılması gereken müdahaleler neler? Maalesef motosiklet sürücülerini bekleyen en büyük tehlike düştükten sonra görünmemek ve yeni bir çarpmaya maruz kalmaktır. Bu durumda hemen önümüzde gerçekleşen bir kazada derhal güvenli mesafede durarak bir kalkan vazifesi görmeliyiz. E5 Zincirlikuyu kavşağında hemen önümde gerçekleşen bir kazada aynı duyarlılığı gösteren üç sürücüden biri olarak senaryonun sonraki aşamalarını aktaracağım. Avusturya Motosiklet Konseyi ilk yardım ABCD kuralının önüne kazalarda 3T ekler; Tehlike, Temas, Takip. • Tehlike! Kazazede güvende mi? Aracınızı ve işaretçileri kullanıp güvenli alan yaratın. • Temas! Kazazede ile sesli ve dokunarak iletişim kurmaya çalışın. • Transfer için ambulansı arayın! Öncelikle sakin olun ve derhal 112 acili arayın... Benim gibi hekim dahi olsanız müdahale sırasında ekipman dışında hastanın acil olarak hastaneye nakil edilmesi çok daha önemli olabilir. YAZININ DEVAMI...

  • Halluks Valgus - Ayak Başparmağındaki Kemik Çıkıntısı

    Yaz Tatilinde Ayak Düşmanı PARMAK ARASI TERLİK Parmak çıkıntısı Halluks Valgus'u arttırır. Evet, estetik açıdan hoş görünüyor! Nelere dikkat etmeliyiz, parmak arası terliklerde kemer takviyesi olmalı, mümkünse ayağın öne çıkmasını engelleyen tipler tarak kemik bandı ile tercih edilmelidir. Ayak anatomisinde arkı destekleyen iç kaslar, eklem kirişi ile ayak parmağı arasındaki sesamoid adı verilen kemikçiklere yapışır. Parmak arası terlik ve ayakkabılar çoğunlukla düz ve ark takviyesiz olarak tasarlanır. Halluks Valgus Ayağın iç kaslarına binen yük arttıkça, ayak parmakları arasındaki ek yük ile sesamoid dışa doğru kayarken, başparmak kemiği içe doğru takla (pronasyon) yapar ve başparmak eklemi dışa doğru kayarak bu dönüşe uyum sağlar. Tarak kemiği içe döndükçe, eklemin dışa kaymasıyla eklem ilişkisi bozulur, iç tarafta bir çıkıntı (bunyon) oluşur ve eklem zamanla yıpranır ve şekil bozukluğu kalıcı hale gelir. Halluks Valgus'un (valgus-bunyon-pronasyon) tüm bileşenlerini oluşturan bu tür terliklerden kaçının... Sağlıklı kal.

  • Beş Tip Omuz Sorunu

    5 Tip Omuz sorunlarını şu başlıklar altında toplamak mümkündür. 1. Donuk Omuz 2. Omuz sıkışma sendromu (impingement) 3. Rotator kaf yaralanması ve yırtığı 4. Omuz instabiliteleri (tekrarlayan çıkıklar) Bankart lezyonu 5. Akromioklavikuler eklem sorunları (köprücük kemiği çıkıkları ya da kireçlenmeleri) Bu sorunları tamamını omuz artroskopisi ile giderilmesi mümkündür. Artroskopik omuz cerrahisi sonrasında derhal harekete başlanabilir ve hastaneden ertesi gün çıkmak mümkündür. Günlük hayata dönüş son derece hızlıdır.

  • Diz Protezi Ameliyatı

    Diz Protezi Ameliyatları Nedir? Diz Protezi Ameliyatı, kısaca eklem yüzeyinin değiştirilmesidir. Protez, kaybolan eklem yüzeylerinin yerine konulan malzemedir. Eklem yüzeyini tamamen kaybetmiş, ağrılı eklemleri (diz ağrısı) olan, hareketleri belli bir seviyeye kadar kısıtlanmış kişilere uygulanabilir. Eğer hareket çok kısıtlanmışsa uygulanamaz. Yaş sınırı yoktur, bu şikayetlere sahip herkese uygulanabilir. Diz ağrısı olan hastalarda yaşa ve kiloya bakılmadan ameliyat gerçekleştirilebilir. Kilo vermek eklemlerin üzerindeki yükü azaltmaktadır ve bu durumda protezlerin ömrü de uzamış olur. Eklem tamamen fonksiyonunu yitirdiyse diz protezi ameliyatları (yüzey değiştirme ameliyatları) elimizdeki önemli ameliyatlardan biridir. Diz Protezi Ameliyatı'nın süresi ne kadar? Bir eklem ameliyatının süresi yaklaşık olarak bir saattir. Aynı anda iki eklem ameliyatı birden de yapılabilir. İki diz ameliyatı bir buçuk-iki saat sürede yapılabilir. Hastanın tercihine bağlı olarak anestezi uygulanır. Diz Protezi Ameliyatı sonrası iyileşme süreci ne kadar? İyileşme sürecini arttırmak ve daha az zarar vermek için minimal invaziv cerrahiler önemli bir faktördür. Ameliyat, kas birleşim yerlerinden, klivaj dediğimiz bölgelerden yapılır. Bu şekilde yapılan ameliyatlar daha hızlı iyileşme sağlar. Hasta ertesi gün ayağa kalkıp basabilir duruma gelmiş olur. İyileşme süreci çok hızlı olduğu için, hasta daha ağrısız bir şekilde, 1 haftada kendisini daha iyi hissedip normal hayatına dönebilir.

bottom of page