Arama Sonuçları
Boş arama ile 102 sonuç bulundu
- Omuz Rotator Kas Yırtığı Tedavisi
Omuz Rotator Kas Yırtığı Tedavisi hakkında bilgi vermeden önce "Rotator Kas Yırtığı Nedir" sorusunu cevaplayalım. Omuz Rotator Kas Yırtığı Nedir? Omuz rotator kaslarının yırtığıdır. En çok dış rotator kas grubu yırtılır. Sporcularda eksantrik zorlanmaya bağlı ortaya çıkarken hiç spor yapmamış ev hanımlarında dahi omuz sıkışma sendromu sonrasında yırtık ilerleyebilir. Gerçekte sıkışma sendromuna sebep olan ana etken geçirilmiş kas yırtığının zamanında onarılmaması sonucu gelişen inflamatuar tepkidir. Omuz Rotator Kas Yırtığı Tedavisi Nasıl Yapılır? Artroskopik cerrahi altın standarttır. Kas yırtıklarının çoğu kapalı cerrahi olan artroskopi ile giderilmektedir. Büyük kas defektleri ya da kas çekilmesinin fazla olduğu tam kat komplet yırtıklarda dahi artroskopi tercih edilir, nadiren greft koyulması gerektiğinde yarı açık cerrahi gerekebilir. Artroskopi Hangi Durumlarda Tercih Edilir? Omuz ağrısı, hareket kısıtlılığı, fonksiyon ve güç kaybı olduğu durumlarda cerrahi tamir gerekir. Omuz Rotator Kas Yırtığı Artroskopisi Nasıl Yapılır? Standart omuz artroskopisidir. Omuz sıkışması sonrası ortaya çıkmış yırtıklarda öncelikle akromioplasti dediğimiz kas yırtığına sebep olan sivri kemik uçlarının tesviye işlemi uygulanır. Takiben yırtık tazelenip kopma bölgesi kemiğe yeniden tutturularak dikiş tamamlanır. Orta hat kas içi yırtıklarda özel dikişlerle kapalı onarılır. Büyük kas defektlerinde yama konulması gerekiyorsa nadiren yamanın yerleştirilmesi için cilt açılabilir (yarı açık teknik-mini open). Artroskopi Ne Kadar Sürer? 30-60 dk. sürer. Artroskopi süresi tekniğe ve yırtığın büyüklüğüne göre değişebilir. Artroskopi Öncesi Hastanın Yapması Gerekenler? Ameliyat öncesi hazırlık dışında bilgilendirmeler doğrudan yapılır. Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır? Kas tamirlerinde dikişin korunması için omuz tespiti uygulanır. 3-6 hafta aktif hareketlere izin verilmez. Eklem donmaması için yastık egzersizleri dediğimiz pasif yardımlı omuz egzersizlerine derhal başlanır. Pandüler egzersize dikişlerin direncine göre ameliyat sonrası cerrahın kararına göre başlanır. Fizik tedavi son derece önemlidir. Altıncı haftadan itibaren yoğunlaştırılmış egzersizler ile tespit sonlandırılarak günlük hayata dönülebilir. Profesyonel sporcularda spora dönüş 3. aydadır, özel idmanlarla 6. aya uzayabilir. Ameliyattan Sonra Tekrar Eder mi? Dejeneratif yırtıklar iyi bir iyileşme sonrasında nadiren travma olmaksızın tekrarlayabilir. Bu, kas ve beslenme zaafiyeti olan kişiye özel durumlar dışında çok zordur. Travmatik kas yırtıkları iyi bir tamir ve iyileşme süreci sonrasında nadiren aynı yerden sorun çıkarabilir. Yeni travma ile her türlü limit zorlanmalarında sakatlıklar oluşabilir. Bu durumun tedavi ile genellikle ilgisi yoktur. Ameliyat Ücreti Ne Kadardır? Ameliyat ücreti hastanın bütçesine göre düzenlenir.
- Kanal Darlığında Minimal İnvaziv Endoskopik Tedavi Çözüm mü?
Kanal Darlığında Minimal İnvaziv; Doğuştan olmayan omurga kanal darlığının sebebi iyi ya da zamanında tedavi edilmemiş bel ağrılarıdır. Özellikle tekrarlayan ataklarla seyreden siyatik benzeri bacaklara vuran, istirahat gerektiren ağrılar başlangıç seviyesinde iyileşmesi sağlanmalıdır. Omurga hareket sistemi omur çiftlerinin arasında kalan disk seviyelerinden oluşur. Her seviye disk ve alt/üst omur arkada faset denilen eklemler sağ ve solda dizilimi sağlar. Kanal Darlığında Minimal İnvaziv Endoskopik Tedavi Omurlar dizilimde taşıyıcı, fasetler ise sınırlayıcı görev alır. Omurlar ve fasetlerin sınırladığı kanaldan omurilik beyin sapından kuyruk sokumuna kadar geçerken her seviyede foramen denilen deliklerden sinirleri dağıtarak ilerler. Spinal kanal işte omuriliğin geçtiği merkezde, foraminal kanal ise fasetlerin sınırladığı sağ ve solda simetrik dizilirler. Kanal darlığının en sık sebebi kanalı işgal eden geniş tabanlı bel fıtıkları, faset eklemlerin aşınma ve yangı sonucu şişmesi, ya da kanalı sınırlayan bağların kalınlaşmasıdır. Bu yapılar merkez kanalı ya da foramen kanalını daraltıp sinirleri sıkıştırıp ağrıya, zaman içinde işlev kaybına (güç kaybı ve hissizlik) yol açarlar. Kanal darlığı çok yavaş ilerlediği için on yıllar içinde uyum sağlama gerçekleşmesi sıklıkla mümkündür. Belirgin omurga rahatsızlığı olmadan ileri yaşlarda kanal darlığı tanısı bu yüzden sürpriz olmaz. Yavaş ilerleyen darlık küçük bir fıtık ile tahammül sınırını zorlayıp hekime başvurmaya zorlayabilir. Tedavi, kanalın genişletilerek daralmaya sebep olan yapıların çıkartılmasıdır. Kanal genişletme sırasında dizilimi koruyan ve sabitleyen faset kolonları çıkartıldığında metal desteklerle dizilim devam ettirilir. İlgili seviye dondurulup ağrı giderilir. Minimal invaziv tedavinin temel prensibi dizilimi bozmadan sadece kanalı genişletmektir. Kanal işgali yaratan yapılar endoskop yardımıyla çıkartılır, foramenler genişletilir, faset kolonları çıkartılmadan merkez kanal açılır. Böylelikle seviyenin dondurulmasına gerek kalmadan ağrının giderilmesi hedeflenir. Kanal darlığı ileri yaş hastalığı olduğundan anestezi gerektirmeden yapılabilmesi, metal tespitinin osteoporotik kemiklerde yarattığı olumsuzlukları yaşatmaması açısından perkutan endoskopik omurga girişimleri; foraminoplasti, sublaminal endoskopi dekompresyonlar tercih edilmesi giderek yaygınlaşmaktadır. Özellikle foraminal sorunlarda altın standart olması kaçınılmaz olacaktır.
- Endoskopik Disk Cerrahisi
FITIKLAR VE KANAL DARLIĞINDAN AYNI GÜN KURTULMAK MÜMKÜN!!! Boyun, Sırt ve Bel fıtığının 5-7 mm kamera kullanarak narkozsuz ve dikişsiz olarak çıkartılma işlemidir. ENDOSKOPİK OMURGA CERRAHİSİ ÖZELLİKLİ VE HASSAS BİR İŞLEMDİR Hastaya büyük konfor sağlayan bu ameliyat lokal anestezi altında da gerçekleşebilir. Hasta yüzüstü yatırılır. Ciltte 6mm bir delik açılarak kamera aracılığı ile doğrudan diske ve fıtıklaşan parçaya ulaşılır. SELEKTİF ENDOSKOPİ Endoskopik cerrahi dokuları korur, hiçbir kas kesilmeden, kemik yapıya ve bağlara dokunulmadan, sinire baskı yapan parça çıkartılır. KANAL DARLIĞI VE KAPALI ENDOSKOPİ Endoskopik kamera kanal darlığı sonucu sıkışan kök sinire bası yapan tüm yapıları görüntüler ve sinirin gevşeyip bası altından kurtulmasını sağlar ve aynı zamanda MRI da görüntülenemeyen sorunları dahi çözebilir. DİSKOGRAFİ AMELİYAT cildi delerek yapılır. Foramen deliğinden yerleştirilen bir iğne ile disk içi boyanır ve fıtık tespit edilir. Bu yöntem Diskografi olarak adlandırılır. Birden fazla fıtık olduğunda diskografi ile müdahale edilecek seviye belirlenebilir. SELEKTİF ENDOSKOPİK DİSKEKTOMİ (DİSKOTOMY) İğne üzerinden yerleştirilen tüp aracılığı ile doğrudan fıtığa ulaşılır. Kamera içindeki tüpten geçen aletler ile sadece fıtıklaşan parça çıkartılır. Bu işlem bu yüzden diskin çıkartılması değil diskektomi’dir. KANAL DARLIĞI Yaşlanmaya bağlı kanal darlığından kaynaklanan ağrının gerçek nedeni endoskopu yerleştirdiğimiz foramen deliğidir. Aynı zamanda kök sinirinin çıktığı bu delik genişletilerek sorun çözülür. Herhangi bir vida ya da kafes yerleştirmeye gerek yoktur.
- Kıkırdağınızı Laboratuvarda Yeniletin
Kendini yenileyerek iyileşmek için artık dokularımızın yedeğini almak mümkün! Vücudumuz herhangi bir yara aldığında kendi kendini iyileştirme, tamir etme yeteneğine sahipken bu yaralanma ya da hasar eklem ve kas gibi dokularda meydana geldiğinde şansımız yok denecek kadar az. Ancak Türkiye'de de sınırlı sayıda merkezde uygulanan hücresel tedavi ile kişinin kendisinden alınan kıkırdak hücresinden, laboratuvarda kıkırdak üretilerek hastaya yeni kıkırdak nakli yapılabiliyor. Gerçekte ağrının varlık nedeni bir erken uyarıdan başka bir şey değildir. Bir iğnenin cildimize teması ile ondan korunmak için ortaya çıkabilir. Bazen çok geç olmuştur, söz gelimi çürüyen bir diş ağrı sebebi olduğunda çok geç kalmış olabiliriz. Kas ve iskelet sisteminde ise ağrı erken uyarı olmaktan çok özellikle eklemlerde daha vahim bir durumu gösterebilir. Ağrıyor deyip geçmeyin Eklem kıkırdağı ve kas gibi dokularda iyileşme cildimizin yenilenme yeteneği ile karşılaştırıldığında neredeyse yok gibidir. Ağrının bir sebep değil sonuç olduğunu düşünürsek, kıkırdak hasarı yüzey değişiklikleri ve kötü iyileşme sonucu kayganlığın azalmasıyla oluştuğunu söyleyebiliriz. Eklem takılması, hareketin kısıtlanması ve şişmesi sıradan bulgular gibi algılanır. Oysa ekleme hasar veren sebep derhal ortadan kaldırılmalı, iyileşmesi hızlandırılmalı ve tekrarı önlenmelidir. Günümüzde sağlıklı yaşam için hareketli olmak çok önemli, eklem sağlığı ağrısız hareket edebilmenin temel şartı. Öyleyse eklemlerimizi korumalı, zamanında tedavi şanslarını değerlendirmeliyiz. Eklem hasarının romatizmal sebeple oluşması durumunda kıkırdak hasarını durdurmak ya da azaltmak gerekir. Travma sonucu oluşmuş ise mutlaka tamir edilmelidir. Artroskopi altın standart Menüsküs tamiri, yırtıkların alınması, kıkırdak yüzeylerinin düzeltilmesinin günümüzde altın standart olarak bilinen Artroskopi ile mümkün. Kıkırdağın yerine konmasının ise teknik zorluklarla doludur. Artroskopi ile hasar gören eklem büyük ölçüde kendisini tamir etmeye hazırdır. İleri artroskopik cerrahi yüksek çözünürlüklü kameralar eşliğinde sorunları saptayıp tamir etmekle kalmayıp hücresel tedavilere imkân vermektedir. Son yirmi yılda fantastik romanlardan fırlayıp gerçeğe dönüşen “klonlama=gen kopyalama” ile bir koyunu kopyalamayı başaran bilim için organ ve dokuların kopyalanmasının henüz her doku için mümkün değil. Kıkırdağın ise bir ölçüde çoğaltılarak hücresel tedavilerde kullanılabilir. Laboratuvardan çıkan yeni kıkırdak Hücresel tedavi uygulanacak hastalar artroskopi sırasında uygun şartları sağlıyorsa derhal doku örneği alınır ve özel bir taşıyıcı ile laboratuara gönderilir. Laboratuarda uygunluğu test edilen hücreler üretime alınarak özel bir taşıyıcı içinde doku haline getirilip 15 gün içinde aktarıma hazır hale getirilmektedir. Tedavi hastaların yeniden ameliyata alınarak kıkırdak kayıplarının olduğu bölgeye üretilen kıkırdağın yerleştirilmesi ile devam etmektedir. Dünyada giderek yayılan bu yöntem ülkemizde de seçilmiş merkezlerde uygulanabilmektedir. Hücresel tedavileri günümüzde uygulanabilir olan alanı eklem yüzeyinde tam kıkırdak kaybı ile seyreden hastalıklar ya da travmaların sonuçlarını gidermektir. Yüzeysel kayıplarda bu tür tedaviler yerine mevcut dokunun iyileştirmesini arttıracak şekilde artroskopikuygulamalar yapılmaktadır. Kıkırdak kaybının derecesinin tespiti ve tedavi tipinin belirlenmesi için artroskopik inceleme şarttır. Günümüz ileri radyolojik görüntüleme yöntemleri tedavi türünün belirlemek için henüz yeterli olmadığından böyle bir tedavi imkânı seçilmiş hastalarda dahi artroskopi olmadan anlaşılması çok güçtür. Bu durum hastaların tedavi seçeneği olarak ameliyatı yadsımaları durumunda büyük dezavantaj olmaktadır. Eklem hastalıklarında hücresel tedavi kimlere yapılabilir? Öncelikle doku aktarımı yapılacak kişinin kendini iyileştirebilen vücut fonksiyonlarının tam olması gereklidir. Yaşlılara hücresel tedavi uygulamaları gençlere göre kısıtlıdır. Hücresel tedavi yapılacak bölgede hastalığın sonlandırılmış olması ve iyileşme yapacak hücrelerin yaşaması için yeterli beslenme imkânının bulunması gereklidir. Eklemin dizilimi ve yüzey ilişkisi bozulmamış olmalı kıkırdak kayıpları yaygın olmamalıdır. Konu aktarımı yapılacak dokunun çoğalma kabiliyeti olan canlı hücreleri taşımasıdır. Doku hasarsız ve hastalıktan etkilenmemiş olmalıdır. Bu yönden yaş ilerlemesi ile canlılığı koruyan doku bulma zorluğu doku bankalarının önemini artıracağını düşünüyorum. Kök hücre bankalarında farklılaştırılacak dokular son derece pahalı olduğunda ekonomik bir çözüm olabilir. Yaş sınırı iyileşme kapasitesini nitelerken ortalama 50 yaş olarak kabul edilebilir. Kıkırdak kaybı tüm yüzeyi kaplıyorsa hücresel tedavi başarısı oldukça düştüğünden yapılmaz. Aktif romatizma hastalığı olan, eklemi deforme olmuş kişilerde yüzey hücrelerinin tedavisinden çok daha öte cerrahi tedaviler uygulanır. Bu tedaviler ağırlık merkezini değiştiren tedavilerden protez cerrahilerine kadar değişebilir. Özetle, kök hücre gelecek vaat ediyor. Hücresel tedavilerde doku iki türlü elde edilmektedir. Birinci yöntem dokunun bir örneğinin alınıp çoğalması için uygun ortam sağlanmasıdır. Bu yöntemde kas ve beyin hücresi gibi çoğalma yeteneği olmayan dokular üretilememektedir. Aynı zamanda bazı salgı yapan özelleşmiş doku ve organların da üretimi henüz bu yolla mümkün değildir. İkinci yöntem “kök hücreden farklılaştırma” yolu ile kıkırdağın üretilmesi ise son derece özelleşmiş laboratuarlarda kas dokularında dahi mümkün olmaya başlamıştır. Gelecek vaat eden tedavi, kök hücrenin dokulara farklılaştırılarak tedavide kullanılması yoludur. İnsan dokusunun insan-klonlama yolu üretimi etik olarak tüm dünyada yasaktır. Bilim dünyası organların klonlanması ile ilgili çalışmalarını ve etik temellerini oluşturarak sürdürmektedir.
- Kalça Bölgesi Sorunları
Kalça bölgesinde tümör, enfeksiyon ve travma dışı sorunlardan en sık başvurular 1. Kalça Sıkışma sendromu 2. Labrum yaralanmaları 3. Kıkırdak lezyonları (eklem faresi) 4. Kalça kireçlenmesi 5. Kalça çıkıları ve yarım çıkıları (subluksasyon) Kalça çıkığı ve kireçlenmesi dışında kalça artroskopisi ile sıkışma giderilmekte ve gelecekteki aşınmalar engellenebilmektedir. Artrskopik olarak serbest kıkırdak çıkarılabilir ve labrum yırtıkları onarılabilmektedr. Aşınmış ya da kireçlenmiş kalçada, gecikmiş kalça çıkıklarında protez cerrahisi uyguluyoruz.
- Omurga Sağlığı
Duruşumuz toplumsal yaşamda kişiliğimizi ortaya koymamızda önemli yer tutar. Ana iskeletimizi oluşturan omurga bu duruşun temelidir. Bu nedenle omurga sağlığı çok daha fazla önem arz eder. Normal Duruş Nasıl Olmalıdır? Omurga mimarisi ayakta durmak için tasarlanmıştır. Ana iskeletimiz yüzün üstünde eklem, kas ve bağ yapısından oluşan bir yapıdır. Bu özel mimari yer çekimine karşı koyan ağırlık merkezini oluşturur; ağırlık taşıma, ağırlık dağıtma, dengeleme işlevlerini belli bir dizilim ile gerçekleştirebilir. Bu dizilim duruşumuzun temelidir. B.I.P.E.D kısaltmasında iki ayaklı canlının ötesinde içerik olarak omurgalı canlılardan ayıran özellik olan entellektüel alt yapı omurga duruşunu ortaya koyar. Omurga Sağlığı Kişiliklerin ve ruh halinin duruşumuza yansıması bu nedenle gözlenir. Omurga duruşu üç boyutlu düşünülerek iki planda değerlendirilir. Ön ve arka planda omurgamız düzdür. Yan planda taşıyıcı, dengeleyici işlev bölgeleri iç bükey (Lordoz), dağıtım-dengeleme bölgeleri dış bükey (Kifoz), dizilim şeklinde konumlanır. Boyun Omurları: Lordoz Sırt omurları: Kifoz Bel Omurları: Lordoz Kuyruk sokumu ve pelvis (leğen kemikleri yapısı): Kifoz ve öne eğimli (İnklinasyon) Kamburluk ve Skolyoz (Omurga Sağlığı) Omurga dizilimi bozukluğudur, sırtımızda olması gerekenden fazla öne eğilmenin (kifozun) artmasıdır. Gerçekte kamburluk tek yönlü bir deformitenin (kifoz) Türkçe tercümesi de olsa halk arasında kamburluk, Skolyoz hastalığının yarattığı ağır sırt deformitesi eğrilik ve buna bağlı gelişen pelvis ve omuz eksen dengesizliğinin tarifidir. Bu açıdan kamburluğun en önemli sebebi SKOLYOZ hastalığıdır. Skolyoz omurganın rotasyonel 3 boyutlu deformitesidir. Doğuştan ve sonradan gelişebilir. Doğuştan gelişen skolyoz omur kemiklerin ayrışmaması nedeniyle olduğundan tipine göre erken cerrahi müdahale gerektirebilir. Gelişimsel ortaya çıkan skolyoz ise büyüme sırasında kontrol edilerek artması ameliyatsız olarak engellenmeye çalışılır. Başladığı yaş ne kadar erken ve ilerlemesi ne kadar hızlı ise cerrahi tedaviye karar verme de o kadar erken olmalıdır. 30 derecenin altında çok nadir cerrahi uygulanır. 40 derece cerrahi karar için yeterli bir düzeltme açısıdır. Hızlı büyüme sırasında, ergenlikte, takipler asla ihmal edilmemelidir. Duruş Bozukluğu (Omurga Sağlığı) Vücudumuz omurgamızın oluşturduğu düz bir eksen üzerinde dengelidir. Omuzlar arası ve kalçalardan geçen çizgiler bu eksenle beraber konum alır. Omurga ekseni bozulduğunda yürümenin dengelenmesi ya da kol gücünün verimli kullanılması mümkün olmayacaktır. Çağımızın vebası cep telefonu gibi ergonomik olmayan duruşa sebep olan aygıtların yanlış kullanımının sadece omurga sorunları değil, yürüme ve el becerisi bozuklukları, hatta görme, yemek yeme, uyku ve nefes alma gibi yaşamsal fonksiyonların bozulmasına neden olması kaçınılmazdır. Sırt Ağrısı Bir Sonuçtur Omurga ağrıları hareket sisteminin dengesizliğinden kaynaklanan durumlar dışında iç organ rahatsızlıklarının yansıması şeklinde de ortaya çıkabilir. Bu yönden kalp, sindirim sistemi ve ürogenital rahatsızlıklar sırt ve bel ağrısı yapabileceği gibi sırt bölgesi fıtıkları da iç organ ağrıları şeklinde bulgu verebilir. Sırt fıtığı kalp krizi ya da ülseri taklit edebilir. Bunun dışında omurgamız bir eklemler sistemidir. Sinovyal ve disk içerikli karmaşık bir omur ve faset eklem içeriği, eklem yaralanmalarına ve romatizmal hastalıkların iltihabi sonuçlarına açıktır. Yoğun kas grupları ile desteklendiğinden kas-bağ ve ligament sorunları ağrılara sebep olacaktır. Bu açıdan ağrıların kaynağı ağrının varlığını ortadan kaldırmak için ihmal edilemeyecek kadar önemlidir. Ergonomik Önlemler Omurgamız ayakta, otururken ya da yatarken vücudumuzun ağırlığını taşımaya ve dengelemeye devam eder. Sağlıklı bir omurga dizilimi normal, bu dizilimi dengeleyen bağlar ve kaslarla desteklenir. Yer çekimine karşı her hareket omurgamız tarafında dengelenmesi için tasarlanmıştır. Yanlış oturuş, duruş ve alışkanlıklar ya da uygun olmayan koltuk, taşıt kullanımı omurganın fonksiyonların bozar ve yaralanmaya açık hale getirir. Boyun, Sırt ve Bel Ağrısının Kaynağı Omurga İse; Öncelik Dizilimin Değerlendirilmesidir Doğru tanı muayene ile mümkün: Omurga dizilimi, ortoröntgenografik değerlendirmeler ile ayaktan kafatasına kadar çekilen filmler ile ayakta ve yatarak değerlendirilmelidir. Statik ayakta grafilerde tespit edilen sorunlar omurga dizilim bozukluğuna işaret ediyorsa mutlaka eğilme grafileri, gerekirse dinamik değerlendirilmeler yapılmalıdır. Bacak kısalığı ve yürüme bozukluklarının omurganın dinamiğini etkilemesi kaçınılmazdır. Düz tabanlık ve rotasyonel sorunlar omurga fonksiyonunu bozar. Yürüyüş şeklini topallama haline getiren her türlü eklem hastalığı (menisküs, bağ kopmaları, kalça pincer lezyonu, varus-valgus ) tedavi ile düzeltilmelidir. Dizilim bozukluğu yoksa: Omurga ağrılarını, özellikle kola ve bacağa yansıyan ağrı ve kuvvet kaybı, uyuşma yaratan sebep “fıtık” hastalığıdır. Fıtık omurların arasındaki disk denilen yastıkçığın yer değiştirmesi, yırtılması ve sinire bası yapması nedeniyle ortaya çıkar. Fıtıkların ilaç tedavisi-istirahat ve fizik tedavi ile geçmediği durumda çıkartılmaları gerekebilir. Sinire baskı devam ettiği sürece kuvvet kaybı ve his bozuklukları kalıcı hale gelebilir ve cerrahi tedaviden fayda görmek mümkün olmaz. Boyun-Sırt ve Bel Fıtıklarının cerrahi tedavisi: İlaç tedavisi veya fizik tedavi ile iyileşmesi geciken ya da yılda en az üç kez tekrarlayan istirahat gerektiren fıtıklar cerrahi tedavi edilmelidir. Sinir hasarı ortaya çıktıysa cerrahi acil olarak planlanacaktır. Cerrahi tedavi, açık ya da kapalı yöntemlerle uygulanabilir. Kapalı ya da Minimal Invaziv Endoskopik Disk cerrahisi pratiğimizde birinci seçenektir. Kapalı ameliyatlar 7 mm bir kamera eşliğinde doğrudan fıtık bölgesine ulaşıp disk yapısını koruyarak sadece fıtıklaşan parçayı çıkartması açısından açık cerrahiden üstündür. Giderek yaygınlaşan bu ameliyat tekniği zaman içinde açık cerrahi yöntemlerin terk edilmesini sağlayacaktır. Fıtık kapalı yöntemlerle çıkartılamazsa… Kapalı yöntem ile fıtık çıkarılamayacak durumlarda, açık cerrahi yöntemlere başvurulabilir. Kapalı endoskopik cerrahiler orta bölgelere hareket eden ya da etrafa yapışık olan karmaşık durumlarda yetersiz kalabilir. Bu durumda açık cerrahi tercih edilir. Tedavi günlük yaşantınızı ve iş hayatınızı etkileyecek mi? Her insanın günlük hayat beklentisi ve iş yaşamı farklılık gösterir. Hekimin kararı istirahat ve iyileşme süresini belirlerken çekinik tedavilerden minimal invaziv kapalı endoskopik cerrahi tedavilere değişebilir. Unutmayın! Omurga vücudumuzun eksenidir ve bizi ayakta tutar. Tedavi sonrası eski hareket kabiliyetine kavuşmak çok kısa sürer. Kapalı ameliyatlar, küçük kesilerden cerrahi yara açarlar. İyileşme süreniz derhal ayaklansanız dahi aktivitelerin bazılarını doktor önerisiyle kısıtlayarak günlük hayatınıza devam etmenizi gerektirir. Yoğun iş yaşamına derhal dönmeniz yeniden yatak istirahati gerektiren diskitis gibi ağır durumlara neden olabilir.
- El Bilek Bölgesi Sorunları
El bilek bölgesinde tümör, enfeksiyon ve travma dışı sorunlardan en sık başvurular 1. TFC yırtığı 2. Ulnar instabiliteler) 3. Kıkırdak lezyonları 4. Gangşon kisti 5. Karpal instabilite 6. Ostenekrozlar (keinböck) el bilek artroskopisi bu sorunların tamamına açık cerrahiye gerek kalmaksızın müdahale imkanı sunar.
- Çekinik İlaç Tedavi
Ortopedik cerrahide çekinik ilaç tedavisi iyileşme sırasında tedaviyi tamamlayan çok önemli bir unsurdur. Çekinik İlaç Tedavilerini beşe ayırabiliriz. 1. Anti-inflamatuar Tedavi Cerrahi kesi ya da iskelet yaralanmaları inflamasyon dediğimiz doku reaksiyonu ile iyileşir. Ağrı inflamasyon sonucu oluşan bir algıdır. Ağrıyı ve inflamasyonun yarattığı istenmeyen etkileri anti-inflamatuar ilaçlarla kesiyoruz. Steroidler bilinen en güçlü inflamasyon engelleyicidir. Steroidleri çok gerekmedikçe kullanmıyoruz. En sık kullandığımız ilaç grubu steroid olmayan anti-inflamatuarlardır (NSAI) 2. Antibiyotikler Cerrahi öncesi koruyucu (profilaktif) ya da enfeksiyon nedeniyle tedavi amaçlı antibiyotik tedavisi uyguluyoruz. 3. Antiembolik Tedavi Ortopedik tedaviler sırasında hareketsizlik ve uzuv dolaşımının etkilenmesi nedeniyle sıklıkla koruyucu antiembolik tedaviler yani kan sulandırıcılar kullanılmaktadır. Emboli oluştuğunda ilgili branş hekimleri ile hastane koşullarında tedavi uygulanır. 4. Destek Tedaviler Kas iskelet sisteminin ihtiyacı olan protein, kollajen, matriks yapısını içeren elementlerin ağız yoluyla alınması sağlanır. Glukozaminoglikanlar, kollajenler ağız yoluyla önerilir. Tedavileri tamamlar. 5. Koruyucu Tedaviler Kişinin iskelet yaralanması ya da kıkırdaklarında aşınma olmaması için sakatlanma öncesi önerdiğimiz destek tedavi paketidir.
- Ortopedi Alanında Mezoterapi
Genel olarak Mezoterapi (intradermal terapi), çok sayıda medikal durumda etkinliği bilinen, hekim tarafından uygulanan tıbbi bir prosedürdür. İlk uygulamalar 1950’li yıllarda Fransa’da başlamıştır. Mezoterapi tekniği tüm dünyada dermatoloji, fizik tedavi ve ortopedide yaygın olarak uygulanmaktadır. Tekniğin, Fransız Sosyal Güvenlik sistemi kapsamı içinde ödemesi yapılmaktadır. Mezoterapi uygulaması hedefe yönelik minimal ilaç uygulamasını içerir. Tıbbi problemin hedefine; amino asit, mineral, vitamin, vazodilatatör, antienflamatuvar, analjezik ve anestezik maddeler mikroenjeksiyon metodu ile uygulanır. Böylece sistemik ilaç verilimi ile oluşabilecek ilaç toksisitesi durumundan kaçınıldığı gibi aynı zamanda ilacın doğrudan hedefe verilmesi tedavinin etkinliğini artırmaktadır. Kombine terapiler ile çok daha etkili sonuçlar alınmaktadır. Bu uygulama, tedaviye alınan bölgeye, problemin büyüklüğüne ve tedaviye verilen kişisel yanıta bağlı olarak 2-3 aydan bir yıla kadar değişmektedir. Mezoterapide uygulanan maddelerin tamamı sağlık sektöründe günümüzde kullanılan ticari ürünlerden oluşmaktadır. Mezoterapi çok sayıda hastalığın tedavisinde kullanılmakla beraber özellikle aşağıdaki alanlarda yaygın olarak kullanımı görülmektedir: Eklem ağrıları, osteoartrit ve osteoartrite bağlı ağrılar, spinal kolon ağrıları, osteoporoza bağlı ağrılar, karpal tünel sendromu, tetik parmak, spor yaralanmaları, burkulma, tendinit, kırık ve ortopedik cerrahi operasyon etkilerinden sonra, kas ağrıları, baş ağrısı, migren, nevraljiler, anksiyete ve stres, selülit, derinin yaşlanması, saç kaybı. Mezoterapi tekniği tüm ülkelerde bu konu üzerinde eğitim almış tıp doktorları tarafından, manuel veya mezoterapi tabancaları kullanılarak uygulanmaktadır. İstanbul Medipol Üniversitesi Mezoterapi Eğitimi
- Artroskopi Nedir?
Artroskopi eklemin optik cihaz skop ile görüntülenmesidir. Eklem içi yapılar görüntülenirken, muayene edilir ve radyolojik olarak fark edilemeyen kıkırdak sorunları, eklem içi yapıların yırtıkları ortaya konabilir. Söz gelimi meniskus periferik ayrılması MRI sırasında atlanabilirken artroskopide tanı konabilir. Kıkırdak dokusunun yüzey yaralanmalarında MRI yetersidir ve artroskopi geçmeyen diz ağrılarında normal MRI tetkikine rağmen tanı amaclı dahi yapılabilir. Artroskopinin asıl amacı tanı sırasında ortaya konan sebebin giderilmesidir ki tamir/rekonstruktif tedaviler es zamanlı yapılır. Gelişmiş dikiş matertalleri ile ön çapraz bağ tamirli hastalar ertesi gün bastırılabilmektedir. Omuz çıkıkları, rotator kas onarımları derhal normal hayata dönebilmektedir. Dirsek, el bileği eklemlerinde yırtıklar onarılmakta, tenisçi dirseği gibi tedaviye dirençli durumlar düzeltilebilmektedir. Ayak bileği burkulması sonucu ortaya çıkan sıkışmalar, kalça kemiğinde takılma giderilip eklem aşınmasına engel olunabilmektedir. Artroskopi eklem cerrahisinde altın standart olarak açık cerrahi teknikleri büyük ölçüde pratiğimizden çıkartmıştır. Skop yarası 5-7 mm olup, 2-3 delikten tüm cerrahi işlemin tamamlanabilmesi cerrahi yara bakımının neredeyse gerekmemesi, kanamanın çok az olması iyileşmenin çok hızlı olmasını sağlar. Modern cerrahinin minimal invaziv tedavilere yönlenmesinde artroskopik yöntemlerin katkısı ile olmuştur.
- Minimal İnvaziv Omurga Cerrahisi Uygulamaları (Kitap)
Çeviri Editörleri Önsözü Modern tıbbi tedavileri seçenekleri arasında vazgeçilmezliğini koruyan cerrahi tedavinin hasta memnuniyeti beklenenden az olması durumunda nedenlerin sorgulanması gerçekçi olmayabilir. Bu durumda Hasta-Cerrah-Tedavi üçgeninde eşit dağılım yapılsa bile, tedavinin morbiditesi çekinik yöntemlere göre her zaman yüksek bulunur. Omurga cerrahisinde ideal tedavi nasıl olmalıdır? Sorusunu cevabı aynı üçgen dahilinde çözülmesini beklemek yerine Hipokrat’ın “önce zarar verme” mottosunu klavuz almamız yanıltıcı olmaz. Cerrahinin morbiditesinin azaltılması hedefe ulaşırken anatomik bütünlüğün olabildiğince korunması ve kapatma sırasında tamirin usulüne uygun yapılması ile mümkün olabilir. Disk cerrahisinde hedefe laminotomi ve flavumektomi ile ulaşılması alışkanlığı 1913 yılından beri süregelmektedir. Bu durum cerrahi sırasında geri dönülmez anatomik bozulmanın kapatma sırasında düzeltilememesi anlamına gelir. Hastanın radiküler ağrı bulgularının azalması mümkün olsa da bel ağrısının kronik hale gelmesi kaçınılmaz olabileceği gibi yeni sorunlar yaratabilmektedir. 1937 yılın Pool aydınlatılmış bir tüple cerrahi yapmayı denemiş olsa da yöntemin morbiditesinin azaltılmasında katkısı olmamıştır. 1920 yıllarında Eugen Bircher eklem cerrahisinde tanı amaçlı ilk artroskopiyi uygulamalarını yayınladı. Bricher torakolaparoskopik tedavi denemesine rağmen 1970 başlarına kadar bu tedavi şekli ihmal edildi. Disk cerrahisinde ise Mallis ile alışkanlık devam ediyordu. Mallis 1955 yılında mikroskop kullanarak anatomik yapılara zararı azaltıp,cerrahi sonrası fibrozisi büyük ölçüde azaltmaya çalışmıştır. Oysa hedefe ulaşma yolunu veya yöntemi değiştirmek en akılcı çözümdür. 1980 başlarında artroskopinin yeniden başlamasıyla eş zamanlı, Hijikata, Asher ve Kambin disk cerrahisinde intradiskal tedavi yolunda transforaminal güvenli üçgeni tarif ettiler. Kambin güvenli üçgeni yayınlandı ve “spinal artroskopi” kavramını tanımlandı. ilk uygulamalar yapılırken, kavram ve tanımlama karmaşaları arasında endoskopik disk cerrahisine özel aletlerin tasarımı yapıldığında 1990’lı yıllara henüz girilmekteydi. Yeung, Leu ve Knight sistemleri, sırasıyla Wolf, Storz ve Endospine firmaları tarafında piyasalarda yerini almıştı. Eş zamanlı olarak Amerikan minimal invaziv omurga akademisi düzenli dergi yayınlarına başlamasıyla elimizde tuttuğumuz kitabın temeli atılmış oldu. Kitabın ilk baskısı 2000 yılında yapıldı. Minimal İnvaziv omurga cerrahisi dergisinde basılmış öncü yayınların derlemesi şeklindeydi. Ancak en önemli özelliği multidisipliner yapıya sahip olmasıydı. Minimal invaziv cerrahinin temel aldığı tüm unsurlara yer verilmiş bir uzlaşma metnini andırıyordu. Endoskopik cerrahi hızla yaygınlaşıyordu. Kambin öğrencileri akademiyi oluştururken, Avrupa ve Kore’de başarılı tedaviler raporlamaya başlandı. Kitabın yeni baskısının hazırlanması kaçınılmaz hale geldiğinde öncüler geri plana çekilmeden 2005 yılında ders kitabı niteliğinde bir kaynak kitap elde edilmiş oldu. Artık Martin Savitz yoktu ama John Chiu Miss bayrağını taşıyor, Benjamin Alli akademiyi ayakta tutuyordu. Ülkemizde ise 2005 yılında ilk kez yapılan Imlas kongresi ve Eklem Hastlalıkları cerrahisi dergisinde çıkarttığımız özel sayı dışında özelleşmiş kaynak yoktu. Ismiss kongresini 2008 yılında yaptığımızda kongre kitabı da önceleri gibi İngilizce dilinde çıkartılabilmişti. İkinci Ismiss kongresinden önce desteğini aldığımız Amerikan Akademi üyeleri ve John Chiu ile bu konuyu dile getirip kaynağın Türkçe çevirisi iznini aldık. Aralık ayında başlayan çalışmalar kısa süre olmasına rağmen hızla sonuçlandı ve kitap dilimize kazandırılmış oldu. Ülkemiz tıbbi tedavilerde hiçbir zaman dünyanın gerisinde kalmamıştır. Minimal invaziv cerrahi geleceğin cerrahisi olarak düşünülürken hemen yarın vazgeçilmez olduğunda en iyi uygulamaların ülkemizde yapılacağında şüphemiz yoktur. Bu bağlamda bu kitabın ortaya çıkartılmasını kutsal bir görev kabul ediyoruz. Dolayısıyla çeviriyi kabul eden ve yardımlarını esirgemeyen meslektaşlarıma, Nuran Karacan şahsında Güneş kitabevi çalışanlarına, kongre operasyon müdürümüz Yeşim Tanrıverdi’ye teşekkürden öte şükran borçluyuz. Dr. Tolgay Şatana Kitabı Satın Almak İçin: Nobelkitapevi.com Akademisyen.com Tercihkitabevi.com
- Kapalı Bel Fıtığı Ameliyatı
Kapalı bel fıtığı ameliyatı, cilt açılmadan, cildi delerek yapılır. Normal anatomik yolları, kaslar arasındaki aralıkları kullanarak omuriliğe foramen dediğimiz doğal delikten ulaşılır. Foramenden çıkan sinire zarar vermeden, cildi delerek bir tüp yardımı ile sinire baskı yapan fıtığa ulaşılır. Kamera eşliğinde yapılan ameliyatta hiçbir anatomik yapıya zarar vermeden, kamera görüntüsü yardımıyla fıtık çıkartılır. Kapalı bel fıtığı ameliyatının diğer bel fıtığı ameliyatlarından farkı nedir? Kapalı ameliyat cilt açılmadan, cildi delerek yapılan ameliyattır. Herhangi bir anatomik yapıya zarar verilmez. Ortopedik cerrahide eklemlere yapılan artroskopi kapalı ameliyatlara örnektir. Bu ameliyatlarda cilt kesilmeden yapıldığı için kanama bir çay kaşığından fazla olmaz. Mutlaka optik bir cihaz yani kamera kullanılır. Kamera eşliğinde yapılan ameliyatta içeride başka bir anatomik yapıya zarar vermeden, doğrudan rahatsızlığa yönelik teşhis ve aynı anda tedavi yapılır. Kapalı bel fıtığı ameliyatı, diğer ameliyatlara göre daha konforlu mu, eski sistemle arasında fark var mı, iyileşme süreci nasıl? Cerrahi demek, yara açmak demektir. Bir dokuyu tedavi etmek için yara açmak gerekir. Modern cerrahide ise yara en aza indirilir ve doğrudan soruna ulaşılır. Endoskopik cerrahi, laparoskopi, artroskopi, kapalı bel fıtığı ameliyatı ve boyun fıtığı ameliyatlarının tamamında minimum yarayla lezyona, sorunlu bölgeye ulaşılıp hastalık tedavi edilir. Bu yüzden de hızlı iyileşme söz konusudur, çünkü herhangi bir zarar verilmez. Bir yer kesilmediği ve herhangi bir doku çıkartılmadığı için de hasta rahatsızlığından hemen kurtulup, işine dönebilir, hatta ameliyat masasından bile yürüyerek kalkabilir.











