Arama Sonuçları
Boş arama ile 102 sonuç bulundu
- Priformis Sendromu
Priformis Sendromu Nedir? Priformis kası kalçanın dış rotatorları arasında en güçsüz olanıdır. Ancak özellikle kalça fleksiyonu sırasında aktif hale geçtiği için diğer kaslardan daha büyük yüklenmelerle karşılaşıp kolaylıkla yaralanabilir. Priformis yaralanması akut evrede tipik siyatik sinir arazı (düşük ayak ve parmak ucunda yükselmede güç kaybı) yaratabilir. Bu durum geçicidir. Priformis ödemi azalıp bası ortadan kalktığında 2-3 haftalık bir istirahatle ortadan kalkabilir. Kronik durumlarda ise priformis sertleşmiş ve kalınlaşmıştır. Hemen altından geçen siyatik sinire bası yaparak bu kez istirahatte azalmayan ağrılara neden olur. Priformis Sendromu Belirtileri Nelerdir? - Uzun süre ayakta durunca artan ağrılar - Bacakta güçsüzlük - Yürürken zorlanma - Bacağın arkasına doğru yayılan ağrı ve uyuşma - Kalça ve kuyruk sokumunda ağrı Priformis Sendromu Nasıl Teşhis Edilir? Teşhis zordur, MRI ile bası ortaya konulamayabilir. EMG de kök basısı ile karışabilir, hatta varsa bel fıtığı ameliyatı geçirilebilir. Çoğu hasta geçirilmiş bel fıtığı ameliyatına rağmen azalmayan siyatik ağrısından bahseder. Bu durumda priformis gevşetilmeli ve kanalda tuzaklanan siyatik rahatlatılmalıdır. Hastanın şikayetleri azalır ve sinir kendisini onarmaya başlar. Cerrahi tedavi çoğunlukla açık yapılan ağır bir cerrahi olmasına rağmen biz 1 cm'lik bir delikten endoskopi ile işlemi gerçekleştiriyoruz. Perkutan endoskopik priformis gevşetme lokal anestezi ile ameliyathane koşullarında uygulanmaktadır.
- Kıkırdak Lezyonlarında MRG Etkinliğinin Artroskopik Tanı Açısından Değerlendirilmesi
Eklem ağrıları kas-iskelet sorunlarında ayaktan tedaviye başvurma sebeplerinin başında yer almaktadır. Gelişmiş teşhis yöntemlerinden MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme) eklem kıkırdak lezyonlarının tedavisine yönelik seçenekleri arttırmakla beraber, seçeneklerin isabetli olmasına ve zamanlama kararına etkisi kısıtlıdır. Erken tanı ve yeterli tedavi kıkırdak dokunun geri dönülmez kayıplarını önleyebilir. Kıkırdak dokusu metabolik olarak aktif bir dokudur, Yüzeysel kayıplar dışında kendi kendini tamir yeteneği yoktur. Kıkırdak hücresi rejenerasyon kabiliyeti olmadığından kayıplar, hücresel migrasyon ve matriks üretimi ile ancak 1 mm kadar kapatılabilir. Yüzeysel kayıplarda yaralanma subkondral dokuya ulaşmazsa, herhangi bir hücresel migrasyon olmaz. Tam kat yaralanmalarda hemoraji sonrası fibrin ve mezenşimal hücrelerin şekillendirmede rol aldığını görürüz. Bu durumda tamir dokusu firokartilaj niteliğinde skatris dokusu olur. Hiyalin kartilaj kıkırdağın temel işlevlerinden kayışkanlığı sağlamasının yanısıra düzgün ve pürüzssüz bir yüzey Sağlar. Fibrokartilaj bir nedbe dokusu olarak dolgu işlevi görür ve artrit fizyopatolojisinde önemli yeri olan, mezanşimal hücrelerden salınan PDGF, TGF-(3 mediatörler ile inflamatuar cevabın zeminini de hazırlar. Kıkırdak defektinin mekanik engel oluşturması ve artroskopik tedavinin geciktirilmesi, iyileşmenin aşırı nedbe dokusu şeklinde sonuçlanabilir. Bu durum sürtünme ve aşınmayı arttırıp tedaviyi başarısız kılacaktır. Zaman içinde ağrının giderilmesine rağmen artan osteofit oluşumlara gerçekte fibrokartilaj dokusunun oluşumunda yer alan pluripotent hücre özelliğindeki mezanşimal hücrelerin neden olduğu sert osseöz karakterde iyileşme dokusudur, Dolayısıyla akut inflamatuar cevabın yanı sıra geç dönemdeki sorunlar, mekanik engel oluşturan ve kayganlığı bozan iyileşme dokusu şeklinde olacaktır, Viskosuplementasyon yüzeyel defektlerin kapanmasında mekanik bir etkinin yanısıra kondral hücrelerinin migrasyonunu sağlar ve yeni kıkırdak oluşumunu hızlandırabilir. Ancak mekanik engel oluşturan durumlarda tek başına uygulanması tartışmalıdır, Konservatif seçeneklere karşın, artroskopik cerrahi-de amaç kıkırdak lezyonlarının zaman içinde karşı yüzeyde aşınmaya yol açmadan, kabul edilir kayganlığı sağlamak olmalıdır. Yüzeyel kıkırdak lezyonlarında bu işlem, basit bir debridman, daha şiddetli lezyonlarda ise kıkırdak transferine kadar olan seçenekler uygulanabilir. Basit debridman hücresel migrasyon ve matriks dolgu iyileşmesini temel alır, instabil fragmanlar, kondromalazik odaklar temizlenerek sağlıklı katmanlara rejenerasyon imkanı tanınır. Kıkırdak iyileşmesi hyalen olmakla birlikte, bölgesel incelme gelişir ve düzensizlik devam eder, Yaralanma bölgesinin kayışkan mekaniği incelme dolayısıyla bozulmakla beraber, karşı yüzey aşınmasının önüne geçilmiş olur. Kıkırdak transferi yüzeyi düzgün bir alandan kıkırdağı osteokondral greffle alınması işlemidir. iyileşme tamamlandığında yüzey hyalen kıkırdak ile tam kat kapatılmış olur. Zamanında, doğru tanımlanmış kıkırdak lezyonunun doğru tedavisi uzun dönem eklem fonksiyonunun korunması anlamına gelir. Tedavide eradikasyon hedeflenerek doğru seçenek derhal belirlenmelidir. Bu seçimde MRG ne kadar duyarlı ve etkindir? Cevabı gelişen teknoloji ile giderek MRG lehine görünse de yüzeyel lezyonlarda duyarlılığı henüz yeterli değildir. Kıkırdak lezyonlarının tespiti Kıkırdak yaralanmaları veya dejenerasyonlarının tanısında sorun, ana yakınmanın ve günlük aktivite sırasında ağrının ortaya çıkması şeklinin meniskal lezyonlara oldukça benzerlik göstermesidir. Fizik muayene sırasında provokasyon manevraları sıklıkla kondiler lezyonlarda da ağrılı olabilir. Ayırıcı tanı ve tedavi planlamasında kaçınılmaz olan MRG tetkiki ile fizik muayene bulgularının bağdaşmaması durumunda yüzeyel bir kıkırdak lezyonunun varlığı kısa süreli konservatif cevap sorgulanarak ortaya konmalıdır. Konservatif tedaviye rağmen azalmayan veya tedavi bitiminde tekrarlayan ağrının artroskopik eklem muayenesi kıkırdak lezyonunun erkenden belirlenmesinde altın standarttır. Kıkırdak lezyonları nadiren de olsa çapraz bağ yaralanması olarak MRG rapor edilebilir. Bu durumda klinik ağrılı diz nedeniyle ayırt edilemezse geniş kıkırdak lezyonu konservatif bağ tamiri kararı ile atlanabilir (Şekil 1). Kıkırdak lezyonlarının tanısında MRG yöntemleri ve zorluklar MRI tetkiki ile raporlanan kıkırdak lezyonları, yüze-yel devamlılık kaybı ve düzensizlik, subkondral ödem varlığının kaydedilmesi dışında özel bir sınıflama kullanılmadığı sıklıkla görülmektedir. O halde klinisyenin yüzeyel kıkırdak lezyonunun varlığından şüphe etmesi iyi bir fizik muayene ile mümkün olsa dahi lezyonun teyidi mümkün olamayabilmektedir. MRG'nin 1 Tesla gücün altında klinik uyumlu sonuçları ve duyarlılığı azalmaktadır. Magnet gücü ile orantılı kıkırdak lezyonlarına duyarlılık artmaktadır. Digital yazılım desteği STIR görüntülemeler, spin eko T1 /T2 kıkırdağa özel sekans ve gradient ayarlan duyarlılığı arttırmakta ve bu yüzden literatürde %18-80 arasında geniş bir aralıkta duyarlılık rapor edilmektedir. MR-artrografi sık kullanılmayan iyi bir fizik muayene sonrası şüpheli lezyonun tespitinde faydalıdır ancak pratikte yerini bulamamıştır. Yüzeyel erozyonların tespiti zor olduğu gibi fokal odakların kesitlerin dışında kalıp atlanması ihtimali oldukça kuvvetlidir. MRG subkondral ödem varlığında yüzeye ulaşmayan kimi lezyonları yalancı pozitifliği %14 oranında ortaya koyabilir. Bunun yani sıra yalancı negatif oranı duyarlılığa bağlı değişmekle beraber daha yüksek (%16-30) oranında bildirilmiştir. Dejeneratif kıkırdak lezyonları yagın ve yüzeyel olduğunda, bulguların önemli bir kısmından sorumlu olsa dahi MRG ile ortaya konamayabilir (Şekil 2). Her ne kadar tam kat lezyonlarda MRG duyarlılığı %100 olduğu iddia edilse de, MRG bulgusu vermeye-bilir (Şekil 3). Ayak bileği gibi küçük eklemlerde kıkırdak lezyonlarının tespiti çok daha yanıltıcı olabilmektedir. Tam kat bir lezyon MRG kesitlerinde saptanamadığı gibi yagın talus ödemi yalancı negatif olabilir (Şekil 4). Klinik olarak son derece gürültülü olan fragmante olmuş fiep tarzı kıkırdak yaralanmaları MRG bulgusu çoğunlukla vermezler (Şekil 5). Benzer şekilde yaygın-yüzeyel kronik subkondral inflamasyon süreci sona ermiş lezyonlarda atlanabilmektedir (Şekil 6). Artroskopi etkinliği Konservatif tedaviye rağmen geçmeyen eklem ağrılarında fizik muayenenin klavuzluğunda klinisyenin seçenekleri arasında artroskopik tanısal yaklaşım mutlaka olmalıdır. Artroskopik tanı, video görüntülemenin yanı sıra dinamik muayene ile kıkırdak yumuşamalarını yüzeyel kayıp olmasa da ortaya koyarak kliniği açıklayabilmektedir. Kıkırdak lezyonları artroskopik sınıflamaları lezyonun topografisini fokal, geniş veya öpüşen lezyon şeklinde ortaya koymalı ve derinliğinin yüzeyel, orta derecede veya tam kat olmasına göre yeterli bilgi aktarabilmelidir. Ancak her iki özelliği de tanımlayan pratik ve genel kabul gören bir sınıflamayı kliniğimizde kullanamadık. Yüzey değişiklikleri Outerbridge'in popülerize ettiği kıkırdak lezyonlannı 4 derecede tanımlama alışkanlığını sürdürerek, topografik olarak fokal, geniş ve öpüşen lezyon olarak karakterize etmeyi tercih ettik. Tartışma Irle ve ark. subkondral bölgeye uzanan yaralanmalarda MRG etkinliği ve duyarlılığını %100 oranında saptarken yüzeyel lezyonlarda yetersiz bulmuştur. Ochi ve ark, benzer şekilde yumuşama, fragmantasyon, erozyon ve tam kat lezyonlarda duyarlılığı giderek artan şekilde %14.3, %57.3, %75 ve %100 olarak tespit etmişlerdir. Potter ve arkadaşları 600 vakalık serilerde Outerbridge sınıflamasına göre artroskopik görüntülerde MRG spin eko tekniği kullanarak daha duyarlı sonuçlar elde etmişlerdir. Bu çalışmada duyarlılık %87, spesifiklik %94 isabetli tanı %92 oranındadır. Öte yandan yalancı pozitifiik %15 yalancı negatiflik %14 tespit etmişlerdir. Spiers ve ark. nın 58 hastayı içeren prospektif çalışması menisküs lezyonları açısından fizik muayene etkinliğini MRG açısından yetersiz bulmuştur. Bu seride MRG tanı aşamasında %29 oranında tanısal artroskopiyi azalttığının vurgulanması ve duyarlılığın %68 olarak raporlanması anlamlıdır. Bradella ve ark kıkırdak lezyonlarında duyarlılığı %64-80 arasında bildirmişlerdir. Friemert ve ark spin eko tekniğine ek olarak STIR tekniği ile duyarlılığın arttığı saptasalar da yüzeyel kıkırdak lezyonlarında duyarlılık artışı anlamlı değildir. Macarini ve ark çalışmasında kıkırdak lezyonunun lokalizasyonuna göre duyarlılığın değişebileceğinin vurgulanması son derece özgündür. Bizim serimizde medial femoral kondil medialindeki kıkırdak yaralanmasının ön çapraz bağ yırtığı ile benzerlik göstermesi bu çalışmanın güzel bir örneğidir, Duyarlık magnet gücüne ve eko-gradyent seçimlerine değiştirebileceğini vurgulayan bu çalışmalar klinik değerlendirmenin önemini ortaya koymaktadır. Sonuç Yüzeyel kıkırdak kayıplarının tedavisi travmatik veya dejeneratif olsun, ağrıyı gidermeli kaygan bir eklem yüzeyi oluşturarak fonksiyonel kapasiteyi arttırmalıdır. Konservatif tedavide lezyon dokunun rejenerasyon sınırları içinde kaldığı sürece bulgular hızla gerilemektedir. Konservatif tedaviye rağmen fonksiyonel kapasitede belirgin düzelme sağlanmamışsa MRG tetkikindeki bulgular yalancı negatif değerlendirilmelidir, Aksi durumlarda yalancı pozitifik sonrası uygulanan artroskopi bir kayıp değildir. Travma sonrası oluşan eklem kontüzyonunda subkondral ödem, lezyonun yüzeye ne oranda ulaştığı konusunda yanıltabilir. Yalancı pozitiflik tüm serilerde yalancı negatif sonuçlara oranla son derece düşüktür. Dolayısıyla kabul edilebilir bir oranla artroskopi uygulamasından kaçınılmamalıdır. Kaynaklar Cain EL, Ciancy WG. Treatment algorithm for osteochondral injuries of the knee. Clin Sports Med 2001 Apr;20 (2):321-42 Chen FS,_Frenkei SR, Di Cesare PE. Repair of articular cartilage defects: port IL Treatment options, Am J Orthop 1999 Feb;28 (2):88-99 Duchow J, Hess T, Kohn D, Primary stability of press-fit implanted osteochondral grafts influnce of graft size, repeated insertion and harvesting tecnique. Am J Sports Med 2000 Jan-Feb;28(1):24-7 Morelli M, Nagamori J, Miniaci A. Management of chondral injuries of the knee by osteochondral autogeneous transfer. J Knee Surg 2002 15(3):185-90 Sanders TG, Mentzer KD, Miller MD, Morrison WB, Campbell SE, Penrod BJ, Autogenous osteochondral plug transfer for the treatment of focal chondral defects, Skeletal Radiol 2001 Oct;30(10):570-8 Takahashi S, Oka M, Kotoura Y, Yamamuro T. Autogeneous callo-osseous graffs for the repair of osteochondral defects. J Bone Joint Surg Br 1995 Mar;77(2):194-204 lrie K, Yamada T, Inoue K. A comparison of magnetic resonance imaging and arthroscopic evaluation ofchondral lesions of the knee Orthopedics, 2000 Jun;23(6):561-4. Potter HG, Linklater JM, Ailen AA, Hannafin JA, Haas SB Magnetic resonance imaging of articular cartilage in the An evaluation with use of fast-spin-echo imaging. J Bone Joint Surg Am. 1998 Sep;80(9):1276-84. Spiers AS, Meagher T, Ostlere SJ, Wilson DJ, Dodd CA, Can MRI of the knee affect arthroscopic practice? A prospective study of 58 patients. J Bone Joint Surg Br. 1993 Jcin;75(1):49-52, Bredella MA, Tirman PF, Peterfy CG, Zarlingo M, Feller JF, Bost FW, Belzer JP, Wischer TK, Genant HK, Accuracy of T2-weighted fast spin-echo MR imaging with fat saturation in detecting cartilage defects in the knee: comparison with arthroscopy in 130 patients, AJR Am J Roentgenol, 1999 Apr;172(4):1073-80, Kuikka PI, Kiuru MJ, Niva MH, Kroger H, Pihlajamaki HK Sensitivity of routine 1.0-Tesla magnetic resonance imaging versus arthroscopy as gold standard in fresh traumatic chondral lesions of the knee in young adults, Arthroscopy. 2006 Oct;22(10):1033-9. Macarini L, Murrone M, Marini S, Mariano M, Zaccheo N, Moretti B, MR in the study of knee cartilage pathologies: influence of location and grade on the effectiveness of the method. Radiol Med (Torino). 2003 Apr;105(4):296-307, Ochi M, Sumen Y, Kanda T, lkuta Y, ltoh K. The diagnostic value and limitation of magnetic resonance imaging on chondral lesions in the knee joint Arthroscopy. 1994 Apr;10(2): 176-83, Friemert B, Oberlander Y, Schwarz W, Haberle HJ, Bahren W, Gerngross H, Danz B. Diagnosis of chondral lesions of the knee joint: can MRI replace arthroscopy? A prospective study. Knee Surg Sports Traumatol Arthrosc. 2004 Jan;12(1):58-64. Epub 2003 Aug 5.
- Proton Işın Tedavisi
Kas İskelet Tümörleri'nde Etkili mi? Radyoterapi’de kullanılır Kötü huylu ve yayılmacı iyi huylu iskelet tümörlerinde, cerrahi öncesi/sonrasında kemoterapinin yanı sıra radyoterapi uygulaması yapılmaktadır. Sarkom hücreleri karsinomatöz hücrelere göre daha duyarlı olduğundan ve iskelet tümörlerinin büyük çoğunluğu bu yapıda olduğundan radyoterapi tedavinin parçası olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Radyoterapi çoğalma ritmi artan hücrelerde bölünmeyi durdurarak öldürücü etkisini ortaya çıkarır. Işınların hedeflendiği alanın tamamında normal hücreler de yenilenme sırasında zarar gördüğünden istenmeyen etkileri azaltmak için doğrudan tümör bölgesine odaklanan tedavilerin araştırılması sonucu Proton Işın Tedavisi ortaya çıkmıştır. Proton ışınları klasik radyoterapi ajanları gibi X-ışınlarını kullanmadan yoğun radyasyonu tümörlü bölgeye tümör büyüklüğü kadar genişlikte hatta çok dar hüzmelerle ulaştırabilir. Tümöre ulaşırken normal dokuları geçerek radyasyon etkisi yapsa da hedeflenen dokunun arkasına geçmemesi büyük avantajdır. Henüz sadece tümörlü bölgede yoğunlaşan radyasyon ışı odaklama işlemi yapılamadığından proton ışınlarının hastaya belli pozisyonlar verilerek olabildiğince kısa yoldan uygulanmaya çalışılması bu sebepledir. İyi bir planlama ile tümör ne kadar derinde olursa olsun ışın izi seçilerek en uygun tedavi planlanır. Hangi tip kanserlerde etkindir? Çocukluk çağı tümörlerinin çoğu radyasyona karşı son derece hassastır. Prostat kanserleri, Beyin tümörleri, Spinal tümörler, İskelet Sarkomları (Kas / Kemik / Kıkırdak), Meme Kanserleri ve bunların metastazlarında etkilidir. Proton tedavisinin klasik radyoterapiden farkı nedir? Proton Işın Tedavisi'nin klasik radyoterapiye göre daha az doku hasarı yaptığı bilinmektedir. Etraf dokuları ve tümör arkası dokulara zarar vermeden kanser hücrelerini yok eder. Klasik radyoterapiye göre 3 yıllık yaşam oranının yüzde ellinin üstüne çıkması beklenmektedir. Tamamen iyileşen vaka sayısı bildirimleri artmaktadır. Proton ışının elde edilmesi klasik radyoterapiye göre çok maliyetli ve zordur. Bir futbol sahası büyüklüğünde özel bir bina inşası gerektirir, bu merkezde tüm atık sistemleri özel tasarlanır. Bir proton merkezinin maliyeti milyon dolarlar seviyesindedir ve en az iki yıllık çalışmayla işler hale getirilebilir. Ortopedik Cerrahide Avantajı Ortopedik tümör cerrahisi ağır vakalarda uzuv kaybı ile sonuçlanır. Özellikle pelvis ve omurga tümörleri gibi uzuvlardaki geniş alanların çıkartılması hayatla uyumlu olmayabilir. Bu durumda ulaşılamayan ve çıkartılamayan kanserlerde Proton Işın Tedavisi ve radyoterapinin yaşam süresini uzattığı bir gerçektir. Uzuv kaybını gerektiren tedavilerde radyoterapi asla uzvun korunmasına yönelik bir tercih olamaz, ancak uzuv kaybını engellemeye yardımcıdır. Ortopedik tümör cerrahisi cerrahi öncesi sınırları küçülmek için verilebilir. Beraberinde kemoterapi sıklıkla uygulanır. Cerrahi sonrası uydu tümörlerin yok olması ya da tümörün yayılması radyoterapi ile büyük ölçüde azaltılmaktadır. Tümör Tedavisi Kliniğimizde ortopedik tümörlere yaklaşımda uluslararası algoritmalar geçerlidir. Kitle tanısı koyulan ya da tespit edilen hastalarımızın tümör sınıflaması ve derecelenmesi yapıldıktan sonra tedavi planlanır. Sınıflama tümör büyüklüğü (T), Lenf Nodu yayılımı (N) ve metastaz durumu (M) klasik bir yaklaşım olarak temel oluşturur, ancak tümörün derecelendirmesi hücre yapısına bağlı olduğunda radyolojik bilimsel tecrübelere göre tümörün tipi hakkında kesine yakın bilgi alındıktan sonra biyopsi alınması algoritmanın temel aşamasıdır. Biyopsi iğne, eksizyonel, marjinal olabileceği gibi kompartmanı da içerebilir. Hücre yapısı kesinleşmeden uzuv koruyucu ya da uzuv kaybına yol açacak tedaviler uygulanmaz. Hücre yapısı belirlendikten sonra cerrah hücrenin In situ olup olmadığına karar vererek tedaviye yönlendirir, bu karar kesinlikle cerrahidir, konseyi oluşturacak (Onkolog, Radyolog, Patolog vb.) hekimlerin önerileri doğrultusunda hasta ile iş birliği içinde verilir. Bu tür kritik aşamalarda tamamlayıcı ya da sonlandırıcı cerrahi ötelenirse radyoterapi ve kemoterapinin aksatılmaması hayat süresini uzatıp metastazı önleyecektir. İskelet Kas Sistemi Tümörleri
- Plika Nedir? Diz Ekleminin Katili, Gizli Düşman mı?
Plika Nedir? Dizin doğal yapısında bulunur, tıbbi adı 'medial plika-meniskofemoral ligament'tir, kısaca plika olarak anılır. Diz ekleminin ön iç tarafında, diz kapağının altından geçerek daha yukarda kapsülde sonlanan etek pilesi gibi bir yapıdır. Normalde yumuşak tül gibi eklem yüzeyini bir silecek gibi temizleyen, yüklenmeler sırasında destek veren yapıdır. Plika; dizin burkulması, aşırı merdiven çıkma, çömelme, koşma, bisiklete binme, tekrarlayan aşırı yüklenmeli çömelme tarzında hareketler ile ağır yüklenmeler sırasında yaralanır. Yaralanma sonrası diz şişer, bir süre ağrı olur ve iyileşir. Ancak iyileşmesi sonrasında sert fibrotik dediğimiz yeni bir skar dokusu oluşur. Bu sert dokunun eklem yüzeyine teması zaman içinde günlük hayatta bile kıkırdağın aşınmasına ve temas ettiği eklem yüzeyinde oluk tarzında çökmelere yol açar. Diz kapağı bu sert yapı nedeniyle aşınmaya başlarken karşı eklem yüzeyindeki düzensizlik zamanla ağrı vermeye başlar. Diz Ekleminin Katili, Gizli Düşman: Plika Nedir? Plika sendromu olan hastalar merdiven çıkarken ağrı duyarlar, uzun süre dizlerini bükerek oturamazlar, sinema ya da lokanta gibi yerlerde bacaklarını uzatmak isterler. Uzun süre araç kullandıklarında araçtan topallayarak inmeleri tipiktir, bağdaş kurmak ağrılıdır. Çoğu zaman menisküs yırtığı tanısıyla muayene edilir, tetkikler normal bulunduktan sonra ağrıları ilaçlarla azalır ancak Plika sorunu devam eder. Gerçekte durum daha vahim ve tehlikelidir. Plika, MRI gibi ileri tetkik yöntemleri sırasında özellikle kesitlere alınmaz ise tanı atlanabilir. En iyi tanı muayene sırasında konabilir. Gecikme durumunda eklem kıkırdak yüzeylerinde aşınmalar sonucu derin kıkırdak kayıpları, kalıcı sakatlık bırakması kaçınılmazdır. Plika sendromu tedavisi artroskopik yöntemlerle mümkündür. Mümkünse tamamı çıkarılacak şekilde diğer anatomik yapılara zarar vermeden, radyofrekans gibi kanamaya çok az neden olan cihazlar kullanılmalıdır. Aynı seansta plikanın yol açtığı kıkırdak sorunları varsa menisküs düzensizlikleri de çözümlenir. Bir günlük istirahat sonrası günlük hayata dönülebilir ve ağır aktivitelerden 10-20 gün uzak kalınması önerilir. Uzun süre dizleriniz bükülü oturamıyor ve araç kullanırken diz ağrısı çekiyorsanız sertleşmiş sorunlu bir 'plika'nız olabilir, ihmal etmeyin.
- Boyun Fıtığı Ameliyatı
Boyun Fıtığı Ameliyatı detaylarından önce dayanılması zor boyun ağrısına sebep olan Boyun Fıtığı ve belirtileri hakkında kısaca bilgi verelim. Boyun Fıtığı Nedir? Boyun omurları arasında kalan disk denilen yastıkçıkların çeperinin yırtılması sonucu fıtıklaşarak sinirlere baskı yapmasıdır. Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir? Boyun ağrısı, omuz, sırt ve kollara yayılan ağrı, uyuşma, his kaybı, kollarda refleks azalması (başlangıçta duyarlılık artabilir) güç kaybı olarak sıralanabilir. Boyun Fıtığı Nasıl Teşhis Edilir? Boyun fıtığının teşhisinde doktor muayenesi esastır, muayene sırasında sorumlu bölge anlaşılabilir. MRI görüntüleme tetkiki ve EMG teşhise yardımcıdır. Boyun Fıtığı Tedavi Süreci Nasıldır? Fıtık tedavisinde istirahat, ilaç tedavisi ve fizyoterapi ile hastanın şikayetleri çoğunlukla ortadan kalkar. Öncelikle istirahat ve ilaç tedavisi verilir. Uzamış yatak istirahati tekrarlayan ağrıları disk içine iğne enjeksiyonları, lazer/radyo frekans/plazma disk ablasyon tedavisi, çeperi sağlam fıtıklarda (kapalı-contained) uygulanabilir. Ağrı tedavisi, mezoterapi gibi uygulamalar kısır döngü haline gelmiş kronik ağrılarda uygulanabilir. Bütün bu tedaviler başarısız olursa cerrahi planlanır. Boyun Fıtığında Ameliyat Hangi Aşamada Gereklidir? Tekrarlayan boyun ağrıları, günlük hayatı etkileyen istirahat ihtiyacı, tedavi ile azalmayan uyuşma, ağrı ve güç kayıpları, ani gelişen tam kuvvet kaybı ve felç durumlarında cerrahi tedavi planlanır. Boyun Fıtığı Ameliyatı Seçenekleri Nelerdir - Nasıl Yapılır - Ne Kadar Sürer? Açık cerrahi ön ve arkadan uygulanabilir. Açık cerrahi seçenekler basit disk çıkartılması, diskin tamamının çıkartılması ve yerine protez yerleştirilmesi ya da o segmentin dondurulması (füzyon) şeklinde olabilir. Minimal invaziv cerrahi seçenekler kapalı endoskopik ameliyatların yanı sıra disk içine uygulanan lazer - radyo frekans uygulamalarını kapsar. Disk ucu uygulamalar çeper sağlam ise yapılabilir (contained disc), endoskopik diskektomi ön taraftan ya da arka taraftan uygulanabilir. Arka taraftan uygulanan cerrahi minimal invaziv cerrahiden çok az invaziv (less invasive) sınıfındadır az da olsa kemikte delik açılarak diske ulaşılır. Önden yapılan endoskopik cerrahide disk fragmanına doğrudan ulaşılarak çıkarılır, herhangi bir dokuya zara verilmez. Boyun fıtığı ameliyatı ortalama 45-60 dk. sürer. Boyun Fıtığı Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Ameliyat tipi minimal invaziv ise hastamız derhal mobilize edilir ve boyunluk verilmez. Günlük hayata dönüş çok hızlıdır. Ameliyatın açık cerrahi tipine göre boyunluk takma süreleri ile mobilizasyon ve işe dönme kriterleri değişir. Ameliyattan Sonra Tekrar Nüks Eder mi? Füzyon ve protez gibi ameliyatlarda disk dokusu çıkartıldığında şikayetlerin tekrarı fıtığın nüksü değildir. Kapalı ameliyatlarda disk korunduğundan yeniden fıtıklaşma ancak doktor önerilerine uyulmadığı durumlarda mümkün olabilir. Boyun Fıtığı Ameliyatı Ücreti Ne Kadardır? Hastanın bütçesine göre seçilen hastane ve paketlere göre değişim göstermektedir.
- Eklem Sağlığımı Nasıl Koruyabilirim?
Ağrısız eklem hareket özgürlüğü. Durağan hayat damar hastalıkları, iç organ yetmezlikleri, felç gibi beklenmedik sorunlara yol açabilir. Eklem, kayan kıkırdak yüzeyleri ile hareket eder. Bu yüzeylerde yaralanma, yüzeyi bozan etkenler hareket boyunca karşı tarafı da bozar. Zamanla her iki yüzey de birbirini aşındırmaya başlar. Küçük bir noktada, yaralanmanın çapı kadar bir oluk belirir, eklem kıkırdağı hızla kaybolur. Mafsallar bilyalı yuvalı, uyumlu çalışan menteşe yapısındadır. Her iki yüzeyin ekseni aynı, kaplama alanları aynı olmalıdır. Eklem sağlığımızı koruyabiliriz! Hareket ettikçe eklemlerimiz daha sıkı ve güçlü hale gelir. Dengeli, protein açısından zengin bir diyet ve düzenli egzersiz faydalıdır. Aşırı kilo alımından kaçınılmalıdır. Eklemde burkulan bir yük, kas kuvvetinin zayıflığından kaynaklanabilir. Kas gücünü artırıcı egzersizler yapılmalıdır. Egzersiz türü seviyenize uygun olmalıdır. Düz bir yolda yürümediyseniz koşu bandında koşarken yaralanmanız kaçınılmazdır. Çevrenizde kullandığınız eşyaların sizinle uyumlu (ergonomik) olması yaralanma şansınızı azaltacaktır. Çevrenize uyum sağlayın. Muayene ile doğru teşhis mümkün! Eklem yaralanmanız olduğunda en kısa zamanda bir Ortopedi ve Travmatoloji uzmanına görünmelisiniz. Doktor muayenesinden sonra yapılan radyolojik incelemeler yaralanmanın derecesini ve tedavi şeklini belirler. Yaralanmanın türü belirlendikten sonra kendi kendini onarma oranı anlaşılır. Ağır yaralanmalar dışında vücudun kendini onarmasını sağlayacak atel-alçı tespitleri, bandajlar, tedavi edici ilaçlar, ağrı kesiciler kullanılmaktadır. Ağır yaralanmalarda artroskopik tedavi altın standarttır. Ekleminizin hareketsiz kalmasına izin vermeyin! Yaralanma sırasında, resesif tedaviler eklemin hareketini kısıtlamayı amaçlayabilir. Sağlıklı bir eklemin hareketsizliği, eklem kayganlığının azalmasına ve kas kaybına yol açabilir. Bu nedenle tedavi mümkün olduğunca erken etki gösterecek şekilde düzenlenir. Eklem yüzeyine ağırlık vermeden pasif hareket sağlayan cihazlar tedavide çok etkili olabilmektedir. Bu tür tedaviler için rehabilitasyon uzmanlarından ve terapistlerden yardım alıyoruz. Artroskopik cerrahi altın standart! Muayene ve radyolojik incelemeler ne kadar ileri ve mükemmel olursa olsun, geç iyileşen eklem yaralanmalarının teşhisinde artroskopi altın standarttır. Manyetik rezonans görüntüleme kıkırdak lezyonlarında, plika yırtıklarında ve sertleşmelerde yetersiz kalabilir. Bu durumda eklem aşınması oluşmadan müdahale edilir. Günümüzde menisküs yırtıkları ve bağ yırtıkları artroskopik yöntemlerle mükemmel sonuçlarla tedavi edilebilmektedir. Eklem Yaralanması olduğunda doğru müdahale ve adım adım yaklaşım çok önemlidir! Ekleminiz yaralanma sonrası şişebilir, hareketsiz kalabilir ve yüklenemezsiniz. Panik yapmayın, çevrenizde gerçek bir sağlık uzmanı yoksa, basit bir bandaj, geçici bir düzeltme ve soğuk uygulama yeterlidir. Üzerinize yüklenmeyin, biraz dinlenin ve en kısa zamanda sağlık ocağına başvurun. Sorunun tam olarak ne olduğunu öğrenin! Ekleminizdeki yaralanmanın ne olduğunu, iyileşme süresini ve iyileştikten sonra normale dönme zamanını bilmelisiniz. Doktorunuz eklem iyileşmesinin nasıl sonuçlanacağı konusunda bilgi verecektir. Bu bilgi, gelecekteki rahatsızlıklarınızı açıklamada önemli bir rol oynayabilir. Tedavi günlük hayatınızı ve iş hayatınızı etkileyecek mi? Her insanın günlük yaşam beklentisi ve iş hayatı farklıdır. Dinlenme ve iyileşme süresi belirlenirken hekimin kararı resesif tedavilerden artroskopik cerrahi tedavilere kadar değişebilir. Unutmayın, eklemleriniz hayatınızın en önemli parçasıdır. Tedaviden sonra eski hareketliliği geri kazanmak için yardım gerekebilir. Ağır yaralanmalar sonrası artroskopik tedavilerde ve uzun açılı tespitlerde mutlaka fizik tedaviden yardım almalıyız. Basit müdahaleler ve tanı amaçlı artroskopik ameliyatlarda çoğu zaman kişinin kendi kendine egzersiz yapması yeterli olabilmektedir. Kontrollerde yetersiz olduğu düşünülürse rehabilitasyon programına alınabilir.
- Kapalı Omuz Ameliyatı (Omuz Artroskopisi)
Özellikle kronik kol ve omuz ağrısında, kapalı omuz ameliyatının yani omuz artroskopisinin önemi büyüktür. Omuz Artroskopisi Nedir? Omuz ekleminin endoskopik (artroskop) incelemesidir. Omuz artroskopisi ile eklem içi (glenohumeral eklem)-Subakromial eklem incelenebilir. Gleno kıkırdak yapıları, eklem ilişkisi, glenoid bütünlüğünü bozan durumlar (SLAP - Superior Labral Anterior-Posterior), Bankart Lezyonu (Labrum anterior-inferior yetmezliği-Kapsülle beraber/değil), Biseps tendonu, rotator kılıf yırtıkları, bağ yaralanmaları, kapsül yetmezlikleri tespit edilir. Subakromial eklemde sıkışma, rotator kılıf yırtıkları tespit edilebilir. Rotator kılıf onarımları yapılabilir. Omuz Artroskopisi Hangi Durumlarda Tercih Edilir? Omuz artroskopisi, omuz eklemi ve subakromial eklemin yaralanmaları ya da dejenerasyona bağlı sorunlarının anlaşılması ve tedavi edilmesi için altın standarttır. Endoskopik görüntüleme sırasında eş zamanlı tamir yapılmak için kullanılır. Kapalı Omuz Ameliyatı Ne Kadar Sürer? 30-45 dk. optimal süredir, ancak tamir yapılırken tekniğe göre süre uzayabilir. Kapalı Omuz Ameliyatı Öncesi? Tüm hazırlıklar hastane koşullarında yapılır Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Yapılan girişim tamir gerektirdi ise tespit gerekebilir. Genellikle erken hareket verilecek şekilde sağlam dikiş materyalleri kullanılsa da yaralanma şiddetine göre istirahat süresi değişebilir. Ameliyattan Sonra Tekrar Eder mi? Tamir edilen dokunun yeniden yırtılması her zaman söz konusu olabilir. Bu durum ancak yaralanmaya sebep olan, limitleri zorlayan yeni bir travma ile mümkündür. Günlük aktiviteler iyileşme sonrası nükse çok nadir sebep olur. Ameliyat Ücreti Ne Kadardır? Hastanın bütçesine göre belirlenen hastane sınıfına göre ücretlendirme yapılmaktadır.
- Menisküs Ameliyatı
Menisküs yırtıkları muayene ile tespit edilir, tedavisi ise menisküs ameliyatıdır. Menisküs Ameliyatı Nedir? Menisküs diz eklemi yapısında bulunan kıkırdak benzeri fibroz bir yapıdır. Görevi eklem yüzeylerinin uyumunu sağlamak ve stabiliteyi korumaktır. Eklem hareket sınırlarının zorlandığı durumlarda (aşırı gerilme ve dönme hareketi) yırtılır. Dizde dış ve iç olmak üzere iki menisküs yapısı bulunur. Biri hilal (iç) ve duvarlara sıkıca yapışık, diğeri biraz daha yuvarlak ancak kısmi yapışık ve hareketlidir (dış). İç menisküs etrafa yapışık olduğundan, travmalarda sık yaralanır ve hızlı bulgu verir, dış menisküs yırtıkları ise daha nadir görülür, ancak ağrı vermediği için teşhisi daha zordur. Menisküs ameliyatları günümüzde artroskopik cerrahi ile yapılmaktadır. Artroskopik cerrahi öncesi menisküs yapıları tamamen çıkartılmaktaydı (menisektomi). Menisektomi ameliyatının artroskopik cerrahide karşılığı parsiyel menisektomidir. Parsiyel menisektomide, sadece yırtık alan çıkartılır, asla menisküsün tamamına dokunulmaz. Kanal menisküs dokusu görevine devam ettiğinden eklem fonksiyonları bozulmaz, aşınma ortaya çıkmaz, güncel yaşama hızla dönülür. Artroskopik menisküs ameliyatında, yırtık kanlanması yüksek olan kapsüle yakın olursa, dikişlerle onarılabilir. Meniküsün tamamı bozulduğu ya da yok olduğu durumlarda ise menisküs transplantasyonu (başka bir insandan alınmış, allogreft) uygulaması mümkündür. Meniküs ameliyatı denilince; sadece yırtığın çıkartılması (parsiyel menisektomi) işlemi yapılmaktadır. Menisküsün tamamının çıkartılması (total menisektomi) işlemi artık terk edilmiştir. Artroskopik menisküs onarımından, artroskopik menisküs transplantasyonu anlaşılır. Menisküs Belirtileri Nelerdir? Menisküs hastalıklarında, eklem hareketleri sırasında ağrı, takılma, kilitlenme gibi şikayetler olur. Rahatsızlık travmadan dolayı ise ilk anda kanamaya bağlı şişlik (hemartroz), daha sonraları ise eklem sıvısı artmasına bağlı olarak şişlik oluşabilir. İlk zamanlar ısı artışı ağrı ve şişliğe eşlik ederken, zamanla iltihap bulguları yok olur. Mekanik bulgular; takılma ve kilitlenme sürer. Kilitlenme; dizin bükülü halde kalması ve açılamaması şeklindedir. Menisküs Nasıl Teşhis Edilir? Menisküs yırtıkları muayene ile tespit edilir. Tanı yöntemi olarak MR görüntüleme çok yararlıdır. Bazı menisküs yırtıkları yerlerine oturunca MR'da sinyal vermeyebilir ya da periferik dediğimiz kapsüle yakın yırtıklar atlanabilir. Menisküs Tedavi Süreci Nasıldır? Menisküs yırtıklarının tedavisi cerrahidir. Periferik menisküs yırtıklarının kendiliğinden istirahatle iyileşmesi mümkün olabilir, ancak yeniden yırtılma oranı çok yüksektir. Yırtık tespit edildiğinde eklemde sürtünmeye bağlı aşınmaya sebep olmadan erkenden artroskopik cerrahi uygulanmalıdır. Menisküs Ameliyatı Hangi Aşamada Gereklidir? Menisküs yırtığı olduğu aşamada yapılmalıdır. Bu şekilde eklem aşınması önlenebilir, tamir edilebilir yırtıklar ilk 72 saat içinde onarıldıklarında iyileşme şansı, ihmal edilmiş/gecikmiş yırtıklara göre çok daha fazladır. Ameliyat Seçenekleri Nelerdir, Nasıl Yapılır, Ne Kadar Sürer? Eklem cerrahisinde artroskopik yöntemle menisküs çıkarılması ya da onarılması altın standarttır. Açık cerrahi büyük oranda terk edilmiştir. Ameliyat Sonrası İyileşme Sürece Nasıldır? Ameliyat sonrası derhal basılır ve tam hareket verilebilir. Menisküs tamirlerinde dikiş materyalinin gücüne göre koltuk değneği ile parsiyel ağırlık verilmesi ya da bir süre basılmaması gerekebilir. Ameliyattan Sonra Tekrar Eder mi? Kalan menisküs yeniden yırtılabilir. Yırtığa sebep olan riskler ortadan kaldırılmamış ise yeni bir yırtık gelişebilir. Artroskopik olarak yapılan ameliyatla tedavi edilen bölge yinelemez. Ameliyat Ücreti Ne Kadardır? Ameliyat ücreti ameliyat tipine ve malzeme kullanımına bağlıdır. Hastanın bütçesine göre ve hastane sınıfına göre ücretlendirme yapılmaktadır.
- Hamilelikte Bel ve Sırt Ağrısı Normal midir?
Hamilelikte Bel Ağrısı - Hamilelikte Sırt Ağrısı: Doğurganlık bir üreme fonksiyonu olmanın ötesinde, kutsal anneliği içeren; geçici ancak ciddi hormonal, emosyonel (duygusal) zirvelerin yaşandığı, oldukça zor bir süreçtir. Beraberinde yaşanan sırt ve bel ağrılarının anne yüzünde yarattığı ifadeler pek çok sanatçıya ilham kaynağı da olmuştur. Anneliğin kadınlığa geçişin en ciddi basamağını oluşturduğu bir gerçektir. Bazı değişimler özellikle cinsel organlarda ve karakterlerde çok az gerileyerek “olgun kadın” görünümünü kazandırır. Böylesine kutsal ve saygın bir hayat tecrübesi, kadın kimliğinde bu farklılaşmayla ortaya çıkan onurlu bir madalyon gibidir. Kas iskelet sisteminin hamilelikteki hormonal dalgalanmalara cevabı, rahim, meme dokusu kadar hızlı değildir. İskelet uyumu aylar içinde gelişir ve uyum sürecinde yıkıma karşılık veren savunma olarak tariflenebilir. Kemik çatı güç kaybeder, yıkıma uğraması yaygın kemik ağrılarına sebep olabilir. Gevşemeye başlayan bağ yapıları eklemlerin hareket sırasında limitlerinin zorlanmasına ve yaralanmalara sebep olabilir. Omurga eklemlerinin gevşeyen bağlarla disk üzerine yaptığı aşırı yüklenmenin, çeperde yırtıklara ve bel-boyun fıtıklarına sebep olması bu yüzdendir. Hamilelikte omurga ağrıları farklı evrelerde değişik karakterde olur. Bu yüzden her evrede farklı önlemler gerekecektir. Hamilelik üç aylık evrede (trimester) incelenir. Ancak hamilelik öncesi, hamilelik ve loğusa dönemi şeklinde yaklaşmak doğru olur. Hamilelik öncesi omurga sorunu olan bir annenin omurga ağrılarının artacağını, varsa fıtıklarının ilerleyebileceğini bilmesi, gerekirse bu sorunları çözmesi gerekir. İlk üç ay döneminde bebeğin ağırlığı ve kütle etkisi yok denecek kadar az sayılır ancak hormonal etkiler, iskelet sisteminin döngüsünü değiştirecek kadar şiddetlidir. Plasenta oluşumunun başladığı bu evrede anne hormonları ile fetus hormonları anne dolaşım sisteminde yarışa girerler. Öncelikle kadınlık hormonlarının iskelet metabolizmasının ve kemik döngüsünün yapım yönünde çalışmasını sağlayan, taşıma gücünü, dayanıklılığı arttıran etkiler yaptığını bilmemiz gerekir. Östrojen ve progesteron ay dönümlerinde bile ritmik kramplar, eklem ağrıları ile karakterize olan şikayetler yapması neredeyse olağandır. Bu etkiler yapım yönündedir, ancak hamilelik hormonları bunu baskılar. Hamilelikte Bel Ağrısı - Hamilelikte Sırt Ağrısı Hamilelik hormonu HCG bir çeşit gonadotropin dediğimiz steroid yapısında tıpkı cinsel organlar gibi onları taklit ederek aksi yönde çalışır. Yavaş bir yükselme ile kadınlık hormonlarının bu döngüsünü baskılamaya başlayıp adeta yerini alırken, iskelet sisteminde kemikler bir kalsiyum deposunu yıkıma hazırlar, kaslar itme yönünde çalışacak bir dizilime zorlanır. Tüm bağlar elastik doku yapısını artırıp gevşemeye eğilim gösterir. Tüm bu hormonal etkiler bebeğin beslenmesi için kaynak, karında büyüyebilmesi için yer sağlamak, doğum kanalında ilerlemesi için şarttır. İkinci evrede hormonal etkiler dengelenmeye başlar. Anne dolaşımı ve bebek dolaşımı birbirinden ayrılmaya başlar. Gebelik ayları arttıkça fetus ağırlığı vücut ağırlık merkezini değiştirecek bir momente karşı farklı yönde çalışan kaslara yüklenme, gevşek bağlar nedeniyle eklemlere asimetrik yüklenmelerle günlük travmalara giderek daha açık hale getirir. İkinci trimester bu açıdan geçiş evresidir, kaslar yüklenmelere karşı güçlerini artırırlar. İlk iki evrede kas iskelet sistemlerinin ağrılarını teşhis etmekteki en büyük zorluk radyolojik tetkiklerin yapılamaması ve bebeğe zarar verecek ilaçların kullanılamamasıdır. Üçüncü evrede karında doğum kanalına yerleşmiş 10-15 kg fazladan yüklenmeye karşı koyan bir omurga söz konusudur. Bu dönemde kasılmaktan yorulan kasların ağrıları, hamilelik sürecinde yaralanıp iyileşen eklem ve bağlar varsa bel ve boyun fıtıklarında ilerlemelere bağlı ağrılar ortaya çıkar. Ağrı sebepleri dayanılmaz hale geldiğinde, bebeğe daha az zarar verecek radyolojik tetkikler çoğunlukla anneler tarafından kabul edilmez. İlaç kullanımı plasenta bariyerini geçmeyecek şekilde ya da geçse bile daha uygun olabilir. Annelerimiz bu ilaçları da almayı kabul etmediklerinde ağrıların giderilmesi mümkün olmaz. Hamilelik bitiminde doğum eylemi kas iskelet sisteminin olağanüstü yüklenmelere maruz kaldığı ağrılı bir süreçtir. Bu mucize gerçekleşirken tüm kas yapıları zayıf ve gevşek kemik yapılar üzerinde ciddi yüklenmeler yaparlar. Doğum sonrası yeni bir yüklenme ile loğusalık evresinde annenin imdadına süt salgısına yardım eden mucizevi hormonlar (oksitosin, prolaktin) yetişir. Bu hormonlar büyüme hormonu muadili yenileme maddelerini salgılatırlar (somatomedinler). Anneler adeta bir çocuğun gelişimindeki yenilenme kapasitesine ulaşırlar. Bu erkeklerde olmadığı gibi anne olmayan kadınlarda da normal durumlarda ortaya çıkmaz Süt veren annelerin doğum sonrası çok daha az ağrı çekmesi endorfin benzeri etki yapan, ağrı giderici ve aynı zamanda mucizevi bir iyileştirme işlevi taşıyan bu hormonlar 3-6 hafta içinde dramatik bir yapım/tamir evresine girerler. Ancak tamir süreci de ağrılıdır. Annelerde halsizlik, uyku hali, şekerli besin tüketme (loğusa şerbeti) eğiliminin sorumlusu bunlardır. O zaman neler yapalım ki omurga ağrıları ile savaşabilelim? Hamilelik öncesi varsa omurga sorunları bilinmeli ve ilerleyen hamilelik dönemlerinde şiddetlenmesi önlenmelidir. Hamileliğin ilk evresinden itibaren sırt ve karın kaslarının taşıyıcı özelliklerini güçlendiren plates gibi egzersizlerin yanı sıra ağırlık çalışmaları yapılabilir. Ancak düşük tehlikesinin artarak devam edeceği ikinci evreye yaklaştıkça egzersizler plates ve izometrik dediğimiz hareketlerle yapılmalıdır. Ağrılı durumlar soğuk sıcak uygulamalar ve tıbbi masaj ile özellikle fibromyalji tetiklemeden ortadan kaldırılmalıdır. Hamilelik ergonomik yaşamın en çok gerektiği yaşam dönemidir. Yürüme sırasında tercih edilen merdiven basamağından tutunmak, araçtaki koltuk ayarınız, otobüslerdeki seyahat şekliniz, evdeki koltuk, mutfaktaki tezgah seviyesine kadar kurallara kesin uyum şarttır. Beslenme ve özellikle kalsiyum, fosfat ve bol protein içeren diyet, iskelet ve kas yapısının bebeğin ihtiyaçları için yıkıma uğramasını büyük ölçüde azaltır. İyi beslenmeyen anne, öncelikle bebeği besleyen vücut şifresi nedeniyle zayıf düşer ve omurga-kas kökenli ağrıların artması kaçınılmaz olur. Hamilelik öncesi zayıf bir bünyeniz varsa mutlaka kas güçlendirmesini ilk aylarda yapmalısınız. İlerleyen 2. ve 3. evrelerde hamilelik merkezlerinde doğuma hazırlık grupları iskelet sistemi kaynaklı ağrıları büyük ölçüde azaltacaktır. Son evrede yorulan kas gruplarının daha çok molaya ihtiyaç duyacağını düşünerek sık molalı az tekrarlı egzersizler tercih edilir. Hamilelik sonrası 3-6 haftalık süreçte hızla iyileşen ve yenilenen iskeletin ihtiyaçları hamilelik sürecinde az kalorili zengin içeriklerle sağlanmalıdır. Kazanılan kilolar verilmeli, omurga üzerine binen yüklenmeler azaltılmalıdır. Ağrılar emzirmeyen annelerde bazı ilaç tedavilerine geçişi azaltır ancak emziren anneler için doğal ağrı kesicilerin varlığını tekrar vurgulamak isterim, bu açıdan emzirmek omurga ağrılarını azaltması ve yenilenmeyi artırması ile beraber büyük bir avantajdır. Hamilelik kutsal anneliğin en güzel dönemidir. Bu dönemin en az ağrı ve gülen bir yüzle geçmesinin, sağlıklı beslenme, düzenli egzersizle olacağını unutmayalım.
- Bel Sağlığı - Sporcu Bel Sağlığı
Sevgili Ebru Eryener ile bel sağlığı üzerine yaptığımız keyifli röportajda sporcular için önemli bilgiler konuştuk. Spor yaparken belimizi nasıl korumalıyız ? Öncelikle bel derken en çok sakatlanan yapı diski kabul edelim. Lomber disk 400 newton yüklenmeden sonra patlar ve fıtık dediğimiz hastalık ortaya çıkar. En ciddi sakatlanmalardan biridir. Bu sakatlanmaın ortaya çıkması yüklenmeye bağlıdır. Yük-Yükün vektörü kuvvet kolu gibi değişkenlere bağlı değişir. Kısaca eğilme, aksiyel yüklenme ve rotasyon diske en çok yükün bindiği durumdur. Güçlü kaslar, doğru dizilim ve hareketin doğru yapılması diske binen yükü azaltır ve yaralanma riski neredeyse ortadan kalkar. Bu yüzden kas gücü ile orantılı ağırlık yüklenmesi, hareketin doğru yapılması, yüklenme sırasında aynı anda rotasyondan kaçınılması büyük önem taşır. Birleşik hareketlerde (dönme, eğilme ve yüklenme) yaralanma riski daha fazla olduğu bilinmelidir. Spor esnasında özellikle kettlebell swing, superman, kedi deve gibi hareketleri yaparken belim ağrıyor diyen öğrencilerim oluyor. (Hareketi doğru yapmalarına rağmen ) ve bu ağrıdan korkup hareketi yapmak istemeyenler oluyor. Bu gibi bir durumda hangi ağrı bel kaslarının çalıştığına işarettir? Ve hangi tür ağrıda gerçekten korkmalıyız? Öncelikle kişinin dizilim sorunu olmamalı Bunu nasıl anlarız ? Kambur, bir omuzu düşük, yani duruş bozukluğu olan kişiler risk taşır. Bu tür sporcularda ayakta kettlebell swing ya da superman gibi hareketleri başlangıçta vermemeli öncelikle yerde core kasları kuvvetlendirilip ikinci aşamada duruşu biraz düzeltip kompleks egzersizlere geçilmelidir. Elit sporcularda dizilim sorunu olmadığı halde ortaya çıkan ağrıların süresi ve tipi önemli. Eğer dinlenme ile azalmıyor ya da ağırlık azaltmakla düzelmiyor ise bu bir kas rejenerasyon ağrısından ötedir, üzerine gidilmemelidir. Son dönemde birçok kişide bel fıtığı ile karşılaşıyorum. Bir çoğu başlangıç aşamasında bir kısmı cerrahi müdahele gerekmesede oldukça ilerlemiş durumda. Bu iki gruba da önereceğiniz ve asla yapmayın dediğiniz egzersizler nelerdir ? Bunu bugüne kadar tıp dilinde anlatıldığı gibi değilde bir çoğumuzun anlayacağı bir dilde anlatırsanız sevinirim. Bel fıtığı olan hastaların spor yapmasını öneriyoruz. Sırt ve karın kasları kuvvetlendirilmeli ve gövde-uyluk stabilitesi saglanmış olmalı. Eğilerek ayakta yapılan egzersizlerden kaçınmalı ve yer egzersizleri ile yetinmeliyiz. Squat destekli yapılmalı ya da topla duvarda olabilir. Cerrahi müdahele görmüş hastada eğer benim yaptığım gibi kapalı bel fıtığı ameliyatı olmuş ise 3 haftada spora donebilir. Yerde başlayıp yavaş yavaş 3 ayda sağlıklı insanlarla aynı egzersizleri yapabilir. Açık ameliyatta ise salona ( spora ) dönmek 6 ayı bulur. Günümüzde masa başı çalışan insanlar bel ağrıları yaşıyor ve bu rutin hale gelmiş durumda. Yoğun çalışan ve bu ağrıları yaşayan kişiler için ne önerebilirsiniz ? Masa başı çalışanlar tam bir katastrofi. Yukarıda saydıklarımızın hepsi var. Tamamında dizilim sorunu var, kasları güçsüz,, mutlaka yer egzersizleri ön planda olmalı. Aerobik kapasteleri düşük olduğu için bu tür kişilere nabız takibi yapıp ardından birleşik hareketler verilebiliir. Aylarca süren zor bir grup kolay gelsin. Bir de benim başıma gelen ve birkaç kişide daha rastladığım bel tutulması olayı var. Kişiyi oldukça zorlayan, hareket etmesini oldukça kısıtlayan bu durum neden gerçekleşmektedir? İlerde fıtığa sebebiyet verir mi? Ve bundan kaçınmak için yapabileceğimiz bir şey var mı? Senin durumun elit sporcularda rastladığımız sakatlanma türü olabilir. Genelde yüklenmeler diskte değil omurgayı taşıyan kas gruplarına yüklenmelerde (kettlebell swing, koparma gibi ) kas-kemik yapışma yeri entesopatileridir. (entesopati: Tendonların kemiğe yapışma bölgelerinde oluşan yangısal veya dejeneratif nedenli durumdur. ) En zor iyileşen entesopatiler. Diğer grupta egzersiz kısıtlaması ve desteklerle spora dönebiliyorken entesopati aylarca sürebilir. Basit olarak yapılacak şey, sakatlayan egzersizin tekrar sayısı ve ağırlığını azaltıp kas kitlesini ve eklem genişiliğini koruyarak egzersize devam etmeye çalışma olmuyorsa istirahat aralığı arttırılmalı. Son sorum annemde olan bir durum. Bel bölümünde ki omurlardan biri doğuştan eksik. Bu gibi bir durum uzun vadede ve antrenmanlarda bir sıkıntı yaratır mı? Sakrtalizasyon dediğimiz durumda kuvvet kolu kısaldığı için diske bine yük artacaktır. Bu tür sporcularda sırt ve karın kasları son derece kuvvetli olmalı ek olarak spino pelvik dediğimiz kaslarla desteklenmeli (squat temel hareket) yer hareketleri sonrasında soft squat yapılabilir Mesela egzersiz topuyla duvarda çalışarak başlarsın. Aylar içinde deadlift yapmak bile mümkün. Deadlift hareketini iyi yapan bir sporcu asla sakatlanmaz. Önemli olan ağırlık ne olursa olsun vücüt eksenine yakın olması ve kuvvet kolu ne kadar kısa olursa yani ağırlık merkezi haltere ne kadar yakın olursa diske yüklenme o kadar az olur. Dengeli tutuş ayakların açıklığı önemli. Bunlardan biri aksarsa sakatlanma riski artacaktır. Mekik ve crunch hareketinin uzun vadede bel fıtığına sebep olduğu söyleniyor. Çünkü omurganın bir bükülme ömrü var. Ve biz bu bükülme hareketini her yaptığımızda fıtığa biraz daha yaklaştığımız söyleniyor. Sizin bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum? Kısmen doğru. Zayıf kaslarla disk üzerine yüklenme artar hatta yaralanma olabilir. Disk çeperi hafif yaralanmalarda kendini onarır. Kendini yenileyen ve iyileşen bir mekanizmamız var. Ancak tam iyileşme olmadan yüklenme yapılırsa zayıflamış yerden fıtık olabilir.
- What is Suprascapular Nerve Entrapment, How Is It Treated?
Suprascapular Nerve Entrapment shows signs of pain, loss of sensation, mainly in the back and shoulder area, weakness in overhead and shoulder movements, especially in external rotation. What is Supraskapular Nerve Entrapment? The suprascapular nerve is the nerve that runs behind the shoulder blade (scapula) and transmits the sense of touch in the back area as well as working the back muscles. In case of entrapment under pressure, the functions of the supraspinatus-infraspinatus muscle (shoulder rotators) deteriorate and may lead to paralysis. Patients complain of shoulder and back pain and weakness in overhead arm movements. Volleyball is common in basketball players. The mechanism of injury is traction or falling directly onto the shoulder. Can also occur in heavy sports, crutches users. What are the Symptoms of Supraskapular Nerve Entrapment? Back and shoulder pain, loss of sensation, weakness in overhead and shoulder movements, especially in external rotation, are the main symptoms. How is Suprascapular Nerve Stress Treatment Performed? The suprascapular nerve is pinched in two places (proximal and distal). In the proximal type, the suprascapular nerve passes behind the scapula through a groove on the bone. This groove is closed like a hole with the transverse ligament. The trap occurs as a result of the narrowing of the groove after the trauma or the thickening of the ligament and pressing the nerve. The nerve is relaxed by cutting the transverse ligament. Distal type impingement is more common. After passing through the groove and giving the suprascapular muscle branch, the infrascapular s-branch divides into the glenospinal hemisphere under the teres minor muscle. Cysts created by untreated intra-shoulder injuries such as SLAP tears in this area often cause entrapment neuropathy by compressing the nerve. The nerve is relaxed by removing the cyst and repairing the SLAP tear. Loosening is done in two ways: open surgery and arthroscopic. In open surgery, the muscles are cut to reach the area, it is very difficult to reach the nerve. The transverse ligament is cut with special retractors, but most of the time the nerve cannot be seen. Arthroscopic treatment is the gold standard. It is mandatory to investigate SLAP with distal type joint arthroscopy. We definitely perform shoulder arthroscopy for proximal impingement. If there is SLAP rupture, we make sure that the glenospinal stalemate is excised, if any, the bursa-pseudo-cyst and visualized the nerve branch and loosened. Subsequently, we do SLAP repair. Again, this time after bursectomy in the subacromial region, we view and protect the nerve before cutting the transverse ligament that lies next to the coronoid ligament attachment, and remove the trap by opening the ligament. How Long Does Supraskapular Nerve Entrapment Arthroscopy Take? The standard duration of shoulder arthroscopy is 60 minutes. Since nerve compression is a delicate procedure that requires effort, it can take up to 2 hours. What Should the Patient Do Before Arthroscopy? Arthroscopy preparation should be done in the hospital. What is the Recovery Process After the Surgery? In open surgery, the arm is suspended for 6 weeks, it is not possible to return to sports before 6 months. After arthroscopic surgery, you can return to daily life the next day. Exercises are started immediately. The arm sling can be used between exercises for 2-3 weeks. You can return to active sports within 6-12 weeks. Will It Repeat After Surgery? There is no question of proximal recurrence. Rarely, post-traumatic cases of the distal type have been reported. How Much is the Surgery Fee? It is planned according to the patient's budget.
- Kapalı Bel Fıtığı Ameliyatı Nedir?
Serik`te bulunun Aspendos Hastanesi'nde kapalı bel fıtığı ameliyatı 30 dakikada yapılabiliyor. İlk kez gerçekleştirilen ameliyatı 50 doktor sinevizyondan canlı izledi. Kapalı Bel Fıtığı Ameliyatı Nedir ? Antalya'nın Serik ilçesi'nde bulunan Aspendos Hastanesi'nde ilk kez kapalı bel fıtığı ameliyatı yapıldı. 30 dakika süren ameliyat 50 doktor tarafından da canlı olarak izlendi. Hastane Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ferhat Kayan hastanelerinde bu tür ameliyatların yapılacağı müjdesini verdi. Ameliyatı gerçekleştiren Beyin cerrahi Uzmanı Dr. Medet Yıldız, ameliyatın ardından hastaların kısa sürede sağlığına kavuştuğu söyledi. CANLI YAYIN AMELİYAT 5'nci ISMISS Derneği'nin (Uluslararası Minimal Invaziv Omurga Cerrahisi Derneği) Belek 'te bulunan Pipolon Zeugma Otelinde yapılan kongresine katılan 200 doktordan 50'si Aspendos Hastanesi'nde yapılan bel fıtığı ameliyatını sinevizyon vasıtası ile canlı olarak izledi. Hastane Beyin Cerrahisi Dr. Medet Yıldız ile ISMISS Yönetim Kurulu üyesi Dr.Tolgay Şatana tarafından gerçekleştirilen kapalı ameliyatta, bel fıtığı hastası Bulgar vatandaşı Grigor Petkov Gurudev'e (41) 0,5 santim delikten endoskopik aletlerle girilerek müdahale edildi. 30 dakika süren ameliyatın ardından hasta yeniden sağlığına kavuştu. AYNI GÜN TABURCU Aspendos Hastanesi Hastane Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ferhat Kayan, bel fıtığı hastasını kapalı yöntemle ameliyatın ardından aynı gün taburcu ettiklerini söyledi. Bu tür ameliyatların bundan sonra hastanelerinde yapılacağını da belirten Dr. Kayhan, "Bugün hastanemizde yapılan bel fıtığı kapalı (cerrahisiz) ameliyatını canlı doktor arkadaşlara izlettik" dedi. Dr. Kayhan ayrıca böyle bir ameliyatın hastanelerinde bundan sonra yapılacak olmasının kendisi için çok önemli olduğuna vurgu yaptı. Haber: Erdoğan ÖZTÜRK / Antalya











